Kadınların siyasette ve çalışma yaşamında temsili artsa da güç ve karar alma mekanizmalarındaki eşitsizlik sürüyor. WEF’in 2026 raporuna göre siyasi güçlenmede küresel cinsiyet açığının yalnızca yüzde 22,1’i kapatılabildi; mevcut ilerleme hızında tam eşitlik için 120 yıl gerekiyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ile Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (UN DESA) “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2026 (Gender Snapshot 2026)” raporunu, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ise “Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu 2026”yı yayımladı.
Rapora göre, mevcut ilerleme hızı değişmediği takdirde toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşılması 171 yılı bulacak.
Raporda kadınların siyasi karar alma mekanizmalarındaki temsiline ilişkin veriler de dikkat çekti.
2026 itibarıyla kadınlar dünya genelindeki ulusal parlamentolardaki sandalyelerin yüzde 27.4’ünü oluşturuyor. Yerel yönetimlerde kadınların temsili ise 2025’te yüzde 35.6’da kaldı. Kadınlar ve kız çocukları, ücretsiz ev işleri ve bakım emeğine erkeklerden 2.5 kat daha fazla zaman ayırıyor. Kadınların yöneticilik pozisyonlarındaki oranı ise 2025 itibarıyla dünya genelinde yüzde 30.5 seviyesinde bulunuyor.
FİZİKSEL VE CİNSEL ŞİDDET
Rapora göre dünya genelinde yaklaşık her üç kadından biri, yaşamının bir döneminde partneri veya partneri olmayan bir kişi tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor.
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu ise 145 ekonomiyi ekonomik katılım ve fırsatlar, eğitim, sağlık ve yaşamda kalma ile siyasi güçlenme olmak üzere dört başlıkta değerlendirdi. Rapora göre küresel cinsiyet uçurumunun yüzde 69.2’si kapandı.
Ancak mevcut ilerleme hızı korunursa kadınlar ve erkekler arasındaki küresel eşitliğin sağlanması 120 yıl sürecek.
Akademisyen, siyaset bilimci ve Mor Merdiven Kurucusu Dr. Ayşe Kaşıkırık, “Eşitlik ilerliyor ama güç eşitlenmiyor. Bu tabloyu yalnızca kadınların siyasetteki temsil oranları üzerinden okumak eksik olur. Kadınların siyasete katılım maliyetini de konuşmalıyız. Kadınların siyasete, çalışma yaşamına ve kamusal hayata ayırabileceği zamanın kendisi eşit değil. Kadının zamanı eşit değilse, siyasal katılım fırsatı da eşit değildir. Eşitliği yalnızca ‘Kaç kadın siyasette’ sorusuyla ölçemeyiz. ‘Kadınların siyasette kalabilmesinin bedeli nedir?’ diye de sormalıyız” dedi. Cumhuriyet
