Süt Ürünleri Lisanslı Depoculuk Tebliği Resmi Gazete’de yayınlandı. Lisanslı depoculuk ile süt ürünlerinin emniyetli ve uygun koşullarda muhafaza edilmesi hedefleniyor.
Süt Ürünleri Lisanslı Depoculuk Tebliği hakkında açıklama yapan Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Onur Aydın, “Lisanslı depoculuk geç kalınmış fakat elzem bir projedir” sözleriyle konuşmasına devam ederken, “Başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde etkin ve yaygın bir lisanslı depoculuk (Warehouse Receıpt System) ile ürün ticareti sistemi bulunmaktadır. Polonya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan gibi eski doğu bloku ülkelerinde bile lisanslı depoculuk sistemi kurulmuş olup, Türkiye bu sistemi halen kurmaya çalışan Zambiya, Etiyopya gibi Afrika ülkeleri arasında sayılmaktadır. Dolayısıyla yayınlanan süt ürünleri tebliğini geç de olsa olumlu bir gelişme olarak kabul ediyor, gıda tarım ve hayvancılık konularında ivedilikle sürdürülebilir kalkınma politika ve stratejileri üretilerek uygulanmasını hayati derecede önemli buluyoruz” diye konuştu.
Süt besiciliği ticari olarak
Yıllardan beri zarar ediyor
Süt Ürünleri Lisanslı Depo Tebliği’nin, Şubat 2005 yılında yayınlanan 5300 Sayılı Tarım Ürünlerinde Lisanslı Depoculuk Kanunu’ndan yaklaşık 15 yıl sonra yayınlandığını hatırlatan Aydın, “Tebliğ kapsamında depolara alınabilecek ürünler, depo süreleri, depolarda aranacak asgari koşullar, kapasiteye göre ödenmiş sermayeler ve ürünlerin depoya yerleştirilmesi ile çıkartılmasına kadar geçen süreçleri düzenleyen yaklaşık 1 buçuk sayfalık bir metin yayınlandı. Öncelikle bu metnin çok geç kaldığını markette bir paket sütün bir şişe sudan ucuz hale geldiğini, süt besiciliğinin ticari olarak yıllardır zarar ettiğini söylemek gerek. Mera ve otlak alanlarının azalması, samanda ilaçta ve damızlık hayvanda dışa bağımlılık köylü, çiftçi ve küçük üreticilerin ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği teşviklerle yaşamını devam ettirmesine neden olmaktadır. Bu durum ekonomik ve endüstriyel açıdan hem sürdürülebilir değil; hem de düşük verim yüksek maliyetlerden dolayı uluslararası pazarda rekabetçi değildir” ifadelerini kullandı.
Süt ve süt ürünlerinin sağımdan itibaren hızla bozulmaya başlayan; hızla soğutularak soğuk zincir içerisinde işlenmesi gereken gıdalar olduğunu vurgulayan Aydın, süt ürünleri depolama tebliği kapsamında tereyağı, peynir, peynir altı tozu(PAS) ve süt tozunun depolanmasının planlandığının altını çizerken, “Çağdaş ve güvenli borsacılık için elzem olan lisanslı depoculuğun Süt Ürünlerin Tebliği Kanun’dan sonra çok gecikmiş 15 yılda ancak çıkabilmiştir. Hali hazırda tebliğ kapsamında olan hububat, baklagiller, yağlı tohumlar ve pamukta da lisanslı depoculuk istenen etkinlikte ve sayıda tesis edilememiş, teşvik ve hibeler yatırımcıyı ve köylüyü ikna etmemiş olsa gerek lisanslı depoculuk süreci planlandığı gibi gitmemiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Tarımın ve hayvancılığın en büyük
sorunu çiftçinin ve üreticinin azalması
Köylü, çiftçi ve küçük üretici sayısının her geçen gün azalmasının tarımın ve hayvancılığın en büyük sorunu olduğuna dikkat çeken Aydın, 1986’da nüfusun yüzde 50’sinin kırsalda yaşadığını ancak 33 yılda nüfusun önemli bir bölümünü şehirlere göç ettirmek zorunda kaldığını açıklarken, “Günümüzde iş gücüne katılabilecek vatandaşların yaklaşık yüzde 90’ı şehirlerde, kenar semtlerde, katma değersiz işlerde ucuz is gücü olarak istihdam edilmekte. Köyde kalan dedeler ve nenelerde artan maliyetlerle tarım ve hayvancılık yapamamaktadır. Köylü, küçük üretici ve çiftçi için elindeki ürünü hızla ürün senedine dönüştürebileceği lisanslı depoculuk sistemi tek başına kırsal kalkınmayı sağlayamaz, fakat birden farklı, tamamlayıcı projelerle giderek tükenmekte olan tarım ve hayvancılığımıza nefes aldırabilir. Lisanslı depoculuğun kırsal alanda yaygınlaştırılmasının yanında küçük üretici, çiftçi ve köylüden alınan direkt ve dolaylı vergi yükü azaltılmalı. Mera ve otlak alanlar ranta karşı korunmalı, hayvan varlığı artış projeksiyonuna göre yeni mera ve otlak alanları yapılmalı” dedi.
Lisanslı depoculuk yatırımları
şeffaf sistemlerle desteklenmeli
Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Onur Aydın, konuşmasına şöyle devam etti: “Köylü ve çiftçi kooperatiflerine destek ve hibeler verilerek kırsal alanın yeniden cazibe merkezi olması sağlanmalı. Süt ürünleri ve diğer ürünlerde lisanslı depoculuk yatırımları adil ve şeffaf sistemlerle desteklenmeli, sürekli değişen döviz kuruna karşı korunaklı bir yatırım modeli ile önce çiftçi ve üretici kooperatiflerine, sonra borsalar ve taşra teşkilatlarına olacak şekilde teşvik edilmelidir. Lisanslı depoculuk ile birlikte uygulanan ürün senetlerinin likiditesi bakanlık ve borsalar aracılığıyla çiftçi ve üreticiyi mağdur etmeyecek şekilde yapılanmalıdır. Borsa ve lisanslı depoların vergi düzenlemeleri ile teşviki sağlanmalıdır. Borsalarda satış salonu işlemleri teşvik edilmeli, ciddi yatırım gerektiren lisanslı depolar hiç olmazsa ilk kuruluşlarında vergi muafiyet ve istisnalarıyla desteklenmelidirler.” Hüseyin Karataş
Süt Ürünleri Lisanslı Depoculuk Tebliği hakkında açıklama yapan Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Onur Aydın, “Lisanslı depoculuk geç kalınmış fakat elzem bir projedir” sözleriyle konuşmasına devam ederken, “Başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde etkin ve yaygın bir lisanslı depoculuk (Warehouse Receıpt System) ile ürün ticareti sistemi bulunmaktadır. Polonya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan gibi eski doğu bloku ülkelerinde bile lisanslı depoculuk sistemi kurulmuş olup, Türkiye bu sistemi halen kurmaya çalışan Zambiya, Etiyopya gibi Afrika ülkeleri arasında sayılmaktadır. Dolayısıyla yayınlanan süt ürünleri tebliğini geç de olsa olumlu bir gelişme olarak kabul ediyor, gıda tarım ve hayvancılık konularında ivedilikle sürdürülebilir kalkınma politika ve stratejileri üretilerek uygulanmasını hayati derecede önemli buluyoruz” diye konuştu.
Süt besiciliği ticari olarak
Yıllardan beri zarar ediyor
Süt Ürünleri Lisanslı Depo Tebliği’nin, Şubat 2005 yılında yayınlanan 5300 Sayılı Tarım Ürünlerinde Lisanslı Depoculuk Kanunu’ndan yaklaşık 15 yıl sonra yayınlandığını hatırlatan Aydın, “Tebliğ kapsamında depolara alınabilecek ürünler, depo süreleri, depolarda aranacak asgari koşullar, kapasiteye göre ödenmiş sermayeler ve ürünlerin depoya yerleştirilmesi ile çıkartılmasına kadar geçen süreçleri düzenleyen yaklaşık 1 buçuk sayfalık bir metin yayınlandı. Öncelikle bu metnin çok geç kaldığını markette bir paket sütün bir şişe sudan ucuz hale geldiğini, süt besiciliğinin ticari olarak yıllardır zarar ettiğini söylemek gerek. Mera ve otlak alanlarının azalması, samanda ilaçta ve damızlık hayvanda dışa bağımlılık köylü, çiftçi ve küçük üreticilerin ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği teşviklerle yaşamını devam ettirmesine neden olmaktadır. Bu durum ekonomik ve endüstriyel açıdan hem sürdürülebilir değil; hem de düşük verim yüksek maliyetlerden dolayı uluslararası pazarda rekabetçi değildir” ifadelerini kullandı.
Süt ve süt ürünlerinin sağımdan itibaren hızla bozulmaya başlayan; hızla soğutularak soğuk zincir içerisinde işlenmesi gereken gıdalar olduğunu vurgulayan Aydın, süt ürünleri depolama tebliği kapsamında tereyağı, peynir, peynir altı tozu(PAS) ve süt tozunun depolanmasının planlandığının altını çizerken, “Çağdaş ve güvenli borsacılık için elzem olan lisanslı depoculuğun Süt Ürünlerin Tebliği Kanun’dan sonra çok gecikmiş 15 yılda ancak çıkabilmiştir. Hali hazırda tebliğ kapsamında olan hububat, baklagiller, yağlı tohumlar ve pamukta da lisanslı depoculuk istenen etkinlikte ve sayıda tesis edilememiş, teşvik ve hibeler yatırımcıyı ve köylüyü ikna etmemiş olsa gerek lisanslı depoculuk süreci planlandığı gibi gitmemiştir” değerlendirmesinde bulundu.
Tarımın ve hayvancılığın en büyük
sorunu çiftçinin ve üreticinin azalması
Köylü, çiftçi ve küçük üretici sayısının her geçen gün azalmasının tarımın ve hayvancılığın en büyük sorunu olduğuna dikkat çeken Aydın, 1986’da nüfusun yüzde 50’sinin kırsalda yaşadığını ancak 33 yılda nüfusun önemli bir bölümünü şehirlere göç ettirmek zorunda kaldığını açıklarken, “Günümüzde iş gücüne katılabilecek vatandaşların yaklaşık yüzde 90’ı şehirlerde, kenar semtlerde, katma değersiz işlerde ucuz is gücü olarak istihdam edilmekte. Köyde kalan dedeler ve nenelerde artan maliyetlerle tarım ve hayvancılık yapamamaktadır. Köylü, küçük üretici ve çiftçi için elindeki ürünü hızla ürün senedine dönüştürebileceği lisanslı depoculuk sistemi tek başına kırsal kalkınmayı sağlayamaz, fakat birden farklı, tamamlayıcı projelerle giderek tükenmekte olan tarım ve hayvancılığımıza nefes aldırabilir. Lisanslı depoculuğun kırsal alanda yaygınlaştırılmasının yanında küçük üretici, çiftçi ve köylüden alınan direkt ve dolaylı vergi yükü azaltılmalı. Mera ve otlak alanlar ranta karşı korunmalı, hayvan varlığı artış projeksiyonuna göre yeni mera ve otlak alanları yapılmalı” dedi.
Lisanslı depoculuk yatırımları
şeffaf sistemlerle desteklenmeli
Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Onur Aydın, konuşmasına şöyle devam etti: “Köylü ve çiftçi kooperatiflerine destek ve hibeler verilerek kırsal alanın yeniden cazibe merkezi olması sağlanmalı. Süt ürünleri ve diğer ürünlerde lisanslı depoculuk yatırımları adil ve şeffaf sistemlerle desteklenmeli, sürekli değişen döviz kuruna karşı korunaklı bir yatırım modeli ile önce çiftçi ve üretici kooperatiflerine, sonra borsalar ve taşra teşkilatlarına olacak şekilde teşvik edilmelidir. Lisanslı depoculuk ile birlikte uygulanan ürün senetlerinin likiditesi bakanlık ve borsalar aracılığıyla çiftçi ve üreticiyi mağdur etmeyecek şekilde yapılanmalıdır. Borsa ve lisanslı depoların vergi düzenlemeleri ile teşviki sağlanmalıdır. Borsalarda satış salonu işlemleri teşvik edilmeli, ciddi yatırım gerektiren lisanslı depolar hiç olmazsa ilk kuruluşlarında vergi muafiyet ve istisnalarıyla desteklenmelidirler.” Hüseyin Karataş
