Tarımsal arazi kaybının geleceğimizi tehdit ettiğini ifade eden Ziraat Mühendisi Karaca Bozgeyik, tarımsal arazi varlığının giderek azalmasının yalnızca çiftçilerin değil, tüm toplumun geleceğini ilgilendiren stratejik bir sorun olduğuna vurgu yaptı
Tarım arazilerinin çeşitli nedenlerle üretim dışına çıktığına dikkat çeken Bozgeyik, verimli toprakların korunmasının milli bir mesele olarak ele alınması gerektiğini belirtti. ‘’Bir ülkenin geleceği yalnızca fabrikalarıyla, yollarıyla veya binalarıyla değil, üretebildiği gıda kadar güvence altında. Kaybettiğimiz her tarım arazisi, gelecekte kaybedebileceğimiz üretim gücü anlamına geliyor’’ dedi.
Toprak sadece bugünün değil,
gelecek kuşakların da hakkı
Bozgeyik, ‘’Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesi, plansız yapılaşma, yüksek üretim maliyetleri ve kırsaldan göç gibi nedenlerle üretimden uzaklaşıyor. Toprak sadece bugünün değil, gelecek kuşakların da hakkı. Koruyamadığımız her dönüm arazi, çocuklarımızdan eksilttiğimiz bir miras’’ açıklamasını yaptı.
Çiftçiler geleceğe
umutla bakamıyor
Artan maliyetler, düşük gelirler ve pazarlama sorunlarının üreticilerin geleceğe dair umutlarını zayıflattığını söyleyen Bozgeyik, kırsalda genç nüfusun giderek azaldığının altını çizdi. ‘’Birçok çiftçi çocuğunun doktor, öğretmen veya memur olmasını istiyor. Çünkü tarımdan geçinmenin her geçen gün daha zor hale geldiğini düşünüyor. Bu durum uzun vadede üretim kapasitesini olumsuz etkileyebiliyor’’ değerlendirmesinde bulundu.
Eğer gençler tarımda gelecek görmezse
yarının üreticilerini kaybetmiş oluruz
Bozgeyik, “Tarım sadece bugünün meselesi değil. Eğer gençler tarımda gelecek görmezse yarının üreticilerini kaybetmiş oluruz. Üretimin devamı için çiftçinin emeğinin karşılığını aldığı bir sistem kurulmalı. Tarım sektöründe üretimin en büyük yükünü çiftçilerin taşımasına rağmen gelir dağılımında üreticilerin hak ettiği payı alamıyor. Tohumdan gübreye, mazottan sulamaya kadar birçok maliyet unsuru üreticinin üzerinde. Buna rağmen ürünün tüketiciye ulaşıncaya kadar oluşan katma değerden çiftçi yeterince yararlanamıyor’’ ifadelerine yer verdi.
Çiftçi çoğu zaman
en düşük payı alıyor
Tarlada büyük emek harcayan çiftçinin çoğu zaman en düşük payı aldığını açıklayan Bozgeyik, ‘’Üretici ile tüketici arasındaki zincirde oluşan gelir dağılımı yeniden değerlendirilmeli. Üreticinin güçlenmesi, gıda güvenliğinin de güçlenmesi anlamına gelir. Çiftçilerin pazarlama gücünü artıracak modellerin geliştirilmesi gerekiyor’’ mesajını verdi.
Gençlerin köylerinde kalmasını
sağlayacak projeler hayata geçirilmeli
Köylerin yalnızca üretim yapılan yerler değil, kültürün, dayanışmanın ve toplumsal hafızanın yaşadığı alanlar olduğunu aktaran Ziraat Mühendisi Karaca Bozgeyik, konuşmasını şöyle devam ettirdi: ‘’Eğer köylerde yaşam sürdürülebilir hale getirilemezse yalnızca nüfus kaybetmeyiz; aynı zamanda üretim kültürümüzü, yerel bilgi birikimimizi ve gıda güvenliğimizi de kaybederiz. Kırsal kalkınma politikalarının üretim kadar yaşam kalitesini de hedeflemesi gerekiyor. Gençlerin köylerinde kalmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal projeler bir an önce hayata geçirilmeli.’’ Haber Merkezi
