Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Gaziantep Şubesi, çalışırken ve emeklilikte insanca yaşamaya yetecek ücret koşullarının oluşturulması gerektiğini belirtti.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Gaziantep Şubesi, yaptığı basın açıklamasında bazı sendikaların ayrıştırıcı açıklamalarına sert şekilde tepki gösterdi. Şube Başkanı Yılmaz Sucu, ‘’Ücretler, katsayılar, teşvik puanları, performans üzerinden sansayon yaratmak emekçileri ayrıştırmak yerine tüm bu kalemleri ret edip, rekabeti değil dayanışmayı, angarya çalışmayı değil güvenceli istihdam ve yeterli personel ile sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarını talep etmeliyiz’’ dedi.
Her bir emekçinin öncelikle temel ücreti
yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı
‘Mesleği ne olursa olsun her bir emekçinin öncelikle temel ücreti yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı’ diyen Sucu, ‘’Yapılan işin niteliği ve riski, eğitim düzeyi, meslekteki çalışma yılı gibi kriterler ile bir ücret skalası oluşturulmalı. Bu şekilde belirlenen ücret skalasının tamamı emekliliğe yansıyacak şekilde olmalı. Çalışırken ve emeklilikte insanca yaşamaya yetecek ücret koşulları oluşturulmalı’’ açıklamasını yaptı.
Sucu, ‘’İnsanca yaşamdan bahsettiğimiz sadece uygun barınma ve beslenme koşulları ya da zorunlu ihtiyaçlarımızı karşılama değil; kültürel ve sanatsal açıdan, eğitimin sürekliliğini gören yerden bilimsel çalışmalara ulaşacağımız ve yapacağımız olanaklara, bedensel sağlığımızı korumak adına spor yapacağımız olanaklara kavuştuğumuz yani kendimizi iş dışında da eğleyebileceğimiz ve geliştireceğimiz olanaklara sahip olma. Bunun da yolu milli gelirden payımızı alma ile olur. Çalışma ve toplumsal yaşamın demokratikleşmesi ile olur. Angarya çalışmanın son bulması ile olur. Sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları ile olur’’ ifadelerini kullandı.
İşkolundaki emekçilere seslenen Sucu, ‘’Mücadelesini yürütmeyen hiçbir sendika ne mesleğin ne de sınıfın genelinin haklarını elde etme şansı yoktur. İçinde bulunduğumuz durumun politik ve siyasal sebeplerine değil sadece sonuçlarına odaklanan, emekçileri halktan ve birbirinden ayrıştıran, istihdam ve ücret rejiminin kapitalist sömürü sistemi ile bağını kur(a)mayan, pıtrak gibi kurulan ve bireyler etrafında şekillenen hareketler sendikal hareket değil. Bu tarz sendikal hareketler; Dünya ve Türkiye emek hareketi içinde büyük bedeller ödeyerek, yaşamlarını ortaya koyarak ve bizlere örgütlenme kanallarını açan insanların sadece kemiklerini sızlatır. Dışsal bütün olumsuz etkenler, baskılar mücadele ile aşılır. Ama içerden aşındıran, çatıştıran ve bölen yaklaşımları bertaraf etmek zordur. Bunu yapan ve kendine de sendika diyen tüm yapıları ve kurumları emekçilerin takdirine bırakıyoruz’’ değerlendirmesinde bulundu. Haber Merkezi
