Antep’te 5 kişinin konuşma ve zihinsel engelli bir kıza cinsel istismarda bulunması ülke genelinde büyük bir infial yarattı. Gaziantep Demokratik Kadın Platformu, öncülüğünde Yeşilsu’da bir araya gelen kadınlar, cinsel istismar olayına tepki gösterdi
Gülfidan Özpolat, ‘’Cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikalar hayata geçirilmedikçe, kadınların ve çocukların haklarını koruyan mekanizmalar etkin biçimde işletilmedikçe, faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir hukuk düzeni sürdükçe kadınlara yönelik şiddetin önüne geçilemez’’ dedi. Kadına ve çocuğa yönelik her türlü cinsel şiddetin açık biçimde suç olarak tanımlandığı, mağdurların değil faillerin sorgulandığı, kadınların güvenliğinin ve yaşam hakkının esas alındığı bir hukuki ve toplumsal düzenin kurulmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Erkek şiddetine karşı mücadele, eşit
ve özgür bir toplum mücadelesi
Özpolat, ‘’Bizler biliyoruz ki kadınların özgürlüğü ve güvenliği yalnızca kadınların meselesi değil. Erkek şiddetine karşı mücadele, eşit ve özgür bir toplum mücadelesi. Bu nedenle kadına yönelik şiddeti normalleştiren her türlü eril söyleme, kadınları suçlayan medya diline, cezasızlık politikalarına ve erkek egemen zihniyete karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Şiddete ve kadın düşmanı her türlü söyleme karşı susmayacağız. Her türlü tahakkümden arınmış, eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşamı birlikte kuracağız’’ mesajını verdi.
Cinsel saldırının sorumluluğu hiçbir
koşulda mağdura yüklenemez
Engelli bir kadının maruz bırakıldığı şiddeti sorgulamanın, onun rızasını varsaymak ya da yaşadığı saldırıyı davranışları üzerinden açıklamaya çalışmanın kabul edilemez olduğunu vurgulayan Özpolat, ‘’Cinsel saldırının sorumluluğu hiçbir koşulda mağdura yüklenemez. Biz kadınlar yıllardır biliyoruz: kadına yönelik şiddet söz konusu olduğunda erkek egemen zihniyet önce kadını sorgular. “Neden oradaydı?”, “Neden yalnızdı?”, “Neden konuştu?”, “Neden gitmedi?”, “Neden karşı koymadı?” gibi sorularla failin eyleminin üzeri örtülmeye çalışılır. Oysa sorulması gereken sorular bellidir; bir kadına neden şiddet uygulandı? Neden bir kadın zorla alıkonuldu? Neden cinsel saldırıda bulunuldu? Failler neden korunuyor? Devlet kadınları neden yeterince korumuyor? Ve en önemlisi, erkek şiddetinin yeniden üretilmesine neden izin veriliyor?’’ sorusunu sordu.
Yaşanan son olay gerçekliği
bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor
Özpolat, ‘’Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran cinsiyetçi söylemler; kadını suçlayan, erkeğin şiddetini gerekçelendiren ve toplumsal cinsiyet kalıplarını yeniden üreten bir ideolojik zeminin parçası. Bu nedenle taciz ve tecavüzü yalnızca bireysel bir “hastalık”, “sapma” ya da “münferit olay” olarak ele almak, sorunun toplumsal ve politik boyutunu görünmez kılıyor’’ şeklinde konuştu.
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca faillerin cezalandırılmasından ibaret olmadığını kaydeden Özpolat, ‘’Devletin kadınları şiddetten koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi, etkin ve caydırıcı hukuki mekanizmalar oluşturması, şiddeti önleyici politikaları hayata geçirmesi ve kadınların yaşam hakkını güvence altına alması zorunlu. Gaziantep’te yaşanan son olay da bu gerçekliği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bakkala gitmek üzere evinden çıkan 23 yaşındaki konuşma ve işitme engelli bir kadın, saatler sonra bulunduğunda, tanımadığı kişiler tarafından zorla bir araca bindirilerek götürüldüğünü ve cinsel saldırıya maruz bırakıldığını işaret diliyle anlatabilmiş’’ ifadelerini kullandı.
“Rızası vardı” imasıyla kadını suçlayan dil
Özpolat, ‘’Gaziantep’te engelli bir kadına yönelik taciz ve cinsel saldırı iddiasına ilişkin bazı sosyal medya paylaşımlarında kullanılan dil de bunun açık bir örneği. “Rızası vardı” imasıyla kadını suçlayan, failin sorumluluğunu görünmez kılan ve cinsel saldırıyı meşrulaştıran bu dil, yalnızca bir haber dili ya da kişisel yorum meselesi değil. Bu dil, erkek egemen zihniyetin ve tecavüz kültürünün toplumsal alanda nasıl yeniden üretildiğinin göstergesi. Bir kadının bakkala gitmiş olması, sokakta bulunması, biriyle konuşması, bir araca binmesi, giyimi, davranışları ya da herhangi bir başka koşul hiçbir biçimde cinsel saldırının gerekçesi olamaz’’ değerlendirmesini yaptı. Haber Merkezi
