ANASAYFA arrow right Güncel

Haksız kazancın normalleştiği düzen bireyin iç dünyasında çöküş yaratır

Haksız kazancın normalleştiği düzen bireyin iç dünyasında çöküş yaratır
YAYINLAMA: 02 Nisan 2026 / 18.43
GÜNCELLEME: 02 Nisan 2026 / 18.43

İnsanlar kendi hayatlarıyla değil sistemle de mücadele ediyor

Sosyal çürümenin küçük tavizlerle başladığını söyleyen Psikolog Zeynep Buse Yengil, insanlar artık yalnızca kendi hayatlarıyla değil, sistemin adil olup olmadığıyla da mücadele ettiğini belirtti.
Çürüme küçük tavizlerle başlar
Yengil, ‘’Sosyal çürüme dediğimiz şey, bir anda ortaya çıkan bir durum değil. Küçük tavizlerle başlar. Bir haksızlığa sessiz kalmakla, bir adaletsizliği görmezden gelmekle büyür. Ekonomik zorluklar bu süreci hızlandırabilir, ancak asıl belirleyici olan, toplumun bu zorluklara nasıl yanıt verdiği. Eğer insanlar, zor zamanlarda birbirine daha fazla sırtını dönüyorsa, çürüme derinleşir. Ama dayanışma, empati ve adalet duygusu korunabiliyorsa, en zor koşullarda bile bir iyileşme ihtimali var.
Çünkü ekonomik krizler gelip geçebilir. Ama bir toplumun adalet duygusu zedelendiğinde, onu onarmak çok daha uzun ve zor bir süreç’’ dedi.
Gelir dağılımındaki eşitsizlik düşük gelirli grupların yaşam koşullarını zorluyor

Gaziantep’te ekonomik dalgalanmaların toplumsal ilişkiler üzerindeki etkisinin daha görünür hale geldiğini ifade eden Yengil, ‘’Hızlı şehirleşme, artan nüfus ve değişen ekonomik koşullar, insanlar arasındaki bağları zayıflatırken rekabeti daha keskin bir hale getirdi. Özellikle son yıllarda yapılan bazı araştırmalar, gelir dağılımındaki eşitsizliğin arttığını ve düşük gelirli grupların yaşam koşullarında belirgin bir zorlanma yaşadığını ortaya koyuyor’’ ifadelerini kullandı.
Bu his, yalnızca bireysel bir ruh hali değil toplumsal bir kırılmanın yansıması
Yengil, ‘’Bireyler arası ilişkilerde daha fazla çatışma, daha düşük güven ve daha yüksek stres seviyeleri olarak kendini gösteriyor.
Danışanlarla yapılan görüşmelerde de bu tabloyu görmek mümkün. İnsanlar artık yalnızca kendi hayatlarıyla değil, sistemin adil olup olmadığıyla da mücadele ediyor. “Ne yaparsam yapayım yetmiyor” duygusu, zamanla tükenmişlik ve umutsuzluk hissine dönüşüyor. Bu his, yalnızca bireysel bir ruh hali değil; toplumsal bir kırılmanın yansıması’’ şeklinde konuştu.
Değişim çoğu zaman ilk bakışta fark edilmez
Ekonomik dengelerin bozulduğu dönemlerde toplumun ruh halinin sessizce değiştiğini sözlerine ekleyen Psikolog Yengil, ‘’Değişim çoğu zaman ilk bakışta fark edilmez; sokakta yürürken, bir kahvede otururken ya da bir aile sofrasında hissedilir ama adı konulamaz. Oysa bu duygu, yalnızca bireysel sıkıntıların değil, daha geniş bir sosyal çözülmenin habercisi. Ekonomi daraldıkça, yalnızca alım gücü değil; sabır, empati ve dayanışma da daralır.
Sosyal adaletin zedelenmesi tam da bu noktada başlar. İnsanlar arasındaki fırsat eşitsizliği büyüdükçe, “hak etme” duygusu yerini “ulaşabilen kazanır” anlayışına bırakır. Bu değişim, bireylerin dünyayı algılama biçimini kökten etkiler’’ değerlendirmesini yaptı.
Haksız kazancın normalleştiği bir düzen, bireyin iç dünyasında çöküş yaratır
‘Emekle bir yere varılabileceğine olan inanç azaldığında, kısa yoldan kazanç elde etme eğilimi artar’ diyen Yengil, bunun sadece ekonomik bir tercih değil aynı zamanda psikolojik bir kırılma olduğunun altını kalın harflerle çizdi. ‘’İnsan, çabasının karşılığını alamadığını düşündüğü yerde kurallara olan bağlılığını da sorgulamaya başlar.
Bu süreçte toplumda daha fazla öfke, daha fazla tahammülsüzlük ve daha fazla güvensizlik görülür. Özellikle gençlerde “nasıl olsa adil değil” düşüncesi yaygınlaştıkça, sorumluluk duygusu zayıflayabilir. Kurallara uymanın anlamı sorgulanır, etik değerler esnemeye başlar. Bir noktadan sonra ise bu esneme, yerini açık bir yozlaşmaya bırakır. Yalanın, kayırmanın, haksız kazancın normalleştiği bir düzen, bireyin iç dünyasında da bir çöküş yaratır’’ açıklamasında bulundu. Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *