ANASAYFA arrow right 20 Yıl Önce

Dünyada yükselen değer olan örgütlenme bizde önemini yitirdi

Dünyada yükselen değer olan örgütlenme bizde önemini yitirdi
YAYINLAMA: 02 Temmuz 2026 / 12.26
GÜNCELLEME: 02 Temmuz 2026 / 12.26

Örgütlenmenin uygar ülkelerde yükselen değer olduğunu, ülkemizde özelliklerde kentimizde ise tükenen bir değer haline getirilmeye çalışıldığını söyleyen Tek Gıda İş Sendikası Şube Başkanı İzzet Özcan, "Gaziantep gıda alanında ilerlerken biz sendikalı işçi bulamıyoruz. Bu ne biçim bir çelişki? Örgütlenme çağdaş, sorgulayan katılımcı toplumların olmazsa olmazıdır. Oysa ülkemizde çağdaşlıktan söz edildikçe örgütlenmenin de önü kesiliyor" dedi.

En az örgütlü kesim işçilerdir

Gaziantep'te gıda üreten 50’ye yakın fabrikada 10 binlerce gıda işçisi bulunduğunu, ancak bunlar arasında sendikalı olanların yok denecek kadar az olduğunu kaydeden Özcan, "Tüm sektörler arasında en az örgütlü olan kesim işçilerdir. Bakkal, berber, dürümcü, eczacı, ayakkabıcı hemen her sektörün bağlı bulunduğu, hatta bağlı olmak zorunda olduğu bir odası vardır. İlgili odaya kayıt olmayanlar iş yapamıyor. İşçilerin de sivil toplum örgütü sendikalarıdır. İşçilerde ise tam tersi bir işçi sendikalı olduğu zaman kapının önüne konuluyor. Bu ne biçim bir çelişki? İşveren örgütlü olmak zorunda. Ancak işçi örgütlü olduğu zaman kapının önüne konuluyor. Bu durum da en az örgütlü kesim işçilerden oluşuyor" diye konuştu.

Bir tek işçiler örgütsüz

2 Bine yakın işçisi bulunan fabrikalarda bile sendikalı işçi bulunmadığını ifade eden Özcan, "Küçük işletmeleri saymazsak, sadece OSB'de un fabrikaları hariç 50'ye yakın gıda imal eden fabrika var. Bu 50'ye yakın fabrikada 10 binin üzerinde işçi var. Bu fabrikaların pek çoğunda bine yakın işçi çalışıyor. Gıda sektöründe faaliyet gösteren ve 2 bine yakın işçisi bulunan fabrikalar da bile bir tek sendikalı işçi yok. Onlarca makarna fabrikasında ise sadece birinde sendikalı işçi çalıştırıyorlar" şeklinde açıklama yaptı.

Sağlam olsa sendikadan korkmaz, Sendika her şeyden önce kayıt dışını ortadan kaldırıyor

İşverenin sendikayı reddetmesinin nedeninin işçinin yasal haklarını yerine getirme korkusundan kaynaklandığını, bu durumun işverenin sağlıklı iş olanağı sağlamamasından kaynaklandığını dile getiren Özcan, "İşveren, işçiyi 8 saat değil, 12 saat çalıştırıyor. İşçi sendikalı olduğu zaman 12 saat çalıştıramayacak. Çok yerde işçinin SSK primi bile ödenmiyor. İşçi tama men kayıt dışı, ama sendikalı olduğu zaman işçiyi kayıt dışı çalıştırma ortadan kalkacak, bu durum işverenin işine gelmiyor. Konu devlet millet sevgisine gelince mangalda kül bırakmaz, ama ne milletin sigortasını öder ne de devletin vergisin. Sendika her şeyden önce kayıt dışını ortadan kaldırıyor. Oysa işçi sendikalı olsa kayıt altına girecek. Bu durum sadece işçinin güvenliği için değil, devletin de kazancına olur. Çünkü işçi SSK'lı olur ve günde 8 saat üzerinden çalışır ve o süreden bordro gösterilirse, maliye de kazanır, SSK'da kazanır. Sendika her şeyden önce işçiyi kayıt altına alacağından kurumların kayıt dışı diye bir sorunu kalmaz" diye konuştu.

Emeğin örgütlü gücü oluşturulmalı

Kapitalizmin oluşmasının da sermaye ve yanında emeğin örgütlü gücünün de oluşması gerektiğini yineleyen Özcan, "Kapitalizm, küreselleşen sermayenin uluslararası dağılımında işçiyi insan gözünde görmeyip robot ya da oyuncak gibi görüyor. İşçiyi robottan da öte gelir aracı olarak gören kapitalizmin oluşmasında sermaye ve yanında emeğin örgütlü gücünün oluşması gerekir. Sermayenin egemen olduğu sistem köleci bir sistemdir" dedi.

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *