Dilek Çeşmesi
Bursa ilginç bir şehirdir. Her bir köşesi tarih kokar. Bu şehirde 6 Aralık 1931 senesinde Hisar Mahallesi’nde bir çocuk dünyaya gelir. Doğan bu güzel insana ZEKİ ismini koyarlar. Anne ve babası ÜSKÜP’ten göç ederek Bursa’ya yerleşen bir ailenin tek çocuğudur. İlkokula Bursa Osmangazi İlkokulu’nda başlar, ev taşınmasından ötürü Tophane İlkokulu’nda devam eder. Sesindeki pırıltı ta o yaşta öğretmenleri tarafından keşfedilir.
Ortaokulu da Tahtakale Ortaokulu’ndan çok iyi derece ile mezun olup, İstanbul Boğaziçi Lisesi’ne kayıt olur. Bu okulu da birincilikle bitirir. Daha sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girer. Daha sonrada herkesin bildiği Zeki Müren, sahnelerde aranan Türk Sanat Müziği sanatçısı olarak tanınır. 1950 senesinde İstanbul Radyosu’nun açtığı solist sınavını birincilikle kazanıp, bir sene sonra canlı olarak radyoda bir konser verir.
Zeki Müren Ankara’ya geldiğinde Karayolları Genel Müdürlüğü’nde çalışan Şahap’ın evinde kalırdı. Karayollarında iki kişinin adı Şahap’tı, birisi benim dayımdı, diğeri ise ZEKİ MÜREN’in yakın dostu Şahap. Kızılırmak Caddesi’nde Kızılırmak Sineması’nın verev karşısında, APAK Apartmanı’nın 3’üncü katında otururdu. Futbol Federasyon Başkanı Orhan Şeref Apak da bu apartmanda otururdu. Zeki Müren’i ilk defa bu binada tanıdım. Sevdiğim bir arkadaşım vardı üniversitede, onu okuturdu Zeki Müren. Üniversite sonrası onu Amerika’ya Master yapması için gönderdiğini hatırlarım.
Zeki Müren bir çok talebe okuturdu. Onların okul masraflarını ve harçlıklarını verirdi. Kızılırmak Caddesi’nde AYŞE ABLA adlı bir de ilkokul varlığını sürdürürdü. Atakan Sobay isimli bir de okul arkadaşım vardı, onların da bu caddenin üstünde bir evleri vardı.
Kızılırmak Sokağı’nın başında ise Yardım Sevenler Kız Yurdu bulunurdu. Bu semt Kocatepe adı ile anılırdı. Bu tepe şehre hakim olduğundan bir cami yapılması planlanmıştı. Cami dört ayağın tuttuğu tek bir kubbe olarak planlanmıştı. Bu çizimin Mimarı ise, Ankara’nın tanıdığı unutulmaz efsane belediye başkanı Mimar Vedat Dalokay idi. Dalokay’ın çizdiği caminin dört ayağından ilkinin temeli atıldı. Bu kubbe ayağını MİMAŞ adlı bir inşaat şirketi, projenin başlangıcında, camiinin inşaatına başladı. İlk ayak bittikten sonra inşaat durduruldu. Sonraları projenin değiştirilmesine karar verildi. Bugünkü mevcut Kocatepe Cami inşaatının başlaması için, mevcut kubbe ayağının kırılması gerekti. Bu yıkım yaklaşık 2 ay sürdü. Bu mabedin inşaat sürecinde ben de Kızılırmak Caddesi’nin başladığı köşede oturmaktaydım. Bu nedenle bu geçiş dönemini bizzat yaşadım.
Zeki Müren’in çocukluğu döneminde yaşadığı MURADİYE semtinde bir çeşme vardır. Bu çeşme yöredeki insanlar tarafından ‘DİLEK ÇEŞMESİ’ diye tanınır. İnsanlar bu çeşmeye gelir, bir maşrapa su içer, dilek diler ve dua ederler. Bir şarkı vardır sözlerini Seyhan Girginer’in yazdığı, değerli bestekar Bilge Özgen’in Nim Sofyan usulünde Hüseyni makamda bestelediği çok dokunaklı bir şarkı ‘DİLEK ÇEŞMESİ’ . Sözleri şöyle başlar :
Bu Bir Dilek Çeşmesi Dediler Bana
Oturdum Yosun Tutmuş Islak Taşına
Anlattım Neler geldi Dertli Başıma
Uzattım Ellerimi Seni Seni Seni Diledim
Zeki Müren, bu şarkıyı o kadar içten söyler ki sanki Muradiye’deki Dilek Çeşmesine oturmuş da söylüyor sanırdınız.
Günümüzde en önemli konu, halkın Devlete olan güveninin sarsıldığı FON dolandırıcılığının yaşanması. Sanki Ali Baba ve 40 Haramiler, kısıtlı gelirleri olan halkın parasına ve malına kastederek, alenen soyması gibi bir şey. Keşki 40 HARAMİ olsa, devlet içinde kaç harami olduğu bile bilinmemekte. Bu soygunda 830 milyar lira gibi bir değerden bahsedilmekte. 131 kişi, isimleri saklı, konunun içinde zannediliyor. Ancak böyle bir vurgunun Beş Tepe’nin haberi olmadan yapılmasının mümkün olmadığı aşikar. Devletin halkı soyması gibi büyük bir vurgunun, bürokrat ayağı bulunmaması mümkün görünmemekte.
Bugün yaşasaydı Sanat Güneşimiz Zeki Müren, DİLEK ÇEŞMESİ adlı şarkıyı icra ederken, Haramileri düşünerek, çeşmenin başında ellerini göğe açıp neler dilerdi acaba diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

