Hayat Anlayanlarla Büyür
Aslında hepimiz hayatı çok seviyoruz. Hayatın hep peşindeyiz ve onun daha çok öznesi olmak, en özel parçası olmak istiyoruz. O bize gülümsesin, bizim mutlulukları hep taze tutsun istiyoruz. Tatmin edici bir hayat ümidimizi ise hep canlı tutuyoruz.
Peki, neler yapılması gerektiğini bilmezsek, her gün içinde bulunduğumuz hata ve eksiklerin bize maliyetini de göremeyiz. Böyle olunca da hayatla kurduğumuz ilişkide doğru çizgiyi tutturamayız.
"Ben her şeyi bilirim" diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Adeta Sokrates'in, "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" ilkesini boşa çıkarıyoruz. Peki o zaman biz neyi öğreneceğiz? Herkese öğretmeye çalışırken, hangi ara öğreneceğiz?
Hepimiz bilen ve öğreten konumundaysak, asıl zihinsel dejenerasyonu, öz benliğimizdeki savrulmayı ve hatalar silsilesini üzerimize çekmiş olmuyor muyuz? Bilgeler, doğruyu bilirsek doğru yapabileceğimizi hep söylemiyor mu?
Öğrenmek; ayıpları açığa çıkarmak, insanları ötelemek ya da farklı olanı mahkûm etmek için değildir. Kendi hatalarımızı gizlemek için de değildir. Tam tersine, doğruları hayatın içinden alıp yanlışları görünür kılmak için bilmeliyiz.
Çoğumuz, her alanda aşınma olduğunu, yozlaşmanın arttığını, ilişkilerde geriye düşüş yaşandığını söylüyoruz. Bunları çoğu zaman politik kavramlarla da açıklamaya çalışıyoruz. Kendimizi işin içine katmadan; olan bitene orta sınıf yaşam tarzı, pragmatizm, liberalizm ya da kapitalist çürüme diyoruz. Belki de yanlışları görüyor, çözüm arıyor; ancak nedenleri doğru yerde aramıyoruz.
Yeryüzündeki olumsuzluklar karşısında bizim de bir sorumluluğumuz olduğunu kabul etmiyor, sorumluları hep uzaklarda arıyoruz. Oysa eleştirdiğimiz düzenden kopmak, eski bildiklerimizin ötesine geçmek, özgür birey ve özgür yaşam fikrine ulaşmak yalnızca birkaç söz söylemekle mümkün olmuyor.
Sıkça dile getirdiğimiz bir başka tespit de şu: "Kendi gerçeğimize aykırı duygu, düşünce ve davranışlara zorlanıyoruz." Doğru. Peki kendimize uygun duygu, düşünce ve davranışların sahibi olmayı ne kadar istiyoruz? Bunun için ne ölçüde kendimizle yüzleşiyoruz?
Elbette bazı insanlar içinde yaşadıkları toplumun doğal akışına ve egemen sistemin sunduğu koşullara uyum sağlayabilir. Ancak farkındalık yaratmak isteyenler, maruz kaldıkları süreçleri değiştirmeyi de dert edinirler. Hayatın özüne ulaşmaya çalışanlar, yaşamın doğal ölçülerine uygun cevaplar üretmeye çalışırlar.
Toplumlar nihayetinde bireylerden oluşur. Birey gelişmezse; umut bağladığımız ilkeler, iyileştirici yaklaşımlar, olumlu üsluplar, mütevazı yaşam biçimleri ve iddialı fikirler kâğıt üzerinde kalır.
Beyinsel sömürgecilikten kurtulmak kendini fethetmenin koşullarından biridir. Özgür birey olmadan demokratik yaşam kurulabilir mi? Demokratik bir yaşam inşa edilmeden demokratik bir toplum oluşabilir mi? Belki de nitelikli değişime bu sorularla başlamak gerekir.
İmkânlar, fırsatlar ve karşılaşılan zorluklar kendiliğinden bir gelişim yaratmaz. Hiçbir sonuç bize hazır olarak sunulmaz. İyi, doğru ve güzel olanı görmek önemlidir; fakat tek başına yeterli değildir. Sorunlarımızın çözümü, birlikte yol kurmaktan, özgür duygu ve düşünceyi geliştirmekten geçer.
Aslında bunların tümüne yaşamı öğrenmek diyebiliriz. Ve yaşam sürekli olduğuna göre; insan da sürekli sorgulayan, anlayan, öğrenen ve kendini yenileyen bir durumda olmak zorundadır. Çünkü bilgi ve birikim önce ruhumuzda, duygularımızda, düşüncelerimizde ve davranışlarımızda şekillenir.
İnsan kendisini eğitebilir, değiştirebilir ve dönüştürebilir. İnsan, diyalektik ve kolektif amaçlarla bağ kurduğunda kendisine dayatılan sonuçları tekrar etmeye mahkûm kalmaz. Yeter ki eğitim, insana yalnızca bilgi vermekle yetinmesin; kendini eğitebilmenin yöntemlerini de öğretsin.
Eğer hayatı motive eden, yanıltan ve aldatan anlayışlara maruz kaldığımızı düşünüyorsak; eğer sürekli gerçek yaşamın gerisinde kaldığımızı hissediyorsak, yaşamla kurduğumuz ilişkiyi, bulunduğumuz yeri ve anlama biçimimizi sorgulamak zorundayız.
Çünkü hayat, sorgulayanlarla gelişir; anlayanlarla büyür. Hayat, hata yapan ve hatasıyla yüzleşebilen insanlarla öğrenilir.
Yararlanılan Kaynaklar:
21. Yüzyıl İçin 21 Ders-Yuval Noah Harari
Ezilenlerin Pedagojisi-Paulo Freire
Özgürlükten Kaçış-Erich Fromm
Sokrates'in Savunması-Platon
Yaşama Sanatı-Erich Fromm
