“Ülkemizde kutuplaştırıcı politikalar sonucunda milliyetçi kanatta yer alanlarla da tartıştığımızda ‘Çatışmalı süreçlerin en büyük bedelini yoksul emekçiler öder’ diyorlar’’
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, ‘’Çatışmanın olduğu bölgelerde yoksullaşma artar, emek değersizleşir, emeğin görünmezliği ortaya çıkar. Örgütlenme şansı ortadan kaldırılmış olduğu için sesini duyurma imkanı ortadan kalkar’’ dedi.
İnsan Hakları Derneği Antep Şube Başkanı Bahri Oğuz’un moderatörlüğünde TTB Eski Başkanı ve İnsan Hakları Aktivisti Şebnem Korur Fincancı, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ve DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç’un katılımıyla ‘Barışın Toplumsallaşmasında Sorunlarımız ve Çözüm Önerilerimiz’ adında panel düzenlendi.
Tüm meseleler her şartta
emekle bağlantılı
Tüm meselelerin her şartta emekle bağlantılı olduğunu söyleyen Koçak, ‘’Bazılarında emeğin sömürülmesi üzerine şekilleniyor. Örneğin; Güney Afrika’da siyahiler daha düşük ücretlerde çalışıyorlar. Çatışmalar başlamadan önce örgütlenme hakkına sahip değiller. Kuzey İrlanda’da benzer bir durum var. Ücretler eşit değil, hatta seçme ve seçilme hakkı sorunları bulunuyor. Oralarda emek üzerinden başlayan örgütlenmeler mezhepsel ve etnik anlamda bir çatışma sürecine doğru gidiyor’’ şeklinde konuştu.
Çatışmalı süreçlerin en büyük
bedelini yoksul emekçiler öder
Türkiye’de emek sömürüsünün çok fazla yaygın olduğunu sözlerine ekleyen Koçak, ‘’Sistemin içerisine girdinizde varlığınızı yok ediyor. Başka türlü sistemin içerisinde yer alma hakkınız yok. Dolayısıyla sistemin dışına itilme meselesi aslında emek sömürüsünün de çok yoğunlaştığı bir süreci getiriyor. Her zaman emekçiler açısından barış olmazsa olmaz deriz. Ülkemizde kutuplaştırıcı politikalar sonucunda milliyetçi kanatta yer alanlarla da tartıştığımızda ‘Çatışmalı süreçlerin en büyük bedelini yoksul emekçiler öder’ diyorlar’’ dedi.
Toplumsal barış için geçmişteki
katliamlarla yüzleşilmeli
Toplumsal barış için geçmişteki katliamlarla yüzleşilmesi gerektiğini ifade eden TTB Eski Başkanı ve İnsan Hakları Aktivisti Şebnem Korur Fincancı, ‘’Tüm yaşam alanları tahrip edilirken insanlar ağacını veya ormanını korumak için yapılan müdahaleyle tutuklandılar sonrasında tekrar beraat ettiler. Bizim meslek örgütümüz bu nedenle varoluş krizinin ortasında görevden alınmayla karşı karşıya kaldı. Anlatılamaz bir dava süreci yaşadık. Neden; benim mesleki görüşüm nedeniyle farklı alanlarda meslektaşlarım suçlu bulundular’’ ifadelerini kullandı.
Tüm mekanizmaların
devreye girmesi lazım
‘Bizim ses çıkarmaya ihtiyacımız var’ diyen Fincancı, ‘’Yan yana olma halini nasıl yapabiliriz? Evet, suçlar işlendi, bunları belgelemek gerekiyor. Bu suçlardan dolayı zarar görenlerin tanınması gerekiyor. Çünkü ıstırap ancak görüldüğünde sona eriyor. Yani biz görmezsek, gördüğümüzü söyleyip yüksek sesle dillendirmezsek o ıstırabı sonlandırabilme olanağımız yok. Tüm mekanizmaların devreye girmesi lazım’’ değerlendirmesinde bulundu. Haber Merkezi
