İnsanın Doğadaki Yeri Nedir Ki?

YAYINLAMA: 17 Haziran 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 16 Haziran 2026 / 12.36

Hayyam’a göre insan hayatı, denizde boğulan bir yağmur tanesi; yüz kırk sekiz milyon kilometrekarelik toprak parçası üzerindeki bir toz zerresi gibidir. Bir görünüp bir yok oluştan ibarettir.

Her ne kadar doğadaki döngülerin organik ve eşsiz bir parçası olsak da, evrenle kurduğumuz ilişki kendi doğallığından çoktan uzaklaşmış görünüyor. Artık kalp, birinin yüreğine haksız yere atılan tokat için eskisi kadar çarpmıyor. Güneşi karanlığın üstüne çizen çocuklar ne kadar da azaldı değil mi?

Bugün evrenin ilk oluşumlarına, “ilk tek hücreli canlılara; taşın, toprağın, suyun, bulutun ve kasırganın nasıl meydana geldiğine dair sayısız bilgiye sahibiz.” Ancak insan kişiliği ve insan hayatı hâlâ merak edilmeye ve araştırılmaya devam ediyor.

Dünyanın herhangi bir yerindeki insanın tepkileri, kişiliğinin şekillenişi, varlığına yüklediği anlamlar ve toplum içindeki konumu henüz kesin bir formüle kavuşmuş değil. Ya da o aradığımız hayatın hiçbir zaman tek bir formülü olmayacak.

Belki de sorun, hayatı mekanik bir düzene indirgemeye çalışmamızdır. Zihinsel ve duygusal doğamızı farkında olmadan yoldan çıkarıyor ve yoruyor olabiliriz.

Wilhelm Reich’in “insan, evreni kavrayabilmek için mekanik değil, işlevsel düşünceyi benimsemelidir.” yaklaşımı bugün de önemini koruyor. Reich’e göre insanı ve doğayı anlamanın yolu, onları durağan kalıplar içinde değil; sürekli oluş, değişim ve enerji hareketi içinde değerlendirmektir.

Oysa günümüzde bürokrasi, hiyerarşi, kurallar, teknoloji ve amaçlar; canlı-cansız bütün varlıkların birbirine bağlılığını ve yaşam enerjisini ne kadar ciddiye alıyor? Bize öğretilenin tersine iç sesimiz diyor ki: Her yerde yalan bir dünya var diyor. Belki de sular ve ırmaklar yalnızca akmıyor; adil, duyan, bilen ve yüzü asık olmayan başka bir dünyaya doğru koşuyor.

Kim yazdı bu bilindik doğruları ve yanlışları? Umudun bıçak sırtında yürüdüğü bir dünyada yüzler gülmüyor. Acıların yen içinde kaldığı, gönüllerin üşüdüğü ve sömürünün ruhumuza kadar uzandığı yerlerde yıkımlar içimizi tahrip ediyor. Böyle zamanlarda sevinci beklemek, Keloğlan’ın sırma saçlarını beklemek kadar güç geliyor insana.

Belki de “Bir varmış bir yokmuş...” diye başlayan masallar biraz da bizim hayatımızdı.

Hasan Hüseyin’in dizelerinde anlatıldığı gibi:

“Ne uyuyor ne büyüyoruz, Sevinmek de bizden ırak, Üşüyoruz yalnızlıktan, Acıyı paylaşıyoruz durmadan...”

Yine de Shakespeare’in, “şu dünyanın yorduğu bedenimi uğursuz yıldızların boyunduruğundan kurtaracağım.” diyen sesine kulak verelim. Çünkü yaşamak, vazgeçmemektir.

İnsan hayatı hâlâ anlaşılmaya ve sorgulanmaya değer bir konu değil mi? Buna ilişkin kesin bir hükme varılır mı bilinmez. Belki de insanın hayattaki yerini anlaması, önce direksiz duran gökkubbeyi anlaması ve ayaksız durabilen gökkuşağının görkemine ulaşmasıyla mümkün olacaktır.

Hayat; gözlerini, nefesini ve yüreğini kendine çevirebilenlere kapılarını açar. Belki bugün sevincimizi çalan keder yanılıyordur. Belki acılar, ileride bilgeleşmiş bir deneyime dönüşecektir. Bu yüzden korkuya, kedere ve karamsarlığa yatırım yapmayalım.

Bugün dünya öfkeyi, ayrışmayı, bütünden kopuşu ve bencilliği ödüllendiriyor gibi görünse de, yanlış üzerine kurulan her düzen sonunda kendi ağırlığı altında çöker.

Yeryüzündeki en kötü şeyin bile bir gün iyiliğe dönüşebilme ihtimaline inanalım. Çünkü her bitkinin hem zehirleyen hem iyileştiren bir yanı vardır.

Yeter ki zihinlerin aydınlığına gölge düşürülmesin. Yeter ki duyguların çırpınışına yasaklar konmasın. Yeter ki samimiyetin ve hoşgörünün ölümüne mazeret aranmasın.

Yeter ki sevgimizi ve sevdamızı birbirimize ulaştıran yollar kırılmasın.

Kendimize haksızlık etmeyelim. Çünkü yanılgı da yenilgi de hayatın içindedir. Hayat, yalnızca kazanmak ya da kaybetmekten ibaret değildir.

 

 

Yararlanılan Kaynaklar ve Alıntılamalar:

Ağlasun Ayşafağı-Hasan Hüseyin Korkmazgil

İnsanın Doğadaki Yeri-Wilhelm Riech

İnsan Tabiatını Tanıma-Alfred Adler

Romeo ve Juliet-W.Shakespeare

İnsanın Doğadaki Yeri Nedir Ki?
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *