ANASAYFA arrow right 40 Yıl Önce

“Hükümet düştü memur olamadım”

“Hükümet düştü memur olamadım”
YAYINLAMA: 08 Ocak 2026 / 10.37
GÜNCELLEME: 08 Ocak 2026 / 10.37

İşçi pazarı: (S)

Bir işçi iş bulabilmek için üç ülkeyi dolaşıp yine Türkiye’ye dönüyor

Eskiden hep “Ekmek aslanın ağzında” derlerdi. Şimdi bu söz değişti. “Ekmek aslanın karnında” deniyor.

İşte aslanın karnından ekmek çıkarmaya çalışan bir işçinin hikayesi: İşçinin adı Hasan K. 36 yaşında, evli dört çocuk babası. Yaşadığı serüvenleri anlattığı gibi aktarıyorum: “Köyde çobanlık yapıyordum. Evlendim. Daha iyi şartlarda yaşama umudu ile Gaziantep'e geldim. Bir süre plastik ayakkabı fabrikasında çalıştım. İşlerim iyi gitmedi. Yeniden köye döndüm. Daha sonra bir köy meselesi yüzünden babamdan kalma fıstık ağaçlarım kesildi. Böylece köyde hiç bir mülküm kalmamıştı. Yeniden şehre göçtüm. Bir un fabrikasında işe başladım. Beş yıl kadar çalıştım. Fakat sendika ve sigortamız yoktu. Bu haklarımızı istediğimiz zaman toplu halde işten çıkarıldık. Uzun süre hoş gezdim. CHP hükümeti zamanında bir milletvekilinin yardımı ile orman muhafaza memuru olacaktım. Ankara' ya gittim. Tam 53 gün tayin bekledim. Artık evden bana mektup geliyordu. Sanki askerdeydim. Sonra tayin emri çıktı. Aldım ve tayin yerim olan Kahramanmaraş'a gittim. Görev yerine gelmek için 15 gün süre verilmişti. Bu sırada Hükümet düşmüş, yerine başka bir hükümet görev almıştı. Orman bölge müdürlüsüne gittim ve tayin emrini gösterdim. İşe başlayacağım diye seviniyordum. Müdür bana dönerek “işe giremezsin” dedi. Nedenini sorunca bakanın imzasının geçersiz olduğunu söyledi. Hükümet düşmüş, bakanın imzası geçersiz olmuştu, şansa bak... Bir kişinin yardımı ile Almanya’ya gitmeye karar verdim. Bazıları turist olarak gidiyor. Kaçak çalışıyorlardı. Bu ülkede artık işten umudumu kesmiştim. Almanya'ya gittim. Bir firmada kaçak olarak çalışmaya başladım. Tabii kaçak olduğumuz için hem düşük ücretle, hem de zor işlerde çalışıyorduk. Almanya'da kaçak işçiler “Haym” denilen yerlerde kalıyordu. Bir batı ülkesine göre ancak buralarda domuzlar yaşayabilir. Mecbur olduğumuz için katlanıyorduk. Dil bilmediğimiz için ancak işaretlerle anlaşıyorduk. Bir gün başımızdaki çavuş bana “zant” getir dedi. Küreği getirdim olmadı. Tahtayı getirdim yok dedi. Kazmayı getirdim bağırıp çağırdı. Meğer “zant” dediği şey 40 yıllık kummuş. Biraz para biriktirdikten sonra yeniden Türkiye’ye döndüm. Almanya'da tam 14 ay kalmıştım. Türkiye'de yeniden işsiz güçsüz dolaşmaya başladım. Biriktirdiğim para hiç bir yatırıma yetmiyordu. Yavaş yavaş para suyunu çekmeye başladı. Baktım olacak gibi değil “Umre hacılarının” arasına katılıp Irak'a gitmeye karar verdim. O sırada Irak-İran savaşı yeni başlamıştı. Türkiye’den çıkarken Irak'ta 15 gün kalma vizesi aldım. Oradaki poliste 15 gün verdi. Bu süre içinde seracı olarak bir İtalyan şirketinde çalışmaya başladım. Halbuki seradan hiç bir şey anlamazdım. Şirket az para veriyordu. Belli bir süre çalıştıktan sonra yeniden Türkiye'ye döndüm.” Devamı yarın…

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *