Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi Üyesi avukatlar, yaptıkları açıklamada eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğini ifade ederken, “Eğitim ve öğretim görme hakkı Anayasal bir haktır ve herkes bu haktan eşit olarak yararlanmalıdır” dedi
Mülteci çocukların ve başarı düzeyi düşük öğrencilerin lise yerleştirme sınavına girmemesi yönünde telkin edileceği şeklindeki açıklamalara bir tepki de Gaziantep İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Bülent Duran’dan geldi. Duran, “Bu kabul edilebilecek bir durum değil. Türk Ceza Kanunu’nun 112. Maddesine göre suç işleniyor ve Anayasa’nın 42. İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol 2. Maddesine göre merkezi idarenin ödevine aykırı davranılıyor. Bu anlamda açıklama yapan makam suç işlemiştir” dedi.
Gaziantep İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Aysu Berfin Çelik de, “Bu açıklamayı insanlık suçu ve hukuka aykırı buluyorum. Çünkü eğitim ve öğretim görme hakkı Anayasal bir haktır ve herkesin bu haktan eşit olarak yararlanması gerekmektedir. Öğrencileri başarılı veya başarısız şeklinde gruplara ayırmak, hatalı bir yaklaşımdır. Eğitimdeki sorunları çözmek yerine başarısız öğrenciler sınava girmesin denilmesi çok yanlış bir anlayıştır” ifadelerini kullandı.
Bu çocuklar hepimizin,
bilim ile fen ile ya yükseleceğiz
Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Şafak Yılmaz ise, “Kilis’te yaşayan Suriyeli Muhammed Halil tek kelime Türkçe bilmeden Türkiye’de LGS birincisi oldu, Suriyeli çocukların yarıya yakını eğitim almıyor, bu çocuklar sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin de geleceği olabilir. Eğitime erişim ülkenin aydınlık yarınlara ulaşmasının temel gereksinimidir. Bu çocuklar hepimizin, bilim ile fen ile ya yükseleceğiz, ya da…” diye açıklama yaptı.
Anayasaya göre, hiç
kimse eğitim ve öğretim
hakkından yoksun bırakılamaz
“Bu kabul edilebilecek bir durum değil. Anayasaya göre hiç kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz” diyen Gaziantep İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Bülent Duran, “Valilik makamı merkezi idarenin temsilcisidir, bu konuda eğitim hakkını kullanmaya yönelik çalışmalar yapmalıdır. Çünkü bu ödevidir. Yani Gaziantep’in eğitimdeki başarısızlığını gidermenin yolu ve yöntemi başarısız öğrencilerin veya Suriyeli öğrencilerin sınava girmelerini engellemeye çalışmak değildir. Böyle bir düşünceye sahip olabilmek açıkçası suçtur” diye konuştu.
Böyle bir yaklaşım, insan
hakları ihlali ve görev ihlalidir
Duran, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ek protokol ikinci maddesine göre; ‘Hiç kimse eğitim hakkında yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğrenim alanında yükleneceği görevleri yerine getirmesinde anne ve babanın bu eğitim ve öğretimi kendi dini ve felsefi inançlara göre yapılmasını sağlama hakkına saygı gösterir ve yerine getirir’ diyor. Dolaylı olarak ülkemize ve Yürütme erki olan Valilik makamına bu ödevi veriyor. O nedenle Vali Bey’in açıklaması kabul edilemez, insan hakları ihlali ve görev ihlali suçudur” ifadelerini kullandı.
Av. Çelik, “Eğitimde fırsat eşitliği kavramı, toplumun tüm bireylerinin ayrım yapılmaksızın, yeteneklerini en uygun biçimde geliştirmede eğitim hizmetlerinden eşit ölçüde yararlanma olanaklarına sahip olmaları olarak tanımlanmaktadır. Hiçbir hukuksal engel bulunmamasına karşın, insanların olanakları eşit olmadığından eğitimden eşit ölçüde yararlanamadıkları görülmektedir. Eğitimde fırsat eşitliğinin gerçekleştirilebilmesi için, insanların hukuk önünde eşit eğitim alma hakkına sahip olmaları yetmez. Bu hakkı kullanabilme olanaklarına da sahip olmaları gerekir” şeklinde açıklama yaptı.
Eğitimde hiçbir kişiye, aileye,
zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz
Av. Yılmaz, “Yasal Düzenlemeler 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Yardım ve hizmetlere erişim Madde 89 - (1)Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişi ve aile üyeleri, ilköğretim ve ortaöğretim hizmetlerinden faydalanır. Milli Eğitim Temel Kanunu (Sayı: 1739 / Tarih: 14.06.1973) Türk Milli Eğitimi’nin Temel İlkeleri Madde 4 - Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” şeklinde açıklamada bulundu.
Yılmaz, “Milli Eğitim Bakanlığı Yabancı Uyruklu Öğrenciler Genelgesi (Sayı: 6544 / Tarih: 16.08.2010) Komisyon 1- İl millî eğitim müdürlükleri bünyesinde eğitim-öğretimden sorumlu müdür yardımcısı/şube müdürünün başkanlığında yabancı uyruklu öğrencilerle ilgili iş ve işlemleri yürütmek üzere bir komisyon oluşturulacaktır. Komisyon; Vatansız, sığınmacı/mülteci ve sığınma/iltica başvuru sahibi durumundaki yabancı uyruklulardan öğrenim belgesi bulunmayanların, okul ve sınıf seviyelerini beyanlarına dayalı olarak mülakat, gerektiğinde yazılı veya sözlü sınav yoluyla ülkelerinde öğrenim gördükleri sınıf seviyesi üzerinden denkliğini belirleyerek ilgili okul/kurumlara yönlendirecektir. Vatansız, sığınmacı/mülteci ve sığınma/iltica başvuru sahibi durumundaki yabancı uyrukluların kayıt kabullerinde veli veya vasilerine verilen en az altı ay süreli ikamet izinlerinin bulunması şartı aranacaktır” dedi. Hüseyin Karataş
Mülteci çocukların ve başarı düzeyi düşük öğrencilerin lise yerleştirme sınavına girmemesi yönünde telkin edileceği şeklindeki açıklamalara bir tepki de Gaziantep İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Bülent Duran’dan geldi. Duran, “Bu kabul edilebilecek bir durum değil. Türk Ceza Kanunu’nun 112. Maddesine göre suç işleniyor ve Anayasa’nın 42. İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol 2. Maddesine göre merkezi idarenin ödevine aykırı davranılıyor. Bu anlamda açıklama yapan makam suç işlemiştir” dedi.
Gaziantep İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Aysu Berfin Çelik de, “Bu açıklamayı insanlık suçu ve hukuka aykırı buluyorum. Çünkü eğitim ve öğretim görme hakkı Anayasal bir haktır ve herkesin bu haktan eşit olarak yararlanması gerekmektedir. Öğrencileri başarılı veya başarısız şeklinde gruplara ayırmak, hatalı bir yaklaşımdır. Eğitimdeki sorunları çözmek yerine başarısız öğrenciler sınava girmesin denilmesi çok yanlış bir anlayıştır” ifadelerini kullandı.
Bu çocuklar hepimizin,
bilim ile fen ile ya yükseleceğiz
Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Şafak Yılmaz ise, “Kilis’te yaşayan Suriyeli Muhammed Halil tek kelime Türkçe bilmeden Türkiye’de LGS birincisi oldu, Suriyeli çocukların yarıya yakını eğitim almıyor, bu çocuklar sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin de geleceği olabilir. Eğitime erişim ülkenin aydınlık yarınlara ulaşmasının temel gereksinimidir. Bu çocuklar hepimizin, bilim ile fen ile ya yükseleceğiz, ya da…” diye açıklama yaptı.
Anayasaya göre, hiç
kimse eğitim ve öğretim
hakkından yoksun bırakılamaz
“Bu kabul edilebilecek bir durum değil. Anayasaya göre hiç kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz” diyen Gaziantep İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Bülent Duran, “Valilik makamı merkezi idarenin temsilcisidir, bu konuda eğitim hakkını kullanmaya yönelik çalışmalar yapmalıdır. Çünkü bu ödevidir. Yani Gaziantep’in eğitimdeki başarısızlığını gidermenin yolu ve yöntemi başarısız öğrencilerin veya Suriyeli öğrencilerin sınava girmelerini engellemeye çalışmak değildir. Böyle bir düşünceye sahip olabilmek açıkçası suçtur” diye konuştu.
Böyle bir yaklaşım, insan
hakları ihlali ve görev ihlalidir
Duran, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ek protokol ikinci maddesine göre; ‘Hiç kimse eğitim hakkında yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğrenim alanında yükleneceği görevleri yerine getirmesinde anne ve babanın bu eğitim ve öğretimi kendi dini ve felsefi inançlara göre yapılmasını sağlama hakkına saygı gösterir ve yerine getirir’ diyor. Dolaylı olarak ülkemize ve Yürütme erki olan Valilik makamına bu ödevi veriyor. O nedenle Vali Bey’in açıklaması kabul edilemez, insan hakları ihlali ve görev ihlali suçudur” ifadelerini kullandı.
Av. Çelik, “Eğitimde fırsat eşitliği kavramı, toplumun tüm bireylerinin ayrım yapılmaksızın, yeteneklerini en uygun biçimde geliştirmede eğitim hizmetlerinden eşit ölçüde yararlanma olanaklarına sahip olmaları olarak tanımlanmaktadır. Hiçbir hukuksal engel bulunmamasına karşın, insanların olanakları eşit olmadığından eğitimden eşit ölçüde yararlanamadıkları görülmektedir. Eğitimde fırsat eşitliğinin gerçekleştirilebilmesi için, insanların hukuk önünde eşit eğitim alma hakkına sahip olmaları yetmez. Bu hakkı kullanabilme olanaklarına da sahip olmaları gerekir” şeklinde açıklama yaptı.
Eğitimde hiçbir kişiye, aileye,
zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz
Av. Yılmaz, “Yasal Düzenlemeler 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Yardım ve hizmetlere erişim Madde 89 - (1)Başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişi ve aile üyeleri, ilköğretim ve ortaöğretim hizmetlerinden faydalanır. Milli Eğitim Temel Kanunu (Sayı: 1739 / Tarih: 14.06.1973) Türk Milli Eğitimi’nin Temel İlkeleri Madde 4 - Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” şeklinde açıklamada bulundu.
Yılmaz, “Milli Eğitim Bakanlığı Yabancı Uyruklu Öğrenciler Genelgesi (Sayı: 6544 / Tarih: 16.08.2010) Komisyon 1- İl millî eğitim müdürlükleri bünyesinde eğitim-öğretimden sorumlu müdür yardımcısı/şube müdürünün başkanlığında yabancı uyruklu öğrencilerle ilgili iş ve işlemleri yürütmek üzere bir komisyon oluşturulacaktır. Komisyon; Vatansız, sığınmacı/mülteci ve sığınma/iltica başvuru sahibi durumundaki yabancı uyruklulardan öğrenim belgesi bulunmayanların, okul ve sınıf seviyelerini beyanlarına dayalı olarak mülakat, gerektiğinde yazılı veya sözlü sınav yoluyla ülkelerinde öğrenim gördükleri sınıf seviyesi üzerinden denkliğini belirleyerek ilgili okul/kurumlara yönlendirecektir. Vatansız, sığınmacı/mülteci ve sığınma/iltica başvuru sahibi durumundaki yabancı uyrukluların kayıt kabullerinde veli veya vasilerine verilen en az altı ay süreli ikamet izinlerinin bulunması şartı aranacaktır” dedi. Hüseyin Karataş
