Sınırlar…

YAYINLAMA: 02 Eylül 2022 / 21.08 | GÜNCELLEME: 02 Eylül 2022 / 21.08

Fark ettim ki birine kızmak aslında ona büyük bir ödül vermektir. Öfke enerjisi çok güçlü bir enerji ve öfkelendiğiniz insanlara farkında olmadan kendi enerjinizden veriyorsunuz. Düşünsenize onların ruhu bile duymuyor umursamıyor mesela ama siz kendi kendinize enerjinizi kaybediyorsunuz. Fark etmezseniz onların sizin sınırınıza girmelerine izin vermiş oluyorsunuz.

Peki kim buna değer?
Çoğu zaman hiç kimse ve hiçbir şey buna değmez. Her öfkelendiğinizde buna değer mi diye hatırlamak güzel olmaz mıydı?..

Özellikle de muhataplarınız kendi dünyalarında kendi konfor alanındalarsa. Aman aman… :) Bırakın ne halleri varsa görsünler. Öfkenizi bile hak edenlere yansıtın… Kendi huzurunuza odaklanın.

Bu tıpkı birilerinin sizin cebinizdeki parayı çalması gibi bir şey. Ha çalmışlar ha siz çıkarıp hak etmedikleri halde onlara vermişsiniz. Hiç farkı yok. Paranızı verir misiniz? Vermezsiniz. O halde öfkenizi de vermeyin.

Bunun yerine sınırlarınızı koruyun. Kendinizi koruyun. Artık ne kadar koruyabilirseniz. Geçen gün bir yazı okudum diyor ki bireysel hayatlarımızda o kadar kendi sınırlarımızı korumaktan yoksun bir toplumuz ki memlekette de sınır diye bir şey kalmamış. Ortalık Afgan, Suriyeli vs. dolmuş. Kaç tane olduklarını bilen bile yok. Sayıları bellisiz kim oldukları, ne oldukları bellisiz. Çünkü neden?… Sınırlarımızı korumuyoruz. Gelen giriyor. O kadar içselleştirdim ki yazıyı. Yani haklı değil mi? Evlerimizin kapıları açık mı duruyor mesela?.. Sadece sevdiğimiz, güvendiğimiz insanları almıyor muyuz?.. Ülkenin kapıları neden açık?.. Neden her isteyen elini kolunu sallayarak girebiliyor?… Kimlerin çıkarı için güvenliğimizden fedakarlık etmek zorunda bırakılıyoruz?…

Ya da mesela bankamatikten para çekeceksiniz ensenizde bir nefes hissediyorsunuz neden? Çünkü arkanızdaki adam sınırını bilmiyor. Nerde durması gerektiğini bilemiyor… Sınırını bilmeyenle muhatap da olmak istemiyorsunuz. Yaşamak durumunda kaldığınız şeye bakın…

Ya da diyelim ebeveynsiniz. Anne ya da babasınız. Çocuklarınıza sınır koymuyorsunuz. Böylece onlara iyi anne ya da iyi baba olduğunuzu düşünüyorsunuz. Sonuç ne oluyor? Sonuç; sınırlarını bilmeyen ve sınırlarını koruyamayan çocuk zihinli büyüklerle dolu bir toplum oluyoruz. 2 yaşlarından beri oğlum da kızım da özel okullara gidiyorlar. Oğlum 14 yaşında bu yıl liseye başlıyor. Kızım 9 yaşında ve 4. sınıfa başlıyor. O kadar çok şahit oldum ki bu tarz velilere. Özellikle de özel okul velisi sendromu diyorum buna artık. “Çocuğum ne isterse o. Özgür benim çocuğum. Vs. vs.” Oysa çocuk özgürlük verilecek bilince sahip midir? Bunu düşünebilen çok çok az… Ve sonuç; özel okullara mahkum büyüyen, zihinsel olarak büyüyemeyen çocuklar. Özel etütler özel dersler son teknoloji cep telefonları sınırsız harçlıklar. Üniversiteyi de özel okulda okuyorlar. Nitelikli özel üniversiteleri hariç tutuyorum ama aldıkları minimum puanla başka şansları olmuyor çünkü. Sonra yine ailenin parası ile işyeri açıyorlar. Ya da ailenin şirketinde tepeden inme patron? oluyorlar. Büyük başarı hikayeleri yazılıyor gerçekten…

Yetişkin bilinci bunların hiçbirine izin vermez. İnsiyatifi eline alır ve çocuk zihinlerin oyuncağı olmaz. Sınır koyar ve sınırı da aşmaz. O halde ben de haddimi bilip daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Çünkü herkes sadece kendinden sorumlu. Tıpkı kimsenin bir başkası adına nefes alamayacağı gibi.

Sevgiler, selamlar…

Sınırlar…