ASKIDA EKMEK GİBİ DEMOKRASİ

YAYINLAMA: 16 Haziran 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 15 Haziran 2026 / 15.52

Nasıl bir ülkede nefes aldığımızı bir düşünün. Mustafa Kemal Atatürk bu ülkeyi genç nesle emanet etti. Bu neslin emaneti nasıl koruyamadığını üzülerek seyretmekteyiz. Önce ülkemizin sınırlarını emanet ettiğimiz askerimizin kollarını ve kanatlarını perişan ettiler. Balyoz ve Ergenekon gibi yapay davalarla, şanlı ordumuzu dut yemiş bülbüle çevirdiler. Dış mihraklar tarafından Fetullah Gülen’i kullanarak okyanus ötesi, Türk Silahlı Kuvvetleri 211 Sayılı İç Hizmet Kanunu’nun ve bilhassa bu kanunun 37 maddesini dikkate bile alınmaması için her yola başvurulmasını izledik.  

Çok önemlidir, Türk vatanının, İstiklalini ve Cumhuriyeti korumak ve kollamak görevi Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verilmiştir. Silahlı Kuvvetler’e her katılan bireyin ettiği bir yemin vardır. Hatırlar mısınız?:

“Barışta ve Savaşta, Karada, Denizde ve Havada her zaman ve her yerde milletime ve CUMHURİYETİME doğruluk ve muhabbetle sadık kalacağıma, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında Vatan, Cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyleyeceğime NAMUSUM üzerine andiçerim.” 

Bu önemli yeminin, her iki elin silahlar üzerine konulup yapılması, kişiyi bağlayıcı bir unsurdur. Bu yemini tutarsınız veya tutmazsınız o başka bir konu, ama bir insanda, eğer şeref ve namus kavramları, bizim anladığımız seviyede ise, bu yemine hayatımız pahasına uymak mecburiyetinde olursunuz. Ülkemizin kaderi üzerinde hükmeden insanların yaşlarına bir bakın. Bazı muvazaalı durumlarda, 65 yaşın üzerinde bir yurdum insanı, mülkünü satmak veya devretmek için notere gittiğinde, akıl sağlığının yerinde olup olmaması konusunda doktor raporu istenilmekte. 

Ülkemi idare edenlerin, ülkem hakkında hüküm verenlerin, bilhassa siyasi figürlerin akıl sağlığı konusunda hiçbir bilgiye sahip değiliz. Aslında seçimlerden önce, YSK’ya başvurmadan evvel, hatta diploma sorulmasından daha öncelikli, akıl sağlığı konusunda bir doktor raporunun ibraz edilmesi, ön koşul olması gerek diye düşünürüm.  

Ülkemin yerüstü ve yeraltı zenginlikleri konusunda, ülkemde faaliyet gösteren bazı özel kurumlara, halkın fikri ve oluru alınmadan, imtiyaz verilmekte. Hatta satılmakta. Bilhassa yeraltı madenlerinin kimlere hangi koşullarda verildiğini, bu ülkede vergi veren vatandaşın bilmek hakkı olduğuna inanırım. 

Bilhassa bu yeraltı zenginliklerinin çıkarılmasında çalışan insanların emeklerinin hiç geciktirilmeden ödenmesi gerekirken, çalışan işçinin, bir somun ekmeğe muhtaç bırakılmasına göz yumanları lanetlemekteyiz. Bu nasıl bir anlayıştır ki, insanlar yerin altında yüzlerce metrede bir somun ekmek için hayatlarını ortaya koyarken, imtiyaz sahipleri bu çalışanların haklarını hiçe saymasını anlamakta güçlük çekmekteyim. Haklarını aramak için anayasanın 34 maddesine dayanarak: 

34:‘Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.’ Bu hakkı kullanmak ister. 

Bu yürüyüşlerde yer alan yurdum insanına, hangi anlayıştır ki kendi vatandaşının gözüne gaz sıkar, kafasına acımasızca  copla vurur, ellerini kelepçeleyip yerlerde süründürür? Hangi vicdanla bu düşmanca davranışa emir verilir? 

Yalnız haklarını arayan bu madenlerde çalışıp da ücretlerini aylarca alamayanlar mı polisin bu hunharca davranışına maruz kalmakta? Ülkemde kim hakkını arıyorsa, kim protesto ediyorsa, kim bozuk düzene itiraz ediyorsa yönetimin askerleri olan polis teşkilatı onların üzerine yürümekte, su sıkmakta, copla acımasızca vurmakta, yerlerde sürüklemekteler. Ana gayenin ne olduğunu biraz oturup düşünmemizde yarar olduğuna inanırım. Nereye gidiyoruz?

Ekranlarda izledik, haklarını arayan ve bizleri yetiştiren ÖĞRETMEN‘lere, acımasızca vuran polislere emir verenler hiç mi yüreğiniz sızlamıyor ? 

Orduyu susturdular, Üniversitedeki akademisyenleri susturdular, yargı konusunda bir şey söylemek istemiyorum, ancak kuşlar bile ülkemde özgürce ağaçlarda ötemediklerine göre, yetişmesi onlarca yıllar isteyen zeytin ağaçlarını bir kürek kömür için yok eden anlayışa isyanım var benim. Artık hangi koşullarda nefes aldığımızı sorgulamamızda yarar olduğuna inanmaktayım. Ülkemde iktidar koltuğu uğruna DEMOKRASİ konusunda çok yara aldığımız kesin. Askıda ekmek gibi ASKIDA bir demokrasiye muhtacız diye, bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına. 

 

ASKIDA EKMEK GİBİ DEMOKRASİ
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *