23 NİSAN BİR BAYRAMDAN FAZLASIDIR
Bugün 23 Nisan. Bundan tam 106 yıl önce, 23 Nisan 1920’de, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni Ankara'da kurarak Osmanlı yönetiminden bağımsız, millet iradesine dayalı yeni bir yönetim merkezi oluşturdu. Böylece egemenlik Türk milletine geçmiş oldu. Bu tarihten bir yıl sonra, 1921’de çıkarılan bir kanunla 23 Nisan, "23 Nisan Hakimiyet-i Milliye Bayramı" (Ulusal Egemenlik Bayramı) adıyla Türkiye’nin ilk milli bayramı olarak kabul edildi. 29 Ekim 1923 de eşsiz kurucu, cumhuriyeti ilan etti.
Her yıl kutlanan 23 Nisan törenleri, Cumhuriyetin ilanından 4 yıl sonra 1927 yılında, Himaye-i Etfal (Çocukları Koruma) Cemiyeti öncülüğünde çocuklara göre düzenlendi. Bugünkü adıyla Çocuk Esirgeme Kurumu’nun ilk hali olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, Osmanlı'nın son dönemi ve Milli Mücadele yıllarında savaşlar nedeniyle öksüz, yetim ve kimsesiz kalan himayeye muhtaç çocukların korunması, barınması, eğitimi ve topluma kazandırılması için kurulan sosyal yardım kuruluşuydu. 30 Haziran 1921’de Ankara’da, dönemin yöneticileri, doktorlar, milletvekilleri ve yardımseverler tarafından kurulmuştu. Mustafa Kemal Atatürk, Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin önderliğinde kutlanan "Çocuk Günü"ne büyük destek vererek bu bayramın himayesinde kutlanmasını sağladı. 23 Nisan 1927’de ilk kez kapsamlı bir "Çocuk Bayramı" etkinliği düzenlendi. Atatürk, o gün otomobillerinden birini çocuklara tahsis etti. Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser verdi. Çankaya Köşkü’nde çocuklara yönelik etkinlikler düzenlendi. Çocuk şenlikleri, gösteriler, geziler, temsiller ve çocukların katıldığı etkinlikler yapıldı. Atatürk’ün bu hamlesi, sadece bir kutlama değil; savaşın yorgun düşürdüğü bir toplumda çocuklara verilen değeri merkeze koyan, modern ve ileri görüşlü bir toplumsal inşa hareketinin adımlarıydı. Mustafa Kemal Atatürk, geleceği çocukların kuracağına inanıyordu. Eğitimi kalkınmanın temeli görüyordu. Cehaletin sona ermesi ve ülkenin ilerlemesi için çocukların iyi eğitim almasının gerektiğine inanıyordu. Cumhuriyeti koruyacak kuşaklar hazırlanmalıydı. Cumhuriyetin değerlerini, bağımsızlığı ve millet egemenliğini gelecekte, çok iyi eğitilmiş çocukların yaşatacağını biliyordu.
Dünyada ilk kez 1929 yılında 23 Nisan, resmi olarak "Çocuk Haftası" ilan edildi. Atatürk’ün bugünü çocuklara bayram olarak armağan etmesiyle Türkiye, dünyada çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya çocuklarıyla paylaşan ilk ve tek ülke oldu.
Yıllar içinde halk arasında "Çocuk Bayramı" ve "Milli Egemenlik Bayramı" olarak beraber kutlanan bu iki kavram, 1981 yılında yapılan kanun değişikliği ile birleştirildi ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını aldı.
İçinde yaşadığımız günlerde tüm açıklığıyla görmemiz gereken şu olmalı: Bir ülkenin çocuklara bakışı, aslında ülkenin geleceğine bakışı. Ülkede çocuklar korunuyor, eğitiliyor, özgürce konuşmalarına olanak sağlanıyor ve değer görüyorsa o toplumun yarına güvenle yürüyeceği çok açık bir gerçek. Çocuklar ihmal ediliyor, hatta istismar ediliyor, yetkililer “Bir kereden bir şey olmaz” gibi akıl dışı bahanelerle organize kötülükleri görmezden geliyorsa, eğitilmesi gereken minik zihinler hurafelerle dolduruluyor, çağdaş medeniyet eğitiminden giderek uzaklaştırılıyorlarsa, o ülke geleceğini yavaş yavaş kaybediyor demek oluyor.
Bu noktada tarihe dönüp baktığımızda, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği değer, sadece bir liderin şefkati değil; bilinçli bir devlet aklının hayranlık verici ürünü.
O sebeple 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, bir bayramdan öte, şahane bir hedef. Atatürk bugünü çocuklara armağan ederken aslında açıkça: “Egemenlik milletindir ve bu milletin yarını sizsiniz.” mesajı veriyor.
Bu yaklaşım, günümüz yönetiminin her nikah töreninde tekrarladığı gibi, çocukları sadece sayısal çokluk olarak farz etmesi değil, ülkenin asli unsuru olarak gördüğünün en güçlü kanıtı. Bugün dünyanın birçok ülkesinde çocuk bayramları var elbette ama bir ülkenin kurucusunun egemenlik gününü çocuklara ithaf etmesi, hâlâ eşsiz bir örnek.
Atatürk’ün çocuklara verdiği önem, yalnızca söylemlerle sınırlı kalmamış. Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu ile eğitimde birlik sağlanmış. Laik ve modern eğitim, bilimsel temeller üzerine oturtulmuş. Eşit ve nitelikli eğitim almayan bir nesil, güçlü bir cumhuriyet kuramayacağı için kız çocuklarının eğitimine devrim niteliğinde yenilikler getirilmiş. Günümüzde dayatılmaya çalışılan çocuk yaşta kız çocuklarının cahil, yaşlı insanlarla evlendirilmesini normalleştirmeye çalışan çarpık bedevi anlayışının aksine, Atatürk, çocukları toplumun saygın bireyleri olarak görmüş. Çocuklara değer vermenin, aslında ülkenin geleceğine yatırım yapmak olduğu gerçeğini yüzyıl önceden fark etmiş.
Ne yazık ki günümüzde çocukları koruyamıyoruz, eğitemiyoruz, doyuramıyoruz. Güvende değiller. Özgür düşünecekleri olanakları sağlamıyoruz. “Milli” olması gereken partiler üstü eğitimi, bakanlık, çocuklarımıza okullarda vermesi gerekirken, tuvaletlerine sabun bile koymuyor, vatandaşın vergileriyle oluşturulan bütçeleri, tarikat ve cemaatlere bağış adıyla, arsızca ve pervasızca dağıtıyor. Kendi çocuklarını, bu çağ dışı eğitim sisteminden uzak, çağdaş okullara yönlendirerek eğitilmelerini tercih ediyor. Durum böyle olunca da 23 Nisan’da çocukları kürsüye çıkarıp konuşma yaptırmanın hiçbir inandırıcılığı kalmıyor. Çocuğu sevmeyi, önemsemeyi, doyurmayı, eğitmeyi, geleceğini güvenceye almayı umursamayan bir hükümet sistemi ile aydınlık hedeflere ulaşmak da mümkün değil.
23 Nisan bayramı, Türk halkına, tüm bu sebeplerle, ülkenin gidişatını fark etmek için de bir uyarı olmalı.

