Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ‘Narkolog’ raporu, ilk uyuşturucu kullanımına merak duygusuyla arkadaş ve yakın çevreden temin edilerek başlanıldığını ortaya koydu
Uzman Klinik Psikolog Zeynep Buse Yengil, ‘’Özellikle ergenlik döneminde arkadaş grubu oldukça önemli hale geliyor. Bir yere ait olmak, kabul edilmek ve arkadaşları tarafından dışlanmamak genç için düşündüğümüzden çok daha güçlü bir ihtiyaç olabiliyor. Bir genç, aslında yapmak istemediği bir şeyi sırf arkadaş grubundan geri kalmamak için deneyebilir. “Bir kere dene, hiçbir şey olmaz” cümlesi yetişkinler için basit görünebilir. Fakat ergen için o anda asıl mesele maddeyi denemek değil, arkadaşlarının arasında kalabilmek olabilir’’ dedi.
Aile, okul ve sosyal çevrenin birlikte
hareket etmesi önemli
Gaziantep’te ise çocuk ve gençlere yönelik koruyucu çalışmaların yalnızca madde kullanımı ortaya çıktıktan sonra değil, çok daha erken dönemde ele alınması gerektiğini ifade eden Yengil, ‘’Aile, okul ve sosyal çevrenin birlikte hareket etmesi burada büyük önem taşıyor. Gençlerin kendilerini ait hissedebilecekleri güvenli sosyal alanlara ulaşabilmeleri, ailelerin ergenlik döneminin ihtiyaçları konusunda desteklenmesi ve gerektiğinde psikolojik desteğe ulaşabilmeleri önemli. Gaziantep’te çocuk ve gençlerin psikolojik dayanıklılıklarını güçlendirmeye yönelik çalışmaların artırılması, riskli davranışları yalnızca sonuçları üzerinden ele almak yerine önleyici bir yaklaşım geliştirmemize katkı sağlayacak’’ açıklamasını yaptı.
Çocukla sağlıklı bir iletişim
kurmak çok daha koruyucu
‘Madde kullanımını yalnızca “sorunlu çocukların” yaşayabileceği bir durum olarak görmek de doğru değil’ diyen Yengil, ‘’Her çocuk ve ergen hayatının farklı dönemlerinde farklı risklerle karşılaşabilir. Bu nedenle “Benim çocuğum böyle bir şey yapmaz” düşüncesiyle konuyu tamamen uzak bir ihtimal olarak görmek yerine, çocukla sağlıklı bir iletişim kurmak çok daha koruyucu. Koruyucu çalışma, problem ortaya çıktıktan sonra başlamamalı. Çocuğun kendisini değerli hissetmesi, duygularını ifade edebilmesi, zorlandığında yardım isteyebilmesi ve sağlıklı ilişkiler kurabilmesi; madde kullanımı da dahil olmak üzere birçok riskli davranış karşısında önemli bir koruyucu alan oluşturuyor’’ değerlendirmesinde bulundu.
Hayatın kendisini tamamen
kontrol edemiyoruz
Her çocuğu riskten uzak tutmanın zor olduğunu dile getiren Yengil, ‘’Hayatın kendisini tamamen kontrol edemiyoruz. Ancak ona zorlandığında nereye dönebileceğini, nasıl sınır koyabileceğini ve kendisini nasıl koruyabileceğini öğretebiliriz. Bazen bir çocuğu riskli bir davranıştan uzaklaştıran en güçlü şey, ona tekrar tekrar neyi “yapmaması gerektiğini” söylemek değil; zorlandığında yanında olacak, onu yargılamadan dinleyecek bir yetişkinin varlığını hissettirmek’’ vurgusu yaptı.
Maddeye başladığında hayatında
neler oluyordu?”yu sormak gerekir
Bazı gençlerin madde kullanımına yönelmesinde yaşadıkları duygusal zorlukların da payının olabileceğini kaydeden Yengil, ‘’Yoğun kaygı, yalnızlık, öfke, değersizlik hissi, aile içindeki problemler, okul baskısı veya sosyal ilişkilerde yaşanan güçlükler kişinin baş etmekte zorlandığı durumlar yaratabilir. Böyle zamanlarda madde, gerçek bir çözüm olmadığı halde kişiye kısa süreli bir rahatlama ya da yaşadığı duygulardan uzaklaşma yolu gibi görünebilir. Bu nedenle “Neden madde kullandı?” sorusu kadar “Madde kullanmaya başladığı dönemde hayatında neler oluyordu?” sorusunu da sormak gerekir’’ şeklinde konuştu.
Ailelerin yaklaşımı çok önemli
Ailelerin yaklaşımının çok önemli olduğuna dikkat çeken Yengil, ‘’Çocuğumuzu korumaya çalışırken bazen korkutmayı, sert kurallar koymayı veya sürekli kontrol etmeyi tercih edebiliyoruz. Oysa özellikle ergenlik döneminde çocukla kurulan ilişkinin niteliği, koyduğumuz kurallar kadar belirleyici. Bir çocuğun “Bir problem yaşadığımda anneme ya da babama anlatabilirim. Kızsalar bile beni dinleyeceklerini biliyorum.” diyebilmesi çok kıymetli. Çünkü çocuk, hata yaptığında veya zor bir durumla karşılaştığında ailesine anlatamayacağını düşünüyorsa, sorun yaşadığında bunu saklamayı tercih edebilir. Bu yüzden çocuklarımızla yalnızca derslerini, notlarını veya kimlerle arkadaşlık ettiklerini konuşmak yerine, zaman zaman nasıl hissettiklerini de sormamız gerekiyor’’ ifadelerini kullandı.
Çocuklara yalnızca “Uyuşturucu
kullanma” demek yeterli değil
Yengil, ‘’Onları gerçekten dinlemek, hemen öğüt vermeden önce anlamaya çalışmak ve zorlandıkları konularda konuşabilecekleri bir alan oluşturmak önemli. Çocuklara yalnızca “Uyuşturucu kullanma” demek de yeterli değil. Bir arkadaşından gelen teklife nasıl hayır diyebileceğini, arkadaş grubunun baskısı karşısında nasıl davranabileceğini, rahatsız olduğu bir ortamdan nasıl uzaklaşabileceğini ve ihtiyaç duyduğunda kimden yardım isteyebileceğini de konuşmak gerekiyor. Çünkü biz her zaman onların yanında olamayacağız. Asıl önemli olan, bizim yanlarında olmadığımız bir ortamda da kendi sınırlarını koruyabilecek becerileri geliştirebilmeleri’’ değerlendirmesinde bulundu. Haber Merkezi
