DEĞİŞMEYEN ANNE YASA

YAYINLAMA: 28 Nisan 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 27 Nisan 2026 / 17.21

ANA denince insanın aklına birçok konu ve tanım gelir değil mi? Birkaç örnek vermek gerekirse ANA YOLANA HATANA YEMEKANA CADDEANAVATAN ve ANAYASA gibi terimler bir konunun temelini anlatmaya yetmekte. ANA ile başlayan bu tanımları çoğaltmak mümkün. Ancak önemli olan tanımladığımız bu konuların neyi ifade ettiğini anlamak gerekli.  

Siz rahmetli annemi tanımadınız. Onun evde bazı kuralları vardı. Sabah erkenden kalkılırdı. Evimizde bir banyo olduğundan, yataktan ilk kalkan banyo sırasını kapardı. Banyonun hemen karşısında küçük bir mutfak vardı. Sabahleyin erkenden çay suyu konur, demlenmeye bırakılırdı. Sofra kurulmasına evdeki herkes yardımcı olurdu, hatta küçük kardeşim de sandalyeleri masanın etrafına koyar, önce kardeşim sandalyeye oturur, masada yerini alırdı. Sofraya taze ekmek koymak için karşıdaki fırından ekmeği almak benim görevimdi. 

Babam sofraya gelmeden kahvaltı başlamazdı. Annemin kurallarından önemli bir tanesi, aile babası sofraya oturmadan yemek yenmezdi. Eve ekmek getirenin yemek başlamadan sofrada olması gerekir, derdi annem. Yemekten sonra babam işe giderken, ben de okula giderdim. Akşam eve zamanında gelmem tembih edilirdi. Ancak ben hem okuyup hem de çalıştığım için akşam radyoda nöbette kaldığım geceler eve geç gelirdim. Fakat bizim evde akşam yemeği saat yedide yenirdi. Bu saati kaçıran mutlaka aç kalırdı. Sofra kalktıktan sonra tekrar kurulması kaide dışındaydı. Bu nedenle sofraya geç gelmek söz konusu olamazdı.  

Evde daha birçok kurallar vardı ve bu kurallar genelde değişmezdi. Hele evin eşyasının yerleri hiç değişmezdi. Kanepenin yeri, masanın yeri, hatta büfenin içindeki bazı malzemelerin yeri, hemen hemen hiç değişikliğe uğramazdı. Seneler sonra aynı büfeyi açtığımda, eşyalar yine aynı yerde bulunmaktaydı. 

Yatılı okuduğum senelerde tatile eve geldiğimde, çekmeceleri bir bir açar bakardım. Dantelli peçeteler mutlaka yeşil kapaklı komodinin içinde bulunur, gümüş kaşıklar büfenin ilk çekmecesindeki yerini her zaman korurdu. 

Evlendiğimde eşim bazı örtülerin yerini değiştirmeye kalktığında, annemden ciddi sözler dinlemişti. Her evin içinde bulunan sabit yasaları vardır ki bunları değiştirmek doğru olmaz. Ben bunları ANNE YASA olarak tanımlarım. Anne yasayı herkes tarafından kabul gören bir kaideler manzumesi olarak tanımlarım.  

Bakın ANA ile başlayan birçok tanım bulmanıza rağmen BABA ile başlayan bir tanım bulmakta zorlanacağınızı düşünmekteyim. BABA ile başlayan aklıma bir tek İSKELE BABASI gelmekte. Hani yelkenli gemilerde ANA YELKENİ taşıyan BABA DİREK yoktur, ona da ANA DİREK denir. 

Her ülkenin, ülke yönetiminde uyduğu yasalar vardır. Bazı ülkelerin ise ANAYASA’sı vardır ve ANA YASA’ya dayanarak YASA yaparlar. Bizim ülkemizde ise çok değerli insanlar tarafından hazırlanmış, iyidir veya değildir, zamana uygundur veya değildir amma bir ana yasasımız vardır. Bu anayasa, çok değerli tarafsız anayasa profesörleri tarafından hazırlanmıştır. Başlarında Prof. Orhan Aldıkaçtı vardı, en son hatırladığım ANA YASA‘nın yazıldığı zaman. Yani herhangi bir partinin üyesi, bir hukukçu tarafından değil, bağımsız bir hukuk kurulu tarafından hazırlanmış ve halk oyuna sunulmuş, %91.37 olumlu oylarla kabul edilen ana yasamız bugün hala geçerlidir. Bunu beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, ancak bu bizim ana yasamız. Şahsi menfaatlerinize uymayabilir bu anayasa. Bütün Milletvekilleri bu anayasaya sadık kalacağına ‘ŞEREFİ VE NAMUSU’ üzerine söz verirler.  

AND İÇMEK yemin etmekten çok daha önemlidir. Şerefi ve namusu üzerine verilir bu söz. Sözümden dönmem anlamınadır, bu cümleler. Ha diyeceksiniz ki kişide şeref ve namus mefhumları zayıf veya yoksa ne olur, buna verebileceğim bir cevap olmadığını beyan edebilirim. İnsanların mutlaka bir manevi değeri vardır ki bunların üzerine AND içerken dikkatli olmaları gerekir. Ülkemizde Cumhurbaşkanı da aynı yemini etmekte, isterseniz bir göz atalım:

"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim."

Bu sözler Meclis kürsüsünden söylenirken hem seçilmişler hem de halk bu sözleri dinler. Daha sonra ‘Sivil Bir Anayasa Yapacağız’ demenin bir harbiyesi olduğuna inanmamaktayım. 

Bunun tıpkı ANA YASA’yı değiştirip, TEK ADAM rejimine toplumu ikna ederek, ülkeyi getirdikleri duruma benzeyeceğine inanmaktayım.    

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurguladığı ULUS Devlet kavramlarını tek tek yıkarak, meçhule giden yolda, ülkemizin her konuda ne kadar gerilediğini seyretmekteyiz. Kılık kıyafetten tutun da eğitimin temel yapılarını yıkan ve son 20 senede 22 kez değişen ucube eğitim sisteminin genç nesil yavrularımız üzerindeki olumsuz etkilerinin nasıl tezahür edeceğini merak etmekteyim. Okullarda terör, yasaklı madde kullanımı, öğretmenlere şiddet, 647 adet cemaat, tarikat ve dini derneklerle Bakanlığın yaptığı sözleşme ile Milli Eğitim Şuralarında Alınan Hangi Kararların yıkılacağını merak etmekteyiz.  

Annem Cumhuriyet Öğretmeni idi, dindardı ve beş vakit namazını kılardı. Teni güneşe hassastı ve bu nedenle uzun kollu giyinirdi ve baş örtüsünü yalnız güneşli zamanlarda kullanırdı. Bugün yaşasaydı annem, ülkesinin Eğitim sistemini büyük çaba ile değiştirmeye uğraşan Kararname Profesörü Bakanı, Anayasayı değiştirmeye kalkışan insanları, hele Hukuku hiçe sayan yöneticileri asla sofrasına almazdı, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına .

 

DEĞİŞMEYEN ANNE YASA
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *