DİSK-AR tarafından Sendikal Haklar Raporu yayınlandı. Sendikalaşma, toplu iş sözleşmeleri ve grevlere yönelik tespitlerin yer aldığı raporda sendikalaşma oranının düşüklüğüne dikkat çekildi
Genel İş Sendikası Gaziantep Şubesi Başkan Yardımcısı Süleyman Göçmen, ‘’Türkiye genelinde olduğu gibi Gaziantep’te de sendikalaşma oranı çok düşük. Çünkü işveren sendikalı işçileri işten atmayla tehdit ediyor. Halbuki sendikalaşma bir emekçinin en doğal hakkı iken maalesef bu hakkı özgürce kullanamıyorlar’’ dedi.
Sendikal haklar açısından dünyanın
en kötü 10 ülkesi arasında yer alıyoruz
Sendikal hakların kullanımının önündeki engeller nedeniyle Türkiye’nin yıllardır Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) her yıl yayımladığı Küresel Haklar Endeksi’nde işçiler açısından dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında yer almaya devam ettiğini ifade eden Göçmen, ‘’DİSK olarak her zaman söylediğimiz gibi, demokrasi işçinin ekmeğidir; örgütlenme özgürlüğünün, toplu pazarlık hakkının ve grev hakkının savunulması yalnızca çalışma yaşamına ilişkin bir mücadele değil, aynı zamanda demokrasi, sosyal adalet ve eşitlik mücadelesinin ayrılmaz bir parçası’’ şeklinde konuştu.
Ortaya çıkan tablo tesadüf değil
İşçi sınıfının sendikal haklarının üç temel bileşeni olan örgütlenme, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı bakımından tarihsel bir kuşatma altında olduğunu kaydeden Göçmen, ‘’Ortaya çıkan tablo tesadüf değil, işçinin kolektif gücünü kırmayı hedefleyen bilinçli bir siyasi tercihin sonucu. Sendikalaşmanın önündeki barajlar, toplu iş sözleşmesi hakkının fiilen ulaşılamaz hale getirilmesi ve grev hakkının “erteleme” adı altında yasaklanması; birbirinden bağımsız sorunlar değil, işçileri örgütsüz bırakmayı amaçlayan aynı politikanın birbirine bağlı halkaları’’ değerlendirmesinde bulundu.
Resmi oranlar kayıt dışı istihdamda çalışan
milyonlarca işçiyi dışarıda bırakıyor
Sendikalaşma oranının, işçilerin örgütlenme hakkına fiilen ne kadar sahip olabildiğinin en temel göstergesi olduğunu vurgulayan Göçmen, ‘’Türkiye’de resmi kurumlar tarafından açıklanan sendikalaşma oranları, işgücü
piyasasının gerçek görünümünü tam olarak yansıtmıyor. Resmi oranlar yalnızca kayıtlı (SGK’lı) işçileri kapsamakta, kayıt dışı istihdamda çalışan milyonlarca işçiyi dışarıda bırakıyor. Oysa Türkiye’de kayıt dışılığın yaygınlığı düşünüldüğünde, sendikalaşmanın gerçek düzeyini anlayabilmek için resmi oranların ötesine geçmek gerekiyor’’ açıklamasını yaptı.
Sendikalı işçi sayısı ile TİS kapsamındaki işçi
sayısı arasında ciddi bir makas bulunuyor
‘Sendikalaşma oranı tek başına işçilerin sendikal haklardan ne ölçüde yararlandığını göstermez’ diyen Göçmen, ‘’Türkiye’de bir işçinin sendikaya üye olması, o işçinin toplu iş sözleşmesinden (TİS) yararlandığı anlamına gelmez. İşkolu ve işyeri barajları, TİS yetki sürecinin uzaması, örgütlenme girişimleri
sırasında yaşanan işten çıkarmalar ve toplu sözleşme sürecinin sık sık tıkanması nedeniyle sendikalı işçi sayısı ile TİS kapsamındaki işçi sayısı arasında ciddi bir makas bulunuyor. Bu nedenle sendikal örgütlenmenin gerçek görünümünü anlayabilmek için sendikalaşma oranının ötesine geçip TİS kapsamına bakmak gerekiyor’’ ifadelerini kullandı. Haber Merkezi
