ÜST GEÇİŞ

YAYINLAMA: 15 Nisan 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 14 Nisan 2026 / 17.54

Bu hafta sonu Karadeniz sahil yolunun tamamı olmasa da büyük bir bölümünü araçla geçtik. Yeşilin bitip mavinin başladığı bir başka güzellikti seyir edilmeye doyulmayan bu güzellik. Yaşadığımız dünyada bir çok sahil yöresi vardır ve sahillerde yeşil biter ve mavi başlamaz. Mutlaka bir kumsal uzantısını görürsünüz ve daha sonrasında gelir mavi güzellik. Kimi sahillerde kayalıklar doludur, yeşil bile kimi yerde yoktur, ancak denizin mavisi insana huzur verir. Denizin sakin olması veya delice dalgalı olması, insanı pek etkilemez. 

Yeter ki denizin insanda yaptığı huzur etkisini, hatta hissedilebilen iyot kokusunu duyabilsin. Karadeniz diğer denizlere benzemez, dağların denize dik indiği bu doğada yeşille mavi birbirinin içine girer. Yeşilin vahşi koyuluğu yanında denizin ani derinleşen maviliğinde bir ressamın tuale yansıtabileceği geçişi zor bulursunuz. 

Dağların dik ve evlerin dağınık yerleşimlerini uçaktan seyrederseniz, yeşil halı üzerine beyaz kırmızı kibrit kutuluları dağıtılmış gibi görünür. Evler bir arada değildir Karadeniz’de, dağınık serpilmiş gibi durur. Karadeniz boyunca araçların iki ayrı yönlü yolu üzerine yüzlerce yaya geçidi konulduğunu yeni fark ettim. Yol boyunca hemen hemen her üç beş kilometre aralıkla üst geçitler inşa edilmiş. Hepsinin çıkışları ve inişleri merdivenli olduğu için, yaşlı insanların bu merdivenleri çıkıp inmesini hiç mi hiç düşünmemişler.  

Halbuki ülkemizdeki nüfusun yüzde 11,1 oranında 2025 verilerine göre 65 yaş üstü vatandaşlarımız bulunmakta. Dikkat ederseniz 9.58 milyon yaşlı bir nüfusa sahip olduğumuzu görürsünüz. Bu değerin 2030’da ise yüzde 13.5 çıkacağı ve 11.6 milyon olacağı tahmin edilmekte. İşte Karadeniz’de yaşayan ve 65 yaş üstü insanları hiç düşünmeden yapmışız bu köprüleri. Başka medeni ülkelerde böyle köprüler yok demiyorum, ancak o medeni  ülkelerde bu köprüler ve yaşlı nüfus, problem teşkil etmemekte. Kimi yerde asansör, kimi yerde hareketli merdiven kullanarak yaşlı nüfusu bu geçitlerde mobilize eden, medeni bir anlayış hakim bu ülkelerde. Ülkemizde yurdum insanı eza çekmeye alışık olduğundan hiç seslerini çıkarmazlar. Sahil yolunda bu yüzlerce üst geçide bir çare bulunması gerektiğine inanmaktayım. 

Bir dokümanda okudum ülkemizde geçtiğimiz son 20 senede özelleştirme adı altında satılan birçok değerlerimizin toplam miktarını hiç merak ettiniz mi? Bakın son 20 yılda satılan ülke kazanımlarının toplam değerinin 3 Trilyon 285 milyar dolar tutarında olduğunu yayınlamışlar. Her yıl yaklaşık 164 milyar 250 milyon dolara tekabül etmekte. Bu paralarla 98 Osman Gazi köprüsü41 Keban Barajı320 uluslararası havaalanı yapılabilirdi. Hatta Karadeniz’deki yüzlerce üst geçitte, insanlar için asansörlü geçiş imkanı sağlanabilirdi diye düşünmekteyim. Hakikaten 3 trilyon 285 milyar doların hesabını verebilecek bir müessese ülkemizde var mı diye de düşünmekteyim.  

Aklıma hep 2019 yılı sonlarına doğru Türkiye’de casusluktan tutuklu rahip Andrew Brunson’un Amerika’ya iade edilmesi konusunda çıkan zıtlaşmada, ‘Ver Papazı, Al Papazı’ sonrası, Amerikan Başkanının ‘Amerika’daki varlıklarınızı incelemeye alırız’ sözünün hemen sonrası, sabahleyin gelen bir uçağa Rahip Brunson’u bindirip göndermiştik. Kimin Amerika’daki varlıklarının incelemesinden korktuk da papazı verdik, hala aklımın köşesinde bir sorudur benim. Konu Rahip değil, kimin mal varlığının incelenmesinden korkulduğu, aslında önemli olduğunu düşünmekteyim.  

Bakın Karadeniz sahil yolunun üzerine inşa edilmiş yüzlerce üst geçişlerin hepsinin üzerinde isimler yazılmakta. Hiç dikkat ettiniz mi her köprüde bir değişik isim var. Bütün bu köprülerin üzerinde bulunan isimlerin ilk kelimesi oldukça dokunaklı ‘ŞEHİT’ kelimesi ile başlamakta. Bu yolda yüzlerce köprü ve yüzlerce ŞEHİT ismi bulunmakta. Hepsinin de o yörenin evlatları olduğuna inanmaktayım. Bu kahraman askerlerimiz, ülkemizi parçalamak amaçlı hain eşkıyaya karşı, girdiği çatışmada şehit düşen kahramanlarımız. Herbirini rahmet ve şükranla anmaktayım. Gencecik yaşta vatanı korumak adına verilen bu savaşın şehitlerine saygısızlık yapma kimsenin hakkı değildir. Ülkeyi parçalamak için uğraşan eşkıyayı da affetmek, bu şehitlerin ailelerine sorulmadan, hatta ülke genelinde toplumun düşüncesini almadan bir masaya oturulmasını, bu şehitlere ve ailelerine yapılmış bir saygısızlık olduğuna inanmaktayım. 

Mecliste ‘Çözüm Masasına Oturan Vekiller’ sizlere sesleniyorum, Karadeniz’de Sinop’tan HOPA’ya kadar araçla gidip bu köprülere bir bakın, aklınızda hangi isim kalacak diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.   

 

ÜST GEÇİŞ
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *