ANASAYFA arrow right Güncel

Her üç erişkinden biri hipertansiyon hastası

Her üç erişkinden biri hipertansiyon hastası
YAYINLAMA: 17 Nisan 2026 / 15.35
GÜNCELLEME: 17 Nisan 2026 / 15.35

SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü ve Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Ana Bilim Dalı iş birliğinde “Endokrin ve Metabolik Hastalıklarda Beslenme ve Medikal Tedavide Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu” düzenlendi.

SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, yaptığı konuşmada metabolik hastalıkların güncel yaklaşımlarla ele alındığı sempozyuma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Düzenlenen sempozyumun, alanında uzman akademisyenleri ve sağlık profesyonellerini bir araya getirerek bilimsel bilginin paylaşılmasına ve klinik uygulamalara katkı sunduğunu dile getiren Prof. Dr. Dağlı, etkinliğin katılımcılara metabolik dengeye ilişkin yeni perspektifler kazandırdığını söyledi.

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mehmet Baştemir ise Türkiye’nin, Avrupa’da diyabet prevalansının en hızlı arttığı ve obezite oranlarında zirveye oynayan ülkelerden biri olduğunu ve erişkin nüfusunun yaklaşık %15’i diyabet, %30’dan fazlasının ise obezite ile yaşadığını belirtti.

Her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Baştemir, şunları söyledi: “Hipertansiyon hastalarının önemli bir kısmı tanı almamış ya da yeterli kontrol altında değildir. Hiperkolesterolemi ve buna bağlı aterosklerotik hastalıklar, kardiyovasküler mortalitenin en önemli belirleyicileri olmaya devam etmektedir ve artık “sessiz” olarak nitelendiremeyeceğimiz MASH; karaciğer sirozu ve transplantasyon gereksiniminin başlıca nedenlerinden birisi durumuna gelmiştir. Bu tablo bize şunu açıkça göstermektedir: Karşımızda tek tek hastalıklar değil, birbiriyle etkileşim içinde ilerleyen sistemik bir metabolik bozulma vardır.”

Prof. Dr. Baştemir, komplikasyonları oluşmadan önlemenin yollarını şu sözlerle açıkladı:

“GLP-1 analogları bize bir “metabolik fırsat penceresi” açar. O pencereden içeri girecek olan ise diyetisyenlerimizin rehberliğinde şekillenen doğru beslenme alışkanlıklarıdır. Hipertansiyon yönetiminde sodyum kısıtlaması, hiperkolesterolemide tıbbi beslenme tedavisi, MASH’te hedefli kilo kaybı stratejileri bunların her biri, farmakoterapi ile eş güdüm içinde çalıştığında gerçek başarıyı getirir. Sağlık Sisteminin Geleceği Sağlık sistemimiz üzerindeki devasa ekonomik yükü azaltmanın yolu, komplikasyonları önlemekten geçer. Bu da ancak hekimin teşhis ve tedavi gücü ile diyetisyenin eğitim ve sürdürülebilirlik gücünün birleşmesiyle mümkündür. Bir hastanın HbA1c değerindeki düşüş ne kadar kıymetliyse, o hastanın beslenme okuryazarlığını kazanması da gelecekteki sağlık harcamalarımızı korumak adına o kadar hayatidir. Amacımız; hastalarımıza yalnızca tedavi sunmak değil, komplikasyonsuz, kaliteli ve sürdürülebilir bir yaşamın kapılarını aralamaktır.”

SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Ustaoğlu da özellikle son yıllarda medikal tedavide önemli bir yer edinen GLP-1 analoglarının diyabet ve obezite yönetimindeki rolünün, hipertansiyon ve dislipidemide beslenme tedavisinin öneminin ve alkolik olmayan karaciğer yağlanmasının çok yönlü olarak ele alınacağını belirtti.

Sempozyumun, bilimsel bilgi ile klinik uygulamalar arasında köprü kurarak verimli tartışmalara zemin hazırlayacağını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ustaoğlu, etkinlik sonunda katılımcıların metabolik dengeye ilişkin yeni bakış açıları kazanmasının hedeflendiğini dile getirdi.Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *