Eğitim Sen Gaziantep Şubesi, Milli Eğitim Müdürlüklerinin öğretmenlere dağıttığı özel bir şirketin 10 kahve hakkı tanınmış karta tepki gösterdi
Eğitim emekçilerinin onurunu zedeleyen yaklaşımı kabul etmediklerini sözlerine ekleyen Şube Başkanı Ömer Parlakçı, yetkilileri öğretmenlerin gerçek sorunlarına çözüm üretmeye davet etti.
Eğitim emekçileri sadaka
değil haklarını istiyor
Parlakçı, ‘’Eğitim emekçileri sadaka değil haklarını istiyor. Öğretmenleri yoksulluğa mahkûm eden politikaların ardından birkaç kahvelik kartların “değer verme” adı altında sunulması, eğitim emekçilerinin yaşadığı gerçekliği hafife almak. Öğretmenlerin itibarı; sembolik hediyelerle değil, emeğine ve yaşamına yakışır ekonomik, sosyal ve demokratik hakların sağlanmasıyla korunur’’ dedi.
Şahinbey ve Şehitkamil İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından okul idarelerine gönderilen mesajlarla öğretmenlere hediye kartı dağıtılacağının belirtildiğini, okul yöneticilerinin kartları teslim almak üzere müdürlüğe çağrıldığını kaydeden Parlakçı, ‘’Dağıtılan zarfların içerisinden çıkanların, belirli bir şirkete ait bir kafede kullanılabilen ve toplamda 10 kahve hakkı tanımlanmış kartlar olduğu görüldü. Eğitim emekçilerinin yaşadığı ağır ekonomik koşulların ortasında gerçekleştirilen bu uygulama, öğretmenlerin gerçek sorunlarını görmekten uzak olduğu gibi, birçok eğitim emekçisi açısından da küçük düşürücü bir yaklaşım olarak değerlendirildi’’ açıklamasını yaptı.
Öğretmenlere belirli bir işletmede geçerli
kahve kartları dağıtması kabul edilemez
Parlakçı, ‘’Öğretmenler düşük ücretler, derinleşen yoksulluk, artan kira ve ulaşım giderleri, ağır iş yükü ve güvencesizlik altında yaşam mücadelesi verirken; kamu yöneticilerinin bunu bir “moral desteği” gibi sunarak öğretmenlere belirli bir işletmede geçerli kahve kartları dağıtması kabul edilemez. Eğitim emekçilerinin beklentisi; sembolik jestler, reklam niteliği taşıyan promosyonlar ya da piyasa odaklı gösteriler değil’’ ifadelerini kullandı.
Eğitim kurumları şirketlerin tanıtım
alanı değil, kamusal hizmet alanları
‘Öğretmenler emeğinin karşılığını, insanca yaşamaya yetecek ücretleri ve saygın çalışma koşullarını talep ediyor’ diyen Parlakçı, ‘’Kamu kurumlarının belirli şirketlerle bu şekilde ilişkilendirilmesi ve öğretmenlerin doğrudan belli bir markaya yönlendirilmesi de ayrıca düşündürücü. Kamusal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmayan bu uygulama, eğitim emekçilerinin ihtiyaçlarını çözmek yerine onları tüketim odaklı bir vitrine dönüştürüyor. Eğitim kurumları şirketlerin tanıtım alanı değil, kamusal hizmet alanları’’ şeklinde konuştu. Haber Merkezi
