Üniversite çalışanları ve öğrencilerinin sermaye iktidarının kuşatması altında kaldığını, üniversitelerin üzerinde bir taraftan YÖK, diğer taraftan da siyasal baskı olduğunu söyleyen Eğitim Sen Şube Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Üniversitelerin bugün yaşadığı sorunların en önemli kaynağı olarak YÖK yer alırken, diğer tarafta YÖK'e karşı oluşan tepkileri istismar ederek, üniversiteleri siyasal egemenliği altına almak isteyen AKP iktidarı bulunmaktadır” dedi.
Üniversiteler ticarileştirildi
Geçtiğimiz dönemde YÖK ile AKP arasında ortaya çıkan tartışmaların özünde ne bilimsel özgürlük, ne de akademik özerklik olduğunu, tartışmanın sadece üniversitelere hakim olma mücadelesinden kaynaklandığını söyleyen Bozgeyik, "YÖK, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteler üzerinde bir baskı aracı olarak kurulmuştur. 12 Eylül reji minin YÖK düzenini getirmekteki temel amacı, üniversitelerin yeni liberal politikalara uyumlu hale getirilmesi, toplumun ve bilimin hizmetinden çıkarak, sermayenin çıkarlarına hizmet ettirmek olmuştur. YÖK'ün, kurulduğundan bugüne kadar geçen süreçte kendisine verilen bu görevi büyük bir başarı ile gerçekleştirmiştir.- Bu anlamda üniversiteler, zaman içinde bilim yuvalan olmaktan çıkarak ticarileştirilmiş ve sermaye için faaliyet gösteren kurumlar haline dönüştürülmüştür" diye konuştu.
Üniversite kapıları emekçi çocuklarının yüzüne kapatıldı
12 Eylül darbesinin ardından artan özel üniversiteler sayesinde yoksul ve emekçi çocuklarının yüksek eğitim olanağının azaldığını söyleyen Bozgeyik, "Sayıları her geçen gün artan özel üniversiteler yoluyla eğitim, sermayenin eline teslim edilmiş, üniversite kapıları yoksul ve emekçi çocuklarının yüzüne kapatılmıştır. YÖK'ü sadece 12 Eylül'ün ürünü bir kurul olarak görmemek gerekir. YÖK, aynı zamanda üniversitelerin yeni liberal politikalara uyumlu hale getirilmesi amacıyla oluşturulmuş bir kurul dur. Bu amaç doğrultusunda YÖK, 25 yıllık süre içinde amacına büyük ölçüde ulaşmıştır. YÖK ile birlikte üniversiteler, özgür düşünen, toplum için bilim üreten ve sunan bilim insanlarından arındırılmış, daha sonra da militarist bir anlayışın hakim olduğu kışlalar haline dönüştürülmüştür" şeklinde açıklama yaptı.
Üniversiteler, YÖK ile AKP arasında kaldı
"Bugün birer ticarethane gibi işleyen, içten içe eritilerek kamusallığı yok edilmek istenen üniversitelerimize sahip çıkmanın sorumluluğu ile karşı karşıyayız" diyen Bozgeyik, 'Üniversitelerimize sahip çıkmak, onları birer bilim yuvası haline getirebilmek için atılacak ilk adım, üniversitelere hakim olan YÖK düzeni ve YÖK'cü anlayışların kırılmasıdır. Bugün üniversitelerimiz, üniversite çalışanları ve üniversite öğrencileri, sermaye iktidarının tam kuşatması altındadır. Bir tarafta, 12 Eylül döneminin ürünü olan ve üniversitelerin bugün yaşadığı sorunların en önemli kaynağı olarak görülen YÖK yer alırken, diğer tarafta YÖK'e karşı oluşan tepkileri istismar ederek, üniversiteleri siyasal' egemenliği altına almak isteyen AKP iktidarı bulunmaktadır" dedi.
Darbenin ürünü YÖK ve siyaset üniversiteye müdahale etmemeli
AKP ile YÖK arasındaki tartışmanın, bilimin özgürleşmesine, özerk ve demokratik bir üniversite anlayışına zarar verdiğini söyleyen Bozgeyik, "AKP, ile YÖK arasındaki bu tartışma nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, üniversitelerimizin, üniversite çalışanlarının ve öğrencilerin zarar göreceği, özerk- bilimsel-demokratik üniversite anlayışının geri plana itileceği ortadadır. Üniversiteler siyasal iktidarların etki alanında olmaktan çıkarılmalı, üniversitelerin tüm kurumlardan, siyasi iktidardan ve sermayeden bağımsız olarak kendi kararlarını almaları sağlanmalıdır. Bilimin özgürleşmesi, kamusal, özerk ve demokratik bir üniversite anlayışı ancak bu koşullarda yaşatılabilir. YÖK ve siyasal iktidarın temsil ettiği anlayışlar üniversitelerimizden ellerini tamamen çekmeli, özgür bilim ve sanat, demokratik- katılımcı yönetim ve özerk-bilimsel üniversite anlayışının hayata geçirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Bunun için öncelikle yıllardır üniversitelerimizin üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanan YÖK kaldırılmalıdır" şeklinde ifade etti.
Bozgeyik, Eğitim Sen'in hiç kimsenin yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılmadığı, yoksul, emekçi çocukların kapılarından geri dönmeyeceği bir üniversite sistemi için mücadele ettiğini sözlerine ekledi.
