Kayıt dışını kaldırmak için örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı
İşsizliğe ve açlığa çözüm üretmek yerine AKP Hükümeti'nin halkı sosyal yardımlarla geçinmeye alıştırdığını söyleyen Türk-İş İl Temsilcisi Ali Tabur, bu durumun sakıncalarının gençler ve çocuklar üzerinde ciddi tahribatlara neden olacağını söyledi.
Üretmeyen zor hayat koşullarına katlanan bir toplum hedefleniyor
AKP'nin, bir taraftan özelleştirmelerle ülkeyi sosyal devlet ilkesinden uzaklaştırdığını, diğer taraftan da üretmeyen, kaderine boyun eğen ve kendisine sunulan olanaklarla yaşamaya alışan bir toplum yaratmaya çalıştığını söyleyen Tabur, "Geçenlerde bir müteahhit arkadaşla bir inşaat işçinin konuşmasına tanık oldum. Genç bir inşaat işçisi, 'Beni SSK'lı yapmayın. Ama biraz fazla para verin, çünkü SSK'lı olursam yeşil kartım iptal olur' dedi. İlk başta ben durumu anlamadım, ama müteahhit arkadaşım bu tür konulara önceden tanık olmuş ki hiç şaşırmadı ve itiraz da etmedi. Bakın gencecik sağlıklı bir insan, sırf bir takım yardımlardan ala bilmek için kendisi, eşi ve çocuklarının geleceği için son derece önemli olan en temel haklarından vazgeçiyor. Kısa süreli menfaatinin kesilmemesi uğruna sosyal haklarından ve emeklilikten vazgeçiyor" dedi.
Geçici çözümler kalıcı travmalar yapıyor
AKP'nin popülist politikalar uğruna insanların geleceğini olumsuz etkileyecek işlere imza attığını, oy uğruna artırılan yeşil kart ve benzeri yardımların hem devlete hem de topluma zarar verdiğini söyleyen Tabur, "Bakın bu örnekte yeşil karttan dolayı devlet iki kat zarar ediyor. Vatandaş da uzun boylu haklarından mahrum kalıyor. Yeşil kartlı hastanın masrafını karşılıyor bir bedel ödüyor, İkincisi ise eğer işçi SSK'lı olsa işverenin bunun için devlete bir bedel ödeyecek. Ancak devlet cebinden para harcadığı gibi bir de işverenin vermesi gereken vergiyi reddediyor. AKP bu zihniyetini sürdürürse ülkeyi Azerbaycan'ın durumuna düşürür" şeklinde açıklama yaptı.
Kayıt dışını önlemek AKP’nin işine gelmiyor
Hükümetin bir taraftan kayıt dışı istihdam programları düzenlerken, diğer taraftan kayıt dışını kendi eliyle artırdığına dikkati çeken Tabur, "Her ne kadar hükümet KADIM Koordinasyon Kurulu ve Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele merkezleri oluştursa da kayıt dışını önlemek işine gelmiyor. Çünkü kayıt dışını önlemenin en iyi yolu örgütlü toplum olmanın önünü açmaktır. Siz örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmazsanız kayıt dışını da önleyemezsiniz. Çünkü örgütlü olmak için çalışanların kayıt altında olması ve asgari sosyal haklarını ala bilmesi gerekiyor. Fakat bir taraftan bakıyorsunuz örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmıyor, aksine yeni engeller getiriliyor, diğer taraftan da kayıt dışıyla mücadele deniliyor böyle bir çelişki olmaz" diye konuştu.
İşsizlikte marka şehir haline geldik
Tabur, parlamentoda görev alanların çoğunluğunun işveren olduğu, için örgütlülüğün işveren örgütlenmesi olarak düşünüldüğünü, ülkede ve ilimizde belirleyici olanının da bu nedenle işveren örgütleri olduğunu belirtirken, "Kayıt dışının önlenmesi için, işçi örgütlülüğü, işçi örgütlülüğünün sağlanabilmesi için de bir zihniyet değişimi olması gerekiyor. Bu da parlamento başta olmak üzere tüm işverenler için olmalı. Bakın parlamentoda görev alanların çok önemli kısmı işveren ya da işveren gibi düşünüyor. Bunlar ilimize geldiklerinde bili işçi örgütleri, değil, işveren örgütleriyle bir araya geliyor. İşveren kayıt dışı çalıştırsa göz yumuluyor, şikayet edilse ceza uygulanmıyor. Bakın işte marka şehir marka şehir deniliyor. Ancak bakıyorsunuz ki işsizlikte marka haline geldik" şeklinde ifade etti.
