ANASAYFA arrow right Güncel

Milyonlarca öğrenci derinleşen yoksulluk içinde eğitim hakkını kullanmaya çalışıyor

Milyonlarca öğrenci derinleşen yoksulluk içinde eğitim hakkını kullanmaya çalışıyor
YAYINLAMA: 18 Ocak 2026 / 16.25
GÜNCELLEME: 18 Ocak 2026 / 16.25

2025-2026 Eğitim Öğretim yılının birinci dönem sonunu değerlendiren Eğitim İş Gaziantep Şubesi, eğitim ücretsiz söyleminin çöktüğünü ve ailelerin okulun finansörü haline getirildiğinin altını çizdi

Şube Başkanı Ali Arpat, ‘’Türkiye’de milyonlarca öğrenci derinleşen yoksulluk, güvensiz okul koşulları, eşitsiz erişim ve bilimsel temelden koparılmış bir müfredat içinde eğitim hakkını kullanmaya çalışıyor. Bu tablo, bireysel aksaklıkların değil; bilinçli siyasal tercihlerle şekillenen yapısal bir eğitim krizinin sonucu’’ dedi.
Eğitim kamusal bir hak  olmaktan hızla uzaklaştırıldı
Birinci dönemin eğitim sisteminin eşitsizlik, piyasalaşma ve ideolojik müdahalelerle yönetildiği bir dönem olduğuna dikkat çeken Arpat, ‘’Türkiye’de eğitimin kamusal bir hak olmaktan hızla uzaklaştırıldığı; çocukların, ailelerin ve eğitim emekçilerinin ağır bir sosyal ve ekonomik kuşatma altına alındığı bir dönem olarak kayda geçti. Millî Eğitim Bakanlığı’nın uygulamaları, eğitimi eşitleyici bir kamu hizmeti olarak değil; iktidarın ideolojik, piyasacı ve tasarruf odaklı tercihleri doğrultusunda şekillenen bir alan olarak ele aldığını bir kez daha ortaya koydu’’ şeklinde konuştu.
611 bin 612 çocuk eğitim  sisteminin dışında kaldı
Zorunlu eğitime rağmen eğitime erişimin ciddi biçimde gerilediğine dikkat çeken Arpat, ‘’Okul çağında olması gerekirken eğitim sisteminin dışında kalan çocuk sayısı 611 bin 612’ye ulaşmış; ilkokulda net okullaşma oranı yüzde 95,43, ortaokulda yüzde 89,09, ortaöğretimde ise yüzde 82,85 olarak gerçekleşti. Özellikle ortaokul ve lise düzeyinde okullaşma oranlarının düşmesi, yoksulluk, çocuk işçiliği ve erken yaşta evlilik gibi yapısal sorunların derinleştiğini; devletin çocukları koruma ve eğitim hakkını güvence altına alma yükümlülüğünü yerine getiremediğini gösteriyor. Aynı dönemde burslu öğrenci sayısının 355 bin 126’dan 344 bin 770’e düşmesi, ekonomik krize rağmen sosyal desteklerin daraltıldığını ve eğitime erişimin daha da zorlaştırıldığını ortaya koyuyor’’ açıklamasını yaptı.
Sosyal devletin yerini sadaka düzeni alıyor
Derinleşen yoksulluğa rağmen okullarda ücretsiz okul yemeği ve temiz içilebilir suyun sağlanamadığına dikkat çeken Arpat, bu durumun kaynak yetersizliğinden değil, açık bir bütçe tercihinden kaynaklandığını belirtti. ‘’Geçiş garantili yollar, yolcu garantili havaalanları, Diyanet bütçesi, cemaat ve tarikatlara aktarılan kaynaklar sürerken; çocukların beslenme hakkı görmezden geliniyor. Ücretsiz okul yemeğinin hayata geçirilmemesi, yoksul çocukları cemaatlerin, vakıfların ve hayır ağlarının insafına bırakmakta; sosyal devletin yerini sadaka düzeni alıyor. Bu, yoksulluğu azaltan değil; yoksulluk üzerinden yöneten bir anlayışın ürünü’’ değerlendirmesini yaptı.
İdeolojik kuşatma protokoller aracılığıyla  okullara sokulmasıyla derinleşti
Başkan Arpat, ‘’ÇEDES ile sınırlı kalmayan bu ideolojik kuşatma, TÜGVA, Ensar, Hayrat Vakfı ve ülkü ocakları gibi yapıların MEB ile imzaladığı protokoller aracılığıyla okullara sokulmasıyla derinleşti. Rehberlik, değerler eğitimi ve sosyal destek gibi devletin asli görevleri; pedagojik yetkinliği ve kamusal denetimi olmayan, ideolojik aidiyetleri bulunan yapılara devredildi. Bu durum, kamusal eğitimin tarafsızlığını ortadan kaldırmakta; çocukları inanç ve kimlik temelli yönlendirmelere açık hale getirdi’’ ifadelerini kullandı. Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *