Sendikacıdan ürperten açıklama: '‘Okullarda, tahmin edemeyeceğimiz oranda çeteleşme söz konusu...”
Okullarda yaşanan şiddet ve çeteleşmenin eğitim sistemini tehdit ettiğini, toplumsal hayatta yaşanan şiddetin ilköğretimin birinci kademesine kadar yayıldığını ifade eden Eğitim Sen Şube Başkanı Mehmet Bozgeyik, yurt genelinde 9 öğrencinin öldüğünü, 35 öğretmen ve öğrencinin ise yaralandığını söyledi. Bozgeyik, şiddetin altında yatan nedenler den bir kısmının, “Gelecek kaygısı, gençler arasında sisteme dönük güvenin aşınması, kültürel yozlaşma ve yabancılaşma, kalabalık sınıflar, yazılı basının ve görsel medyanın şiddet unsurları içeren programları olduğunu” vurguladı.
19 Mayıs Lisesi öğrencisinin
hayati tehlikesi bulunuyor
Kentimizde de okullardaki şiddetin okullara kadar indiğini, jilet atmadan bıçaklamaya kadar pek çok şiddet örneğinin sergilendiğini belirten Bozgeyik 19 Mayıs Lisesinden bir kavga sırasında arkadaşı tarafından yaralanan bir öğrencinin hayati tehlikesinin bulunduğunu açıkladı.
9 Öğrenci yaşamını yitirdi
Okullarda şiddetin son ir yıldan beyi iyiden iyiye tırmanışa geçtiğini, bunun kaygı verici bir sürecin başlangıcı olduğunu vurgulayan Bozgeyik, “Son birkaç ayda okullarda şiddet ve kavga görüntülerinde ciddi artışlar meydana geldi. Okullarda ve okul önlerinde yaşanan olaylarda her gün çok sayıda öğrenci ve öğretmen yaralanıyor. Okullardaki şiddet olaylarının tırmanışa geçmesi sonucunda 9 öğrenci hayatını kaybederken, 35 öğrenci ve öğretmen de yaralanmıştır" diye konuştu.
İşsizlik şiddetin artmasında önemi olgulardan biri
Bozgeyik, okullardaki şiddet olaylarının her geçen gün arttığına, acil çözüm üretilmediği sürece olayların artarak devam edeceğine işaret ederken de, "İlköğretim okulları ve liselerde artan öğrenci kavgaları, bazı velilerin sorun çözmek adına okulu basmaları, öğretmen ve öğrencilere şiddet uygulanması gibi olaylar artık ne yazık ki olağan hale gelmiştir. Bu durumun çeşitli nedenleri vardır. Özellikle son yıllarda toplumdaki, gelir adaletsizliğinin ve yoksullaşma oranının artması, göç nedeniyle başta büyük kentler olmak üzere çeşitli yerleşim birimlerinde oluşan kontrolsüz yapılaşma ve yerel düzeyde kendi yönetim düzeneklerini oluşturan mafya benzeri grupların sayısındaki artış, işsizlik olgusu'' şeklinde açıklama yaptı.
Şiddetin artmasında MEB ve tüm toplum sorumlu
Şiddetin altında yatan nedenlerden bir kısmının gelecek kaygısı, gençler arasında sisteme dönük güvenin aşınması, kültürel yozlaşma ve yabancılaşma, kalabalık sınıflar, yazılı basının ve görsel medyanın şiddet unsurları içeren programları gibi nedenlerin de ilk akla gelenler olduğunu söyleyen Bozgeyik, “Öncelikle kabul etmek gerekir ki okullarımızın bu duruma gelmesinde başta MEB olmak üzere tüm yetkililerin, hatta toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğu vardır. Toplum olarak hayatımızın her aşamasında yer alan şiddet olgusu, sonunda eğitim yuvaları olan okullarımızı da kuşatmış ve ölümle sonuçlanan üzücü olayların yaşanmasına neden olmuştur” diye konuştu.
Artan şiddet olayları çok ciddi bir şekilde dikkate alınmalı
“Okullarda öğrenci ve öğretmenlerin maruz kaldıkları şiddet olaylarını geleceğe yönelik hem tehdit hem de önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir” diyen Bozgeyik sözlerine şöyle devam etti: “Günümüzde öğrencilerin mafya dizileri, aksiyon, macera, gerilim, korku türünde filmleri izlemeyi tercih etmesi, yine internet kafelerde savaş ve döğüş oyunlarının gençler tarafından öncelikle tercih edilmesi anlamlıdır. Türkiye’de okullarda şu anda tahmin edemeyeceğimiz oranda çeteleşme söz konusudur. Öğrenciler yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlardan kaynaklı hırçınlıklarını okul ortamında yarattıkları gruplaşmalar ile farklı alanlara yansıtma eğilimine girmektedir. Pek çok genç, sinema ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarından aldığı ve önüne sunulan dünyadan yaptığı çıkarımlarla kısa yoldan önemli biri olmak istemektedir. Sinema ve televizyonlardaki mafya ve çete içerikli filmlerin de etkisiyle okul ortamlarında yaygın olarak çeteleşme yaşanmakta, bu da yaşanan şiddet olaylarının ciddi boyutlara ulaşmasına neden olmaktadır.”
Sorunu çözmek uzun vadeli eğitim politikalarıyla mümkün
Okullarda ve okul çevrelerindeki şiddet sorununu çözmenin uzun vadeli eğitim programlarıyla gerçekleşeceğini söyleyen Bozgeyik, "Günümüz gençliği, içtiği sigaradan, taşıdığı çakıdan, kendi since yarattığı etki alanından kaynaklı olarak bir güç olduğunu düşünmektedir. Gençlerin asıl çatışma mekanları okul dışı olmasına karşın okul içinde de küçümsenmeyecek oranda bıçakla yaralama hatta öldürme gibi farklı boyutlarda şiddet olayları yaşanmaya başlanmıştır. "Sorunu çözmek, günübirlik müdahalelerle değil, uzun vadeli eğitim politikalarıyla mümkündür. Bunun için de başta öğrenci ve eğitim emekçileri olmak üzere, eğitimin tüm bileşenlerine yönelik olarak kültürel, sosyal yönden tatmin edecek altyapı çalışmalarının hızlı bir biçimde gerçekleştirilmesi şarttır" diye konuştu.
Yeterli sayıda rehber öğretmen olmalı
Okullarda rehberlik öğretmenlerinin yetersiz olduğunu, eğitimin her kademesinde okullarda en az bir rehberlik öğretmeni bulunması gerektiğini, bazı okullarda rehberlik öğretmeni bulunmadığını, bazılarında ise branşlarının dışında işlerde değerlendirildiğini ifade eden Bozgeyik. “Okullar da rehberlik hizmetlerinin işletilmesi ve buralardaki yetersiz personel sayılarının giderilmesi gerekmektedir. Veli, öğrenci, öğretmen eğitimi önem kazanmaktadır. Çünkü gençliği anlama, sorunlarına çözüm üretebilmek ve bu alandaki yetenekleri açığa çıkarmak için eğitimin ne kadar önemli olduğu ortadadır. Okul içinde özel güvenlik birimleri veya okul çevresine polis yığarak sorunu kolluk kuvvetleri ile çözmek sorunu başka yerlere havale etmekten başka bir işe yaramayacaktır” dedi.
Polisiye tedbirlerle çözülemez kiriz masası oluşturulmalı
“Eğitim Sen olarak okullarda yaşanan şiddet olaylarının önüne geçebilmek için, ilgili kesimleri sorumlu davranmaya çağırıyoruz” diyen Bozgeyik, “MEB’in sadece sempozyum düzenleyerek okullardaki şiddeti azaltması mümkün değildir. Baş ta eğitim işkolunda yetkili sendika olan Eğitim Sen olmak üzere eğitim örgütleri, öğrenci ve velilerle birlikte herkes, okullarda şiddeti azaltmak için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli ve acilen bir kriz masası oluşturmalıdır. Bu noktada, şiddetin hiçbir biçiminin toplumda kabul görmediğinin vurgulanması önemlidir. Eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin arkaların da toplumun ve eğitim örgütlerinin desteğini hissetmeye ihtiyaçları vardır. Her okulun şiddet le mücadele etmek için alması gereken somut önlemleri, ne yapılacağı ve nasıl önleneceğini gösteren bir eylem planı olmalıdır” şeklinde ifade etti.
Şiddetin uygulayıcısı da mağduru da çocuklar
Sorunun çözümüne yönelik önerileri bulunduğunu açıklayan Bozgeyik şöyle konuştu, “Okulda şiddet erişkinlerin tepkisel yaşamının en açık bir şekilde görünen şekillerinden birisidir. Çocuk ve gençlerin hem şiddetin uygulayıcısı, hem de şiddetin mağduru olduğuna dikkat edilmelidir. Bu nedenle okullarda yaşanan şiddet olayları hem psikolojik, hem de sosyolojik bir sorun olarak ele alınmalıdır.”
Gelecek kaygısı şiddeti artırıyor
Öğrenciler arasında alkol ve uyuşturucu kullanımı nın yaygınlaşmasının da şiddet olaylarını artırmakta olduğunu söyleyen Bozgeyik, “Zararlı alışkanlıklar öğrencilerin muhakemetlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Okulda şiddetin önlenmesinde rehberlik uzmanlarının rolü önemlidir. Rehberlik uzmanı ile sorunlu öğrencilerin yapıcı görüşmeleri, öğrencilerin yaşam tarzlarının değişmesinde önemli bir rol oynayabilir. Rehberlik hizmetlerinin önemsenmemesi ve yaygınlaştırılması şiddet sorunun çözümünde önemli bir adım olacaktır. Erken uyarı işaretlerini bilmek ve potansiyel şiddet oluşturacak davranışları fark etmek ve bu işaretleri gösterin çocukları teşhis etmek gerekir. Bu süreçte, mutlaka krize müdahale planı yapılmalı, ani gelen travmalara karşı nasıl davranılması, şiddet davranışı karşısında neler yapılması gerektiği bu planda bulunmalıdır" şeklinde açıklama yaptı.
