Ağustos ayında 226, yılın ilk sekiz ayında en az 1509 işçi hayatını kaybetti
İSİG Meclisi, ağustos ayında Türkiye’nin 65 kentinde ve yurt dışında üç ülkede iş cinayeti tespit etti.
En fazla ölüm 19 işçiyle İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul’u 12 ölümle Gaziantep, 11’er ölümle Ankara ve Antalya, 10 ölümle Ordu ve sekiz ölümle Aydın izledi. Adana ve İzmir’de ise yedişer işçi hayatını kaybetti.
19 ölüm İstanbul’da; 12 ölüm Gaziantep’te; 11’er ölüm Ankara ve Antalya’da; 10 ölüm Ordu’da; 8 ölüm Aydın’da; 7’şer ölüm Adana ve İzmir’de; 6’şar ölüm Bursa, Edirne, Hatay ve Nevşehir’de; 5’er ölüm Kahramanmaraş, Manisa, Sakarya ve Samsun’da; 4’er ölüm Çanakkale, Giresun, Isparta, Kayseri, Konya, Osmaniye, Şanlıurfa ve Tekirdağ’da; 3’er ölüm Mersin, Muğla ve Trabzon’da; 2’şer ölüm Afyon, Bingöl, Çorum, Gümüşhane, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırklareli, Kocaeli, Malatya, Muş, Niğde, Siirt, Uşak ve Rusya’da; 1’er ölüm Ağrı, Aksaray, Amasya, Ardahan, Bartın, Bayburt, Bitlis, Burdur, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Hakkari, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Rize, Sinop, Sivas, Tokat, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak, Suriye ve Suudi Arabistan’da meydana geldi…
İSİG raporunda, “İSİG Meclisi olarak ‘iş cinayeti’ kavramını biz icat etmedik. Bu kavram 50 yıldan beridir kullanılmakta ve sınıf hareketinin durumunu, pozisyonunu da belirtmektedir.
• İş kazaları; patronların maliyet hesabı yapıp gerekli önlemleri (ortam, ekipman vd) almamaları, yani karlarını işçinin hayatının önüne koymaları yüzünden İş Cinayetidir.
• İş kazaları; patronların üç işçinin yapabileceği işi daha az ücret vermek için iki işçiye yaptırmaları yüzünden İş Cinayetidir.
• İş kazaları; işçilerin günde en fazla 8 saat çalışması gerekirken patronlar tarafından 12 saat çalıştırılması, bu çalışma sisteminin günlerce sürdürülmesi ve normalleştirilmesi yüzünden İş Cinayetidir.
• İş kazaları; patronların işçilere düşük ücret vermesi ve bu yüzden işçilerin gıda, ulaşım ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için İş Cinayetidir.
• İş kazaları; patronlar ve devletin işçilerin temel yasal haklarını bile yok sayması, sendikal örgütlenmenin engellenmesi, grevlerin ertelenmesi, 1 Mayısların yasaklanması, işçilerin haklarını savundukları için işten atılması ve korunma mekanizmalarının olmaması nedeniyle İş Cinayetidir” denildi.
Rapora göre:
15 yıldır ilk defa üst üste dört aydır 200’ün üzerinde işçi ölümü kaydettik. Bu duruma yıllardır ifade ettiğimiz Türkiye’deki ‘olağanlaştırılmış bir iş cinayetleri rejimi’nin sonucu olarak bakmak lazım. Zira çalışma koşulları ağırlaşıyor, işçiler daha fazla sömürülüyor ve bu durum iş cinayetlerine yol açıyor. Tek bir failden, tek bir cinayet mahallinden, tek bir nedenden söz edemeyeceğimiz için; arka planında devlet aygıtının, idari ve yargısal mekanizmaların, üretim ilişkilerinin ve sermaye birikim modelinin bulunduğu bir durum bu. Tam da bu noktada iş cinayetlerinin emek hareketinin bir mücadele başlığı haline getirilmesi zaruridir.
Ağustos ayında en az 226 iş cinayeti
Yüzde 61’ini ulusal basından; yüzde 39’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, hemşeri dernekleri, sendikalar, işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla Ağustos ayında en az 226 işçi hayatını kaybetti. Böylece 2026 yılının ilk sekiz ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 155, Şubat 129, Mart 151, Nisan 190, Mayıs 214, Haziran 228, Temmuz 216, Ağustos 226) 1509’a ulaştı. ‘Hatırlatalım, geçmiş ayların iş cinayetleri bilgileri her ay güncellenmektedir.’
• İş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına baktığımızda 178 ücretli (işçi ve memur) ve 48 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 79’unu ücretliler yüzde 21’ini ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor. Hasat zamanında çiftçi ölümleri de arttığı için kendi nam ve hesabına çalışanların oranı diğer aylara göre daha yüksek…
• En çok ölüm inşaat, tarım, taşımacılık, belediye/genel işler, ticaret/büro/sinema ve metal işkolunda meydana geldi… İnşaatlarda büyük şirketlerin üstlenip taşerona verdiği yüksek hızlı tren, havalimanı, bakanlık, okul, hastane, lüks konut şantiyeleri; TOKİ konutları, karayolları, büyükşehirler ve deprem bölgesindeki inşa faaliyetlerinde ölümler meydana geldi. Sadece 12 Ağustos günü en az 9 inşaat işçisi hayatını kaybetti… Tarım işkolunda hasat ayını geride bıraktık. Mevsimlik tarım işçisi ve çiftçi ölümlerinin yanısıra bu ay artış çoban ve orman işçilerinin ölümleri de arttı… Taşımacılıkta tır şoförlerinin ve yolcu otobüsü şoförlerinin ölümleri öne çıkıyor… Sektörel olarak bakarsak 73 inşaat, 58 tarım, 54 sanayi ve 41 hizmet sektörü işçisi hayatını kaybetti…
• Ölüm nedenlerinde üçte ikisinin taşımacılık ve tarımda gerçekleştiği trafik, servis kazaları; yüzde 70’i inşaatlarda olan yüksekten düşmeler; yarısının tarım ve inşaatta meydana geldiği ezilme, göçükler; bütün sektörleri yatay kesen bir neden olarak kalp krizleri ve yarıdan fazlasının inşaatlarda can aldığı elektrik çarpmaları bu ay öne çıkıyor… Trafik, servis kazaları için bir not düşelim. Bu ölümler iş cinayeti olarak görülmüyor. Oysa tır, kamyon, otobüs, servis minibüsü, taksi şoförleri, moto kuryeler uzun çalışma saatlerinde ve neredeyse dönüşümsüz çalışmaktalar. Diğer yandan araçların yeterli bakımı yapılmıyor ve eski araçlar kullanılıyor, yol aydınlatması veya düzenlemelerinde sorunlar var, iş yetiştirme baskısı cabası vb. Şoför ölümleri bir iş cinayetidir, yine servislerde birçok işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmektedir. Ayrıca trafik kazaları birçok yurttaşında ölümüne ve yaralanmasına neden olduğu için bir halk sağlığı sorunudur.
• Bu ay dördü metal, üçü tarım, üçü inşaat, biri ticaret, biri çimento, biri konaklama, biri genel işler ve biri işkolunu belirleyemediğimiz olmak üzere 15 çocuk işçi hayatını kaybetti. Çocukların ikisi MESEM kapsamında çalışıyordu. Kentlerdeki çocukların en kötü çalışma biçimlerinden biri MESEM ve kırsaldaki çocukların en kötü biçimi olan mevsimlik tarım işçiliğine karşı bir mücadele programı oluşturmak acil bir görev olarak önümüzde duruyor…
• Ağustos ayında sekizi tarım, ikisi ticaret, biri tekstil, biri taşımacılık, biri sağlık, biri konaklama ve biri genel işler olmak üzere en az 15 kadın işçi hayatını kaybetti. SGK iş kazası istatistiklerinde kadın işçi ölümleri toplam ölümlerin yüzde 2’sidir. Oysa biz kısıtlı olanaklarımızla 3-4 kat daha fazla kadın işçi ölümü tespit ediyoruz. Bu ölümler esas olarak tarımda yoğunlaştığı (sigortasız olduğu) için kayda alınmıyor. Diğer yandan bildirimler yoluyla da birçok kadın işçi ölümünü kaydediyoruz. Buradan ‘kadın işçi ölümlerinin saklandığı, basına yansımadığı’ sonucuna ulaşabiliriz…
• Emperyalist savaşlar, bölgesel askeri müdahaleler ve sömürge politikaları coğrafyaları yeniden şekillendirirken küresel ölçekte nüfus hareketliliğini hızlandırıyor. AKP/Cumhur iktidarının AB ile yaptığı anlaşmalar sonucu ‘açık hava hapishanesine’ dönen Türkiye’de de işgücü piyasasına katılan göçmenlerin/mültecilerin sayısı hızla çoğalıyor. Bu durumun bir yansıması olarak da göçmenlerin/mültecilerin maruz kaldığı iş cinayetleri artış ivmesi gösteriyor. Bu ay 7’si Suriyeli, 3’ü Afganistanlı, 2’si Gürcistanlı, 2’si Özbekistanlı, 1’i İranlı ve 1’i Türkmenistanlı olmak üzere 16 göçmen işçi hayatını kaybetti…
• Bu ay ölen işçilerin en az 7’si (yüzde 3) sendika üyesi, 219’u (yüzde 97) sendikasız. Sendikalı işçilerin ikisi belediye, ikisi enerji, biri tarım, biri maden ve biri inşaat işkollarında çalışıyordu. Bir yandan iş cinayetlerinde ölen işçilerin yüzde 3’ü sendikalıdır tespitiyle ‘sendikalı olmak iş cinayetlerini önler’ diyebiliriz. Diğer yandan sendikalı işçi ölümlerini de değerlendirince ‘sadece sendikalı olmak yetmez örgütlü de olmak gerekir’ demek lazım. Zira iş cinayetlerini işçi örgütlülüğü, işçi denetimi önler; sendikaya üye olmak ve toplu sözleşme imzalamak, birçok örnekte bu örgütlülüğün ve denetimin hayata geçirilmediğini göstermiştir…
***
Aşağıda 2026 yılındaki iş cinayetlerinin aylara; Ağustos ayındaki iş cinayetlerinin işkollarına, nedenlerine, yaş gruplarına ve şehirlere göre dağılımını gösteren tabloları, açıklamaları ve hayatını kaybeden işçilerin isimlerini paylaşıyoruz…
2026 yılının ilk sekiz ayında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:
Ocak ayında en az 155 işçi,
Şubat ayında en az 129 işçi,
Mart ayında en az 151 işçi,
Nisan ayında en az 190 işçi,
Mayıs ayında en az 214 işçi,
Haziran ayında en az 228 işçi,
Temmuz ayında en az 216 işçi,
Ağustos ayında en az 226 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…
Ağustos ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:
İnşaat, Yol işkolunda 68 işçi; Tarım, Orman işkolunda 58 emekçi (26 işçi ve 32 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 22 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 15 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 12 işçi; Metal işkolunda 11 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 9 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Tekstil, Deri İşkolunda 4 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 4 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 2 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 2 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 1 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 4 işçi hayatını kaybetti…
Ağustos ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle:
14 yaş ve altı 4 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 11 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 38 işçi,
30-49 yaş arası 80 işçi,
50-64 yaş arası 63 işçi,
65 yaş ve üstü 21 işçi,
Yaşını bilmediğimiz 9 işçi hayatını kaybetti…İSİG Meclisi Raporu
