4 HAZİRAN VE KORUNAMAYAN BİR NESİL
4 Haziran, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından “Uluslararası Masum Çocuk Kurbanlar Günü” olarak ilan edilmiş bir gün. Bugün, ilk olarak savaşların çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekmek amacıyla, 1982 yılında Lübnan savaşı sırasında hayatını kaybeden çocukların anısına kabul edilmiş. Bugün geldiğimiz noktada biliyoruz ki çocukların hayatını tehdit eden şey yalnızca savaşlar değil.
Çocuklarımızı savaş zamanı bombalardan kurtaramıyoruz , üstelik savaşmayan ülkelerde de onları açlıkla, ihmalle, yoksullukla başbaşa bırakıyoruz. Sosyal devlet konusunda karnemiz çok kötü olduğu için, çocuklarımız bu garabet sistemin içinde kayboluyorlar.
Ülkemizde son yıllarda çocuk ölümleri, çocuk istismarı ve çocuklara yönelik organize şiddet suçları artık çığırından çıktı. Çocukların ölümüne bireysel cehalet değil , sistematik beceriksizlikler , ekonomik eşitsizlik ve cezasızlık kültürü sebep oluyor. Her yeni olay birkaç gün boyunca gündem oluyor; ardından unutuluyor. Ama geride parçalanmış aileler, travmalar, ürkek ve korunamayan bir nesil kalıyor.
Tüm bunlara ek olarak Türkiye’de Mesleki Eğitim Merkezi sistemi, yani MESEM adıyla bilinen bir garabet daha var. Amacının “meslek edinme” ve “gençleri iş hayatına hazırlama” olduğu söylenen bu bilinçsiz uygulama, binlerce çocuğumuzun omuzlarına fabrikalarda, sanayi sitelerinde, oto tamirhanelerinde, metal atölyelerinde ağır yükler yüklüyor ve ucuz iş günü hainliğiyle çocuklarımızın hayatını tehlikeye atmaktan çekinmiyor.
Hiçbir ön eğitim almadan en zorlu işlerle karşı karşıya savunmasız ve korumasız bırakılan çocuklarımızın bazıları, ne yazık ki evlerine dönemiyor.
Bu ölümler çoğu zaman “kaza” olarak kayıtlara geçiyor. Oysa bir çocuğun çalışırken ölmesi yalnızca teknik bir iş güvenliği problemi değil, toplumsal bir çöküşün ayak sesleri…
Bu garabet sistemi denetlemeyen sorumlular yüzünden çocuklar, eğitim almak yerine, üretim bandında ölüyorlar. Burada yalnızca işveren değil; sistemi kuran, denetlemeyen ve sessiz kalan herkes sorumlu.
Çocuk emeğini normalleştiren toplumlar, zamanla çocukların acısını da normalleştirmeye başlıyor ki bu da toplumca işlenmiş cinayetlerin rasyonelleştirme yolu.
Türkiye’de son yıllarda çocuk çeteleri de ciddi biçimde artan bir toplumsal sorun. Daha ergenlik çağındaki çocukların silahlarla, uyuşturucu ağlarıyla ve organize suç yapılarıyla ilişkilerini, ortaya çıkan olaylar sonuda, görüyor ve hayretler içinde kalıyoruz.
Oysa yoksulluk, aile içi şiddet, eğitime erişimsizlik, umutsuzluk, sosyal dışlanma ve gelecek kaygısı; çocukları ait hissedebilecekleri alternatif yapılara yöneltiyor. Sokak, ne yazık ki bu çocuklar için evden daha güvenli hale geliyor. Toplum ise sonucu görüyor ama nedeni umursamıyor.
Türkiye’de çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları yıllardır toplumun en büyük yaralarından biri olmaya devam ediyor. Bazı çocuklar istismara uğruyor. Bazıları susturuluyor. Bazıları tehdit ediliyor. Bazıları ise yaşamını kaybediyor.
Tecavüze uğrayıp öldürülen çocukların haberleri, Türk halkının hafızasında çok kısa sürede siliniyor.
Oysa unutulan her çocuk, toplumun vicdanından eksilen bir parça.
En korkutucu hususlardan biri , birçok vakada fail ya aile çevresinden, ya yakın çevreden, ya dini yapılardan veya çocukların güvenmesi gereken kişilerden çıkması. Kendini güvende sanan minicik yavrularımız ne yazık ki yalnızca sokakta değil; evde, okulda, kurumlarda ve toplumun “güvenli” kabul edilen alanlarında da tehlikedeler, çünkü sistem çalışmıyor.
Tehdit , görünenden çok büyük, çünkü çocuklarına güvenli alan sağlayamayan toplum , onların, geleceğini de koruyabilecek güçte değil.
Dünya çapında büyük yankı uyandıran Jeffrey Epstein dosyaları, çocuk istismarının yalnızca bireysel sapkınlıklardan ibaret olmadığını gösterdi. Güçlü insanların, siyasi bağlantıların, paranın ve sosyal statünün; yıllarca çocukların istismar edilmesini nasıl görünmez kılabildiği ortaya çıktı.
Bu dosyalar bize önemli bir gerçeği hatırlattı: Çocukları korumayan sistemler, çoğu zaman güçlüleri koruyan sistemler. Cezasızlık, hukuksuzluk herkes için çok tehlikeli ama çocuklar bu durumdan en çok zarar gören grupta.
Ez cümle: Çocukları yalnızca suç işlediklerinde ya da öldürüldüklerinde konuşup, o noktaya nasıl geldiklerini görmezden geldiğimiz sürece hiçbir çözüm gerçek olmayacak.

