Mahallenin Delisi
Bu tabir genelde yaygın bir deyimdir. Hani her mahallenin bir delisi vardır derler ya, işte bu anlamda bir tabir olsa gerek. Çocukluğumda bizim mahallenin de bir delisi vardı Osman. Biz ona DELİ OSMAN derdik. Bizden büyük bir çocuktu. İnsan aklının almayacağı bir çok işi Osman yapardı. Bazen onu kızdırmak için ‘ Deli Deli Tepeli Kulakları Küpeli ‘ diye bağırır onu kızdırmak isterdik, ve sonrasında çil yavrusu gibi sağa sola kaçışır, ondan uzaklaşırdık. Bizim bu alayvari bağırmalarımıza fazla kulak asmazdı, Deli Osman.
Çok güçlü bir çocuktu, kimi zaman mahalledeki insanlar onun bu gücünden yararlanır, kaldırılacak yada taşınacak eşyayı ona taşıtırlardı. Deli gibi kuvvetli denir, bir deyim vardır, işte Osman böyle güçlü bir çocuktu.
Mahallede birde MACUNCU Osman vardı, şekerden yapılan çeşitli renkte macun satardı. Macunların bulunduğu yuvarlak tepsi gibi, içi üçgenlere bölünmüş, çeşitli renkli şekerli macunları başının üzerinde taşır, isteyen olursa , omuzundan sehpasını yere koyar, macun tepsini onun üzerine yerleştirirdi. Bir tahta çubuk alır, tornavida şeklinde macun kaldırma aletine doladığı macunu, tahta çubuğa sarıp isteyene 5 kuruş karşılığında verirdi.
Deli Osman da sehpa her kurulduğunda Macuncu Osman’ın önünde durur, macun isterdi. Aldığı macunun parasını vermeden oradan uzaklaşırdı. Aslında macuncu Osman da pek akıllı bir insan değildi. Bizler mahallede çok yaramaz çocuklardık, macuncu Osman bile bizim mahallede fazla eylenmez, çabuk mahalleyi terk ederdi.
Chicago kentinin merkezinde Monroe ve Wabash caddeleri arasında Palmer House adlı otelde kalırdım her gittiğimde. Eski Amerika Başkanı Barack Obama’nında hukuk bürosu, bu otelden birkaç blok ötede idi. Hatta bir akşam otelin büyük salonunda Barack Obama’nın Demokrat parti delegelerine bir akşam yemeği verdiğinde, bende oteldeydim. Görülmeye değer bir gösteri şeklinde hazırlanmakta bu yemek salonu. Bir baş masa ve sonra onbeş ila yirmi kişilik yuvarlak masalarda oturan insanlar. Bir panayır görüntüsünde salon süslemeleri, otel çalışanlarında bir telaş, herkes bir yerden bir yere koşturmakta. Aslında görülmeye değer bir hareket sarmakta otelin her yanını. Otel binasının büyüklüğünü tarif etmek biraz zor, ancak iki büyük cadde arasında çok geniş bir arsa üzerine kurulduğundan, koridorlarında güney kuzey doğu batı yönleri ile, odanızı, ait olduğu katta bulabilirsiniz.
Donald Trump’ın ilk seçildiği dönem Ocak 2017’de ben de o ayın son günleri Palmer House’da kalıyordum. Cumhuriyet’ciler Hillary Clinton’a karşı zafer kazandıklarını ifade etmekteydiler. Aslında Hillary Clinton çok güçlü bir avukat, iyi bir hatip, hatta eşinin birçok yaramazlıklarını tolere edecek kadar dirayetli bir duruş sergileyen Hillary Clinton, seçim yarışını Donald Trump’a kaybetmesini, Amerikan halkının sindirdiğini düşünmemekteyim. Donald Trump, bence bizim mahalledeki Osman dan pek de farkı yok olduğuna inanmaktayım.
Otelde kaldığım günlerde bir gün asansörde yanımda bir arkadaşım ve başka Amerikalı insanlar la beraber aşağıya iniyorduk. Biz aramızda Türkçe konuşurken , bizim Türk olduğumuzu anlayınca Amerikalılardan biri bize doğru, sataşma dozunda bir soru sordu’ How is your lunatic doing?’ ‘Sizin mahallenin delisi ne yapıyor’ anlamındaki soru, bir anda önüme düştü. Şimdi böyle bir soru ile karşılaşmaya pek hazır değildim. Nasıl cevap versem de bu durumdan sıyrılsam diye düşünürken, Palmer House’ın genelde Demokratların toplandığı bir otel olduğunu unutmayarak, cevabımın da dokunaklı olması gerekmekteydi. Refleks cevap olarak ‘Sizin mahallenin delisi nasılsa bizim ki de öyle’ diye verdiğim cevap ta, ben de onlarda biraz gerildik. Aslında her mahallenin mutlaka bir delisi vardır, kimisi öyle kimisi böyle diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.


