ANASAYFA arrow right Ekonomi

10 kadından 3’ü kayıt dışı çalışıyor

10 kadından 3’ü kayıt dışı çalışıyor
YAYINLAMA: 01 Eylül 2026 / 12.20
GÜNCELLEME: 01 Eylül 2026 / 12.20

Kadından öncelikle eş, anne ve bakım veren olması bekleniyor, çalışma yaşamına katılımı ise çoğu zaman bu sorumlulukların izin verdiği ölçüde mümkün oluyor

Gerçekleştirecekleri kadın kurultayı öncesinde gazetemize konuşan KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher kurultayda, ‘dayatılan güvencesizlik, performans ve bakım emeği kıskacından çıkış yollarını’ tartışacaklarını belirtti. “Kamusal hizmetin kamu yararından çok piyasa mantığıyla kurgulanması, sosyal devlet uygulamalarının tasfiye edilmesiyle birlikte performans dayatmaları, iş ve bakım yükü arasında sıkışan kadın emekçiler açısından cinsiyete dayalı eşitsizliği derinleştirirken, mobingi artırıyor” diyen Gevher, 21 milyon 548 bin kadının istemesine karşın yapısal engeller yüzünden çalışamadığını, istihdam edilen her 10 kadından 3’ünün ise kayıt dışı çalışmaya mahkûm edildiğini ifade etti. Eşitsizlikleri giderecek politikaların mümkün olduğunu söyleyen Gevher, ‘kadın istihdamını artıracak politikalar hayata geçirilmeli’ çağrısında bulundu.

En son 2004 yılında bir kadın kurultayı gerçekleştiren Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 4-5-6 Eylül 2026 tarihlerinde Ankara’da konfederasyona bağlı her işkolundan yaklaşık 300 kadın delege ile “Mirasımız direniş sözümüz mücadele” bilinciyle 3. kadın kurultayını düzenleyecek. Bu çerçevede KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher kurultay öncesi gazetemize açıklamalarda bulundu. Gevher, kurultayda ‘dayatılan güvencesizlik, performans ve bakım emeği kıskacından çıkış yollarını’ tartışacaklarını belirtti.

2004’ten bu yana kamuda hem istihdam politikalarında hem de kamusal hizmetlerde ciddi dönüşümler gerçekleştiğini ve bunlardan kamu emekçisi kadınların etkilenme düzeyinin çok daha ağır olduğunu söyleyen Gevher, “Kadın arkadaşlarımızla iş yerlerinden başlayarak şubelerde ve kadın meclisleri düzeyinde nasıl bir kamusal hizmet, nasıl bir çalışma yaşamı üzerinden tartışmalar yürütmek istedik. 135 çalışma grubu bu çalışmaları gerçekleştirerek raporlarını sundu. Bölgelerden illerden iş yerlerinden gelen raporlarla birlikte atölyeler gerçekleştireceğiz. Yaklaşık iki yıldır çalışmalar yürütüyoruz. Sadece çalışma yaşamı değil aynı zamanda ülke gündemini de değerlendireceğiz. Artan ataerkillik, muhafazakarlık ve aile içi politikaların çalışma yaşamımıza ve gündelik yaşantımıza yansımaları, savaş ve göçün emekçilere yansıması, uzun süredir sendikal mücadele içerisinde KESK’li kadınlar olarak tüzüksel güvenceye aldığımız kazanımlarımız olsa da pratikte yaşadığımız sorunlar ve buna dair çözüm önerilerini yine ekolojik krizin yaşamımıza etkileri, sanatın özgürleştirme olanakları gibi başlıklar üzerinden gündemlerimizi tartışıp mücadele programları oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Güvencesizliğin arttığı, çalışma yaşamının esnekleştiği, örgütlenme olanaklarının ortadan kaldırıldığı koşullardan kadın emekçilerin çok daha fazla etkilendiğinin altını çizen Gevher, “Kamusal hizmetin kamu yararından çok piyasa mantığıyla kurgulanması, sosyal devlet uygulamalarının tasfiye edilmesiyle birlikte performans dayatmaları, iş ve bakım yükü arasında sıkışan kadın emekçiler açısından cinsiyete dayalı eşitsizliği derinleştirirken mobingi artırıyor.  

Kadından öncelikle eş, anne ve bakım veren olması bekleniyor, çalışma yaşamına katılımı ise çoğu zaman bu sorumlulukların izin verdiği ölçüde mümkün oluyor. Bu durum kadınların çalışma yaşamına girişine olduğu kadar, çalışma yaşamında kalmasını ve nasıl çalışacağını da belirlemektedir. TÜİK ve UN Women Türkiye’nin “Türkiye’de İstatistiklerle Kadın” raporu çalışma çağındaki 33 milyonu aşkın kadının yüzde 64’ünün işgücünün tamamen dışında olduğunu gösteriyor. 21 milyon 548 bin kadın çalışmak istediği halde bakım yükü ve yapısal engeller yüzünden istihdamda yer alamıyor. İstihdam edilen her 10 kadından 3’ü de kayıt dışı çalışmaya mahkûm ediliyor” dedi.

Bunlara karşın iktidarın istihdamdaki eşitsizliği gidermeye yönelik politikalarında ‘yarı zamanlı çalışma veya ev içi kadın emeğine emeklilik’ gibi düzenlemelerle toplumsal cinsiyete dayalı işbölümünü derinleştirdiğini savunan Gevher, “Bir kadın çocuk sahibi olduğunda, yaşlı ya da hasta bir aile bireyinin bakımını üstlendiğinde çalışma yaşamından ya uzaklaşıyor ya da çalışma sürelerini buna göre düzenliyor. Bu durum işgücünde kalıcı olmadan, görevde yükselmeye, oradan ücret eşitsizliğine kadar kadınlar açısından dezavantaja dönüşüyor. Biz tüm bu eşitsizlikleri giderecek politikaların mümkün olduğunu bunun iktidarların tercihi olduğunu söylüyoruz. Kadın istihdamını artıracak politikalar hayata geçirilmeli, güvenceli ve tam zamanlı olmalı, kadın yoksulluğunu derinleştiren güvencesiz ve esnek çalışma biçimlerine son verilmeli. Kamusal bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı. Tüm iş yerlerinde 7/24 ücretsiz, nitelikli ve erişilebilir kamu kreşleri açılmalı. Doğum ve ebeveyn izinleri toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde, kadının omzundaki ev içi bakım yükünü hafifletecek ve ‘devredilemez ebeveyn izni modellerini’ içerecek şekilde düzenlenmeli. Cinsiyete dayalı ücret açığını önleyecek tedbirler geliştirilmeli. Biz aslında bu taleplerimizi hem toplu iş sözleşmesi dönemlerinde hem de tüm çalışmalarımızda gündemleştiriyoruz ve sonuç alana kadar da mücadele etmekte ısrarcıyız” ifadelerini kullandı.

Kadınların sendikal alandaki yaşamlarına ilişkin konuşan Gevher, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2026 Temmuz verilerine göre 2 milyon 403 bin 189 sendikalı kamu emekçisinden 1 miloyn 113bin 117’sinin kadın olduğunu anımsatarak, “Yani kadın kamu emekçisi oranı yüzde 46,32’lerde. Üye oranının sendikal temsiliyetine baktığımızda aynı şeyi göremiyoruz. Yine dört büyük kamu konfederasyonun yürütme kurullarında KESK dışında kadın temsili yok. Kadınların sendikalarda yer alması, yalnızca üyelik oranlarıyla değerlendirilebilecek bir durum değil. Asıl mesele, kadınların sendikal karar süreçlerinde ne ölçüde söz sahibi olduğu, kendi deneyimlerinden hareketle taleplerini oluşturup oluşturamadığı ve örgütlü mücadelenin gerçek özneleri haline gelip gelemediği. KESK kuruluşundan itibaren kadın sekreterliğini hayata geçirerek sendikal karar süreçlerine kadın katılımını önceledi. Yine 2014’te eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet ile birlikte hayata geçirilen kadın meclisleri, kadınların karar mekanizmalarında etkin rol almasını sağlayan önemli adımlardır. Bu dönem KESK’te yedi kişilik yürütme kurulunun 4’ü kadın. Tüm bunlar yıllardır KESK’li kadınların mücadelesi ile oluşturulmuş kurullar. Kurultaylar, çalıştaylar ile aldığımız kararların bunlarda etkisi oldu” dedi.

Gevher, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 tarihinde kalkıştığı hain darbe girişiminin ardından çıkan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile birlikte kamudan ihraç edilen kadın emekçilerin yaşadığı sorunlara da değindi. “KHK sürecini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde kısmen güvenceli olarak görülen kamunun aslında bir gecede nasıl ortadan kaldırıldığını gördük” diye konuşan Gevher, bu durumun en çok KHK’lileri etkilese de aynı zamanda geri kalanlar açısından da bir tehdit olarak var olduğunu ifade etti. Kurultay çalışmalarında 5 raporun ‘KHK’li kadınların yaşadıklarını tarihe not düşme’ başlığından geldiğine dikkat çeken Gevher, “Bu raporlardan da gördüğümüz KHK ile kamu görevinden çıkarılan kadınların yaşadığı deneyimler, yalnızca bireysel bir iş kaybı değildi. Kadınlar açısından çok boyutlu sonuçlar doğurdu. İhraç süreci; kadınların ekonomik koşullarını, mesleki kimliklerini, aile ilişkilerini, psikolojik durumlarını ve toplumsal yaşamlarını doğrudan etkiledi. Kadın arkadaşlarımızın yaşadığı sorunlar, erkek arkadaşlarımızın deneyimleriyle bazı ortak noktalar taşısa da toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle farklı ve daha ağır boyutları var. Düzenli gelirini kaybeden bir kadın, aynı zamanda çocuk bakımı, yaşlı bakımı, ev işleri ve aile bütçesinin yönetimi gibi sorumlulukları sürdürmek zorunda kaldı  İhraç süreci kadınları kamusal alandan uzaklaştırarak yeniden geleneksel ev içi rollere yöneltti.  Ekonomik bağımsızlığını kaybeden kadınlar toplumsal baskıya daha açık hâle geldi. Bu nedenle KHK’li kadınların deneyimleri yalnızca geçmişte yaşanmış siyasi bir dönemin sonucu olarak değil; adalet, eşitlik, toplumsal cinsiyet, emek hakkı ve demokratik hukuk devleti çerçevesinde ele alınması gereken güncel bir toplumsal mesele olarak değerlendirilmelidir” dedi.

Gevher sözlerini “Kurultayımıza; kadın örgütlerini, emek ve demokrasi güçlerini, tüm dostlarımızı, dayanışmamızı ve mücadelemizi büyütmeye davet ediyoruz” diyerek sonlandırdı. T24

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *