YAŞAMDAN BİR KESİT

YAYINLAMA: 16 Kasım 2022 / 12.32 | GÜNCELLEME: 17 Kasım 2022 / 13.50

Kimi zaman oturup toplumda söylenen sözleri düşünürüm de bazı sözler çok yavan gelmekte bana. Atatürk’ün zamanına yetişemedim, ben doğmadan dört sene evvel sonsuzluğa uğurlamışız. Ama onun silah arkadaşı İsmet İnönü zamanına yetiştim. Ben onu tanıdığımda Mebusevleri Ayten Sokak’ta iki katlı bir evde otururdu. Akrabamız olan Bilecik milletvekili rahmetli Atalay Akan ailesi ise, Süslü Sokak’ta oturmaktaydılar. Avukat olan rahmetli Atalay enişte, İsmet İnönü’nün hukuk danışmanlığını yapardı. Bayramlarda veya başka vesilelerle İsmet İnönü’nün evine ziyarette bulunurdum.

Ne kapıda bir polis ne bir koruma, olmazdı. İsmet Paşa’nın siyah OPEL marka bir özel aracı vardı, ona makam aracı bile diyebiliriz. Sadece aracı kullanan şoförün emniyetten olduğunu düşünürdük. Her yere o aracı ile giderdi. Hele bir yerden bir yere giderken 3500 kişilik koruma ordusu, 120 araçlık konvoy hiç olmazdı. 

Kapıyı genelde evde çalışan bir bayan açardı. Kapının girişinde palto ve ayakkabı çıkarılan bir bölmeden geçip salon kısmı için sağa dönersiniz. Düz gidildiğinde mutfağa geçilirdi. Salonda rustik sandalyeler ve tam karşıda pencerenin önünde ise yine rustik kanepe vardı. Evin üst katında üç yatak odası ve bir çamaşır odası ile banyosu bulunurdu. Mebus evleri yapıldığında bir iki projeye sadık kalınmış, üç odalı veya dört odalı bahçeli olan bu evler, içinde bir de zemin altında kiler bölümleri olacak şekilde planlanmıştı.

İstanbul’da Heybeli adada İsmet İnönü’nün, İnönü Zaferi Caddesi üzerinde bir evi vardı. Dünürü Ali Sohtorik’in evinin yakınında olan bu köşkün dış boyası da açık pembedir. Yazları kimi zaman bu eve gelirdi İsmet Paşa. Sadece Heybeli adada denize girerdi. Adadaki plaj, ASAF dediğimiz kayıkhanenin yanında bulunurdu. İsmet Paşa yazları birkaç defa denize girerdi. Ters U şeklinde bir iskelesi vardı plajın ve bu iskelenin sağ köşesine, güreşçi mayosunu andıran bir mayo giyip gelirdi İsmet Paşa. Biz gençler İsmet Paşa atlamadan deniz girer, bir halka oluştururduk. Kimler vardı o tarihte, hatıramda kalan Esat, Semih, Yücel, Arap Kadri, Ö. Mehmet ve ben denizde yerimizi alırdık. İsmet Paşa meşhur çivilemesi için oluşturduğumuz halkanın içine atlardı.

Biraz ilerdeki tramplene doğru yüzer, daha sonra geri merdivenlere doğru gelirdi. Çıkışında Mevhibe Hanım meşhur kırçıllı bornozunu tutardı İsmet Paşa’ya. Bu oluşuma büyük tezahürat yapılırdı plajda. Sonra bize dönüp sorardı ‘Nasıl iyi yüzdüm mü? Kaç dakika tuttu?’. O zamanlar genç kuşak olarak bizler bu hazinenin ne kadar değerli olduğunu pek anlayamadık diye düşünürüm. Genelde 7 dakika civarında kalırdı denizde.

Daha sonraki senelerde üniversite çağımda da İsmet Paşa ile temasım çok olmuştu. Cumhuriyet Halk Partisinin ULUS Rüzgarlı Sokak’ta merkezi vardı. ULUS gazetesinin üstündeydi merkezleri. Hemen yanında Gazanfer Bilge otobüs garajı vardı. Her ne kadar Etlik yöresinde derenin kenarında şehirlerarası otobüs garajı olsa da Varan otobüsleri Kızılay İzmir Caddesi’nden kalkar, Ulusoy, bugünkü Karamürsel Mağazası’nın bulunduğu yerden kalkar, MAS Turizm otobüsleri de Kızılay’dan kalkardı. Bir de JET Turizm otobüsleri vardı, yine Kızılay’dan İnkılap Sokak’la Ziya Gökalp Caddesi köşesinden kalkardı. Bu bina halen eski hali ile korunmakta ve MADO pastanesi olarak hizmet vermekte.

Üniversite yıllarımda Milletvekilleri ve Bakanların çocuklarına, derslerine destek olarak evlerine gider çalıştırırdım. Sağlık Bakanı Kemal Demir’in üç çocuğuna, Turizm Bakanı Muammer Erten’in üç çocuğuna, Hüdai Oral’ın iki çocuğuna derslerinde yardımcı olmak için özel giderdim. Her üçünü de rahmetle anarım. 

Bu arada Ankara Radyosu’nda da çalışmaya başlamıştım. Hem okula devam etmek hem de çalışmak bana daha fazla güç vermekteydi. Radyoda çalışan diğer arkadaşlar da hem okula gidip hem de radyoda çalışmaktaydılar. Rahmetli Aytaç Kardüz Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne, Gülseren Budayıcı Tıp Fakültesi’ne, Erkan Oyal Mülkiye’ye gitmekte, Çetin Çeki ise Akademiye gitmekteydiler.   

1968 yılı Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal ettiğinin 30’uncu yılı 10 Kasım’da ODTÜ Talebe Birliği olarak rahmetli İsmet İnönü’nün konuşma yapması için okula davet edilmesi görevi bana verilmişti. Ayten Sokak’taki evine gidip İsmet Paşa’yı ziyaret ettim. Atatürk’ü anmak ve onun ATA rahmetli ile olan hatıralarını dinlemek için okula 10 Kasım’da saat 10.00 da 3’lü amfiye gelmeleri için rica ettim. Geleceğini söyledi. Bir de, bu söyleşide toplumda dedikodu olarak bilinen vefatında Atatürk’le dargın olduğu söylemine bir açıklık getirir misiniz? diye söyledim. Çok sert bir dille ‘ÖYLE BİR ŞEY YOK, KİM SÖYLÜYOR?‘ diye konuya noktayı koymuştu.. Ricamızı kabul etti. Durumu da Kemal Kurdaş Bey’e ben aktarmıştım. O zaman Rektör Rahmetli Kemal Kurdaş’dı.

İsmet Paşa 10 Kasım 1968’de ODTÜ kampusüne geldi Fizik binasının arkasındaki otoparkta karşıladık kendisini. Salonda CHP’den birkaç milletvekili vardı. Doğan Araslı, Orhan Birgit ve Turan Güneş aklımda kalanlar. Atatürk’le bağlantılı olarak İnönü savaşlarındaki taktik başarılarını aktardı. O gün, çok dikkatle dinlediğim bu söyleşide, Atatürk le ilgili övgü dolu sözler söylemesi, Mustafa Kemal Paşa’nın askeri dehası ve önsezisinin ne kadar güçlü olduğunu vurgulamasını izlemiştik. Kurtuluş Savaşının iki kahraman askeri hakkında söylenen dargın ayrılığın olmadığını, yaşayan bir şahit olarak, hariçten gazel okuyanların tevatürüne inanmayın diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

YAŞAMDAN BİR KESİT