KATILIMEVİM MAĞDURLARI HUKUKÎ DURUMU
Son haftalarda "Katılımevim" ismi hem tüketici şikâyet platformlarında hem de ekonomi gündeminde sıklıkla karşımıza çıkıyor. Bir yanda konut veya araç sahibi olmak için yıllarca düzenli ödeme yapan, teslimat tarihi ertelenen, ödeme planı kendisinden habersiz değiştirilen ya da bir inşaat projesinde parasını verip tapusunu alamayan vatandaşlar var. Diğer yanda ise devletin, bu sektörü daha sıkı bir denetim altına almak için attığı yeni adımlar.
Katılımevim, Birevim, Eminevim, İmece gibi şirketlerin sunduğu model, klasik banka kredisinden farklıdır: Katılımcı, belirli bir süre boyunca düzenli tasarruf öder; sıra kendisine geldiğinde (kura veya sıra usulüyle) konut, çatılı işyeri ya da taşıt edinimi için finansman kullanma hakkı kazanır. Şirket ise bu tasarrufları yönetme ve finansman kullandırma karşılığında bir organizasyon ücreti alır. Faiz içermediği için özellikle faizsiz finansmana yönelen bir kesim tarafından tercih edilir.
Bu model, uzun süre özel bir kanuni dayanaktan yoksun çalıştı. Sektördeki mağduriyetlerin artması üzerine kanun koyucu devreye girdi. 7292 Sayılı Kanunun 2021'de 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununa eklediği 39/A maddesi, bu sözleşmeleri ilk kez kanunî bir çerçeveye kavuşturdu ve bu şirketleri BDDK'nın (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) lisans ve denetimine tabi kıldı.
Tüm denetimlere rağmen şu günlerde Katılımevim firması ile ilgili başlatılan süreç sonunda, bu firmadan ev, araba alanlar için çok da iyi olmayan gelişmeler yaşanmaya başladı. Eylül 2026 yılındaki bu gelişmeler üzerine Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK, tasarruf finansman alanındaki sınırlı sayıda fonda sorun yaşandığını kamuoyuyla paylaştı ve devlet bankası Emlak Katılımın, Katılımevim ve Birevim'i satın almak için resmi görüşmelere başladığını açıkladı. Bu adım, sektöre yönelik güvenin yeniden tesis edilmesi amacıyla atılan bir müdahale olarak okunabilir. Ancak sürecin sonucu ve mevcut mağduriyetleri ne ölçüde gidereceği henüz netlik kazanmadı. Peki mağdur olan kişilerin ne yapması gerekir?
Öncelikle unutulmaması gereken nokta bu olayda TMSF güvencesinin bulunmadığı noktasıdır. Katılımevim bir banka olmayıp bir tasarruf finansman şirketidir. Mevduat sigortası (TMSF garantisi) bankalardaki mevduata özgüdür. Bu şirketlere yatırdığınız tasarruf, otomatik olarak TMSF sigortası kapsamında değildir. Bu nedenle haklarınızı ararken karşılaşacağınız en büyük sorun şirketin ödeme gücünün bulunup bulunmadığıdır.
Peki pratikte ne yapılabilir?
- Cayma/fesih talebinizi yazılı ve ispatlanabilir şekilde (noter ihtarnamesi veya iadeli taahhütlü mektupla) şirketin güncel (Tera Grubu sonrası) yönetimine süreleri kaçırmadan gönderin. Noter ihtarının tercih edilmesi ileride doğabilecek ispat tartışmalarını en aza indirecektir.
- Ödeme yapılmazsa, BDDK'ya şikâyet ve Tüketici Hakem Heyetine, tüketici mahkemelerin başvuru sürecini başlatın ve sonucunda elinizde alacağınız ispatlayan bir ilam, resmi bir alacak belgesi olsun.
- Güncel haberleri takip edin. Böylece bu firmaya ilişkin açılma ihtimali olan ceza davalarına, konkordato, iflas süreçlerine müdahil olup haklarınızı kaydettirin.
Ancak tüm bunların sonucunda devletin farklı adımlarla mağduriyetleri en aza indirmesinin mümkün olmadığı bir ihtimalde sürecin uzun ve tatsız bir hukukî süreç olabilme ihtimalini de gözönünde bulundurmanız gerekmektedir.
