DEMİR YOLLARI

YAYINLAMA: 23 Haziran 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 22 Haziran 2026 / 18.53

Türkiye Cumhuriyeti tarihinden daha eskidir Anadolu’da demiryollarının gelişmesinde atılan ilk adım. Osmanlı’nın son dönemlerinde İstanbul’dan Bağdat’a kadar uzanan bir demiryolu yapımının gerçekleştirilmiş olduğunu biliriz. Hatta demiryolu konusunda yine İzmir’den Denizli’ye kadar uzanan bir demir yolunun yine Osmanlı zamanında yapıldığını bilmekteyiz. Demir yolu konusunda Almanya’yı ve İsviçre’yi kıskanmamak elde değil. Almanya’nın, Nazi döneminde çok büyük bir yatırımla en ücra köşesine kadar demir yolu döşediğini bilmekteyiz. 

Almanya’nın içinde iş insanlarının, şehirler arası seyahatte genelde trenleri tercih etmesinin çok nedenleri bulunmakta. Bir şehrin en merkezi yerine kadar ulaşan demir yollarının, en avantajlı seyahat yöntemi olduğunu düşünürüm. Almanya’da demir yolları ağının 38 bin 700 kilometre olduğunu söylerler. 

Konya şehri kadar yüz ölçümü olan İsviçre, 41 bin 285 kilometrekarede tren yolu ağı 14 bin 437 kilometredir. En küçük köye kadar uzanan bir ulaşım sistemi. Dağlarla çevrili İsviçre’de, bu demir yolları için kilometrelerce tünel açtıklarını görmekteyiz. Kıskanmamak elde değil. Her şehirden istediğiniz her yere trenle gitme imkanı olması bir tarafta, günün her saatinde istediğiniz yöne gitmek için bir tren mutlaka bulursunuz. Her istasyonda büyük sarı renkli tren saatlerini gösteren tabelalar bulunur. Bulunduğunuz şehir veya kasabadan hangi saatte, hangi yöne treninin kalkacağını gösteren bu çizelgelerde, dakikası dakikasına yazılı görürsünüz. 

Bu iki ülkede tren istasyonlarında bulunan bazı cihazlara gideceğiniz şehrin adını girip, hangi saatlerde hatta hangi dakikada oradan trenin kalkacağını bulursunuz. O kadar sıklıkla tren geçer ki size çok fazla alternatifler sunulur. Günün bazı saatlerinde tren biletleri ücretleri düşük olur, bazı saatlerde ise çok yüksek ücret ödersiniz. Trenin kalkış saati örnek olarak 14.23 diyorsa 24 veya 25 hatta 26 hiç olmaz. Mutlaka 14.23’te o tren kalkar. Varış noktasında ise 16.37 yazıyorsa, tren tam 16.37’de istediğiniz şehre varmış olur. Bugüne kadar çok kere bu ülkelerde trenle seyahatimde varış veya kalkış saatlerinin gecikmesini hiç yaşamadım. 

Bu ülkelerde de SCHNELLZUG diye adlandırılan trenler vardır. Bu trenler her durakta durmaz, önemli şehir ve kasabalarda durup, çok yüksek hız yaparlar, hani uçakla gitmek istediğiniz şehre, bu trenlerle daha çabuk ulaşırsınız. Bunların da süratleri konusunda fazla bilgi sahibi değilim, ancak 250 km süratten daha fazla olduğuna inanırım. Hatta Japonya’da TOKYO ile OSAKA şehri arasında işleyen hızlı trenin TOKAİDO SHİNKANSEN adı ile anılan Mermi Tren anlamındaki trenin hızının saatte 300 km olduğunu okumuştum. Böyle bir tren hızı için çok özel tren yolu olması gerektiğini düşünmekteyim. 

Gel de kıskanma bu ülkeleri. Hele Japonya için bir iki cümle söylemek gerek. 2’inci Dünya Savaşı’nda Pearl Harbour baskından sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin 6 AĞUSTOS Hiroshima ve 9 AĞUSTOS’TA Nagazaki’ye attıkları atom bombasında, 228 binden fazla Japon hayatını kaybetmiş, bir o kadar da sakat kalmış, radyasyona maruz kalıp hayatlarını daha sonra kaybedenlerin sayısı ise bilinmemekte. Japonya’nın 1945 senesinde yok olamaya yakın bir yerden, bugün teknoloji devi olmasını saygı ve hayranlıkla izlemekteyiz. 

Gelelim ülkemizdeki teknolojik gelişmenin, seneler itibari ile nereden nereye gelemediğine bakmak için sadece bir konuya değinmek isterim. Osmanlı İmparatorluğu’nda başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti ile devam eden Demir Yolları işletmemize. Ancak bizim işletme konusunda sınıfta kaldığımızı düşünmekteyim. 

Bir Hızlı tren projesi, 1976’da merhum Süleyman Demirel zamanından başlayarak AYAŞ tünelinde senelerce oyalanmamız sonrasında, Devlet Demir Yolları İşletmesi adı altında çok kötü bir işletme sergilendiğine şahit olmaktayız. 

 

Bakın bir inceleme yapalım sizlerle: 1945’ten bu yana bu işletmenin KAZA not defterine bir göz atmamızda yarar var: 

 

1945 Erzincan Tren kazası          40 ölü

1948 Ankara Tren kazası             38 ölü 

1952 Niğde Tren Kazası               31 ölü

1957 Yarımburgaz Tren Kazası   95 ölü

1961 İstanbul Tren Kazası           15 ölü

1972 Konya Tren Kazası               38 ölü

1979 Ankara Tren Kazası              32 ölü

1980 Kayseri Tren Kazası              25 ölü

2004 Pamukova Tren Kazası        36 ölü

2004 Tavşancıl Tren Kazası             8 ölü

2008 Denizli Tren Kazası                 9 ölü

2018 Uzunköprü Tren Kazası        25 ölü

 2018 Yenimahalle Tren Kazası       9 ölü

 

Kanımca hiçbir işletmenin bundan daha kötü bir karnesi olabileceğini düşünmüyorum. Toplam 13bin 128 km uzunluğunda demir yoluna sahibiz. Almanya’nın 1/3’i kadar, İsviçre kadar bile demir yoluna sahip değiliz. Hatta bu demir yolunun 7200 kilometresi de Cumhuriyetin ilk yıllarında inşa edilmiş. Tabii en önemli unsur da bu yollardaki trenlerin iyi işletilmesinde yatmakta. 

Geçtiğimiz hafta bizim YHT diye adlandırdığımız, ancak Yüksek Ücreti dışında fazla bir değeri olmadığına inandığım trenle İstanbul’a, uçak ücretine yakın bir ücretle seyahat ettim. Ankara ile Eskişehir arası konusunda bir söz söylemek istemiyorum. Ancak Eskişehir ile İstanbul arası sanki ÇİN işkencesi. Dur-kalk usulü ile işletilen YHT anlamını burada yitirmekte. Her gecikilen dakika bir diğer istasyona yansımakta, dakikalar uzamakta, ne zaman nihai noktaya varılacağı ise bir muamma olmakta. 12.01’de İstanbul Söğütlüçeşme’de olması gereken tren 12.34’te ancak ulaşabildi. Şimdi biz buna hızlı tren mi diyeceğiz? Geç bunları anam babam, Almanya’yı, İsviçre’yi kıskanıyorum. Bizim kayyım kafamızın değişmesi gerek, Atatürk ‘ün gösterdiği hedefi bulmamız şart, Hava Alanından ATATÜRK ismini silmeniz size bir şey kazandırmaz, halkın kahramanı olmanız için Halkın içinde olmanız gerekir, Sarayın içinde değil diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

 

 

DEMİR YOLLARI
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *