ANASAYFA arrow right 40 Yıl Önce

Toplumu kemiren hastalık “işsizlik”

Toplumu kemiren hastalık “işsizlik”
YAYINLAMA: 05 Ocak 2026 / 10.59
GÜNCELLEME: 05 Ocak 2026 / 10.59

İşçi pazarları (1)

Toplumu kemiren hastalık “işsizlik”

“Geçen yıl üç bine çalışmazdık, şimdi bin 500 liraya iş yok.”

İlkel bir toplum içerisinde yaşamadığımız için ihtiyaçlarımızı para denen nesne ile karşılamak zorundayız. Bunun için de ister zihinsel, ister bedensel olsun, para kazanmak için belli bir güç harcamak zorundayız, işte buna çalışma, ya da iş deniyor.

Para kazanmak için insanlar türlü işlerde çalışırlar. Kimi, bir kuruluşta müdürlük yaparken, kimi sabahın köründe, belki de kahvaltı yapmadan tıkanmış olan kanalizasyonu temizler. Sırf çoluğuna çocuğuna bir ekmek götürebilmek için.

Saat- 06.00... Mayıs ayı olmasına rağmen soğuk bir sabah. İnsan bahar giyeceği ile tir tir titriyor. Yollarda tek tük insanlar işe gidiyor. Soğuktan boynunu iyice kulunçlarının arasına saklamış bir çocuk, fırından aldığı pideleri düşürmemeye gayret ederek koşuyor. Belki de kendisine akşama ekmek parası getirecek babasının kahvaltı ekmeğini götürüyor. Sabahın soğuk havasında, hızlı adımlarla, Hoşgör Camimin bitişiğinde bulunan işçi kahvesine girdim. Yine işçilerin oturduğu başka bir kahve, tam karsıda olduğu için, camın önüne oturuyorum, işçileri gözetlemeye başlıyorum. Her iki kahvede yaklaşık otuz işçi oturuyor. Birbirleri ile sohbet ediyorlar. Ara işin de çalıştıkları üstlerin deki tozlu yırtık elbiseden belli oluyor.

Saat: 06.15... Elinde bir parça kağıda sarılmış peynirle içeri girdi. Bir sandalyeye ilişti. Peyniri ve koltuğunun altındaki yarım ekmeği masanın üzerine bıraktı. Kahveciden bir çay istedi. Kahvaltı yapacaktı. Yemeğini yedikten sonra “Allaha şükür bu sabah ta doyduk” diye yüksek sesle konuştu. Sonra gelip yanıma oturdu. Hemen sordu “Abi sen yabancısın. İlk defa görüyorum. Sabahın köründe ne arıyorsun?” dedi. Zayıf olduğu için bir haftalık sakallı çenesi iyice sivrilmişti. Sakaklarına artık ak düşmüştü. Bir sigara verdim. Yaktı, içine çekerken, bir haftadır iş bulamadığını, fakat bu gün birkaç günlük bir iş bulduğunu söyledi, isinin ne olduğunu sordum. Bir apartmanın kanalizasyonu tıkanmış onu açacakmış. Seviniyordu.

-Bu arada adının Abuzer olduğunu öğrendim.

-Abuzer hangi işleri yaparsın?

-İnşaatla ilgili her türlü işi yaparım.

-Her gün iş bulabiliyor musunuz?

-Şansımıza.

 -Bazen sürekli iş bulursun, bazen haftalarca boş gezersin.

-Günlük ücretler ne kadar?

-Her gün düşüyor.

-Nasıl?

-Geçen yıl kimse üç bin liradan aşağı çalışmazken, bu yıl bin 500 liraya iş bulamıyoruz.

-Nasıl olur yahu? Her gün zam, enflasyon, hayat pahalılığı...

-O senin dediğin gazoz ağacı abi. Ancak asfaltta yetişir. Ucuz diye istersen çalışma...

Konuşmamız kesildi. Çevreye bakıyorum.

Devamı yarın

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *