ÖZGÜRLÜK

YAYINLAMA: 01 Nisan 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 31 Mart 2026 / 13.52

Bu kelimeyi bugüne kadar böyle özlememiştim. ÖZGÜRLÜK. ‘Bu kelimenin anlamını bilmeyen var mı’ diye haykırsan ortaya, yurdum insanları ‘Ben biliyorum ama son 25 senedir anlamını yitirdi bu kelime’ diyebilirler. Hani bu kelimenin anlamını beş tepeye sorsam, dağlar boyunca bunun anlamını ağaçlar haykırır, kuşlar, hayvanlar, velhasıl bütün yaşayan canlılar feryat ederler amma, anlamını izah edebilecek insanların ağzını bıçak bile açmayabilir. Ne söylemelerini bekliyorsunuz, bu insanlardan ÖZGÜRLÜK anlamında? Özgür olmak sadece nefes almak değil, her konuda kendi görüş açınızı, kimseden çekinmeden söylemektir ÖZGÜRLÜK. İnsanlar yaşamları içinde karşı cinsiyle bir yuva kurmayı düşler. Bu yuvayı oluşturacak önemli bir unsurda, aileyi meydana getirecek üçüncü bir bireyin meydana gelmesidir. Yani çocuğun oluşması. Bu dünyaya yeni gelen bireye, kimi yerde anlamlı isimler koyarlar. ÖZGÜR, DEVRİM gibi bazı isimler vardır, yaşamın dönemini simgeler. ÖZGÜR, bence çok zarif ve anlamlı bir isim. 

Yine bir örnek vermek adına söylemeyeyim diye çok zorladım kendimi. Bakın olmuyor. Çocukluğumuzda bize doğru bildiğinizi mutlaka dile getirin diye öğütledi öğretmenlerimiz. Ben yalan söylemeyi hiç sevmem. Hani çok büyük bir ceza ile karşılaşacağımı bilsem de bildiğim doğruyu söylemekten çekinmem. Yatılı okulumuzda bize doğru düşüncelerimizi ifade etmemizi her zaman öğütlemişlerdi. Sadece hayat memat meselelerinde pembe yalana cevaz vardı. Doğruyu ve yalnız doğruyu söyleyeceğimizi ifade ederdik her zaman. 

Bugünlerde haber bültenlerini, bilhassa Devlete bağlı kanallardaki haberleri hiç izlememekteyim. Nedenini soracaksınız, söyleyeyim. Yalan Haber dinlemek için yaşım çoktan geçti. Gerçekleri araştırıp öğrenebiliyorum. ‘Türkiye büyüme hızı % 3.6-4’ olarak ilan edilmekte. Okkalı bir yalan. Bir yetkili televizyon ekranlarında ağzından kaçırdı ‘% eksi 12 büyüyoruz.’  İşte bu doğruyu sadece 1 defa ağızlarından kaçırdılar.  

Ben artık  yanlı ekranların haber bültenlerini de izlemiyorum. Maliye bakanı ekrana çıkınca kanal değiştiriyorum, TÜİK başkanı konuşurken kanal değiştiriyorum, hatta bütün hükümet yetkililerin konuşmalarında, başka kanallara geçip ya bir aracın yeniden yapılmasını ya da hayvanların beslenme alışkanlıklarını izlemekteyim. Bana söylenen yalan sözleri dinlemekten ziyade, yaşamın gerçeklerini izlemenin, daha doğru olduğuna inanmak gerekir diye düşünmekteyim.  

Kapanan fabrikalar, duran tarımsal gelişim, durma noktasına gelen hayvancılık, insanların gülmeyen yüzleri, aptalca planlanan yaz saati yaşam programı. 

Ülkemde 121 bin 084 MW kurulu gücümüz bulunmakta. Kullanılan ortalama enerji, kurulu toplam gücün % 60 civarında olduğunu söylemekteler. Yenilenebilir enerji konusunda mevcut toplam kurulu gücün içinde ciddi bir değer taşıdığını söylemekteler. 2025 verilerine göre sadece güneş enerji santrallarının toplam değerinin 24,371 MW’a ulaştığını söylemekteler. Rüzgar santrallarında kurulu gücün ise 14,152 MW toplam kurulu güce eriştiğini söylemekteler. Jeotermal santrallar 1,751 MW, Biokütle olarak kurulu gücümüz 2,122 MW bulunmakta. 

Bu verileri topladığınızda, Enerji Piyasa Denetleme Kurulu tarafından yayınlanan bültenlerden de okuduğumuz değerleri dikkate almak gerekir. Ülkemizde bir enerji fazlası olduğu gün gibi aşikar. Türkiye’nin önemli sektörlerinden biri olan tekstil sektörünün fabrikalarını söküp MISIR’a taşıdığını bilmekteyiz. Şeker fabrikalarının satılıp, sonradan kapandığını bilmekteyiz. Birçok ağır sanayinin üretim yapmayı yavaşlatıp, işçilerin iş akitlerini sonlandırdığını bilmekteyiz. İşsizlik oranında ciddi artışı, ülkemi yönetenlerin  görmezden gelmelerini anlamakta güçlük çekmekteyim. 

Bugün Enerji Bakanlığındaydım. Girişe dev bir maketle Akkuyu Nükleer santralının maketini koymuşlar. Dikkatle izledim. Bir nükleer santralın ne yakıt alacağı özel bir liman düzenine ne de atık maddenin boşaltılacağı bir limana ihtiyacı olmadığını bilmekteyiz. Ancak yapılan makette en az 2 Askeri deniz filosunun sığacağı liman yapılacağını göstermekte. Bu maketten anladığım diğer konu ise her biri 1200 MW enerji üretecek 4 reaktörün kurulmasından ziyade, konunun içinde başka hesapların olduğunu göstermekte bu maket. Toplam kurulu güç 4800 MW bir santral için, vatanın güzide bir köşesini kuzey komşumuza peşkeş çekmenin bize ne faydası olacağını hala düşünmekteyim. 

Bilmem kaç sene sonra ülkemin başına dert olacak bir nükleer enerji santralının, bir yerlere tutunmak adına, vatan toprağının pazarlanmasını anlamakta güçlük çekiyorum. Benim zaten enerji fazlam var, bu nükleer enerji santralının enerjisini nerede kullanacağım, bir bilen var mı diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

 

ÖZGÜRLÜK
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *