ANASAYFA arrow right Güncel

İstanbul, Ankara, Konya, Antep ve Erzurum’da fiili kürtaj yasağı sürüyor

İstanbul, Ankara, Konya, Antep ve Erzurum’da fiili kürtaj yasağı sürüyor
YAYINLAMA: 15 Ocak 2026 / 16.40
GÜNCELLEME: 15 Ocak 2026 / 16.40

Kürtaj talebiyle iletişime geçtiğimiz İstanbul, Ankara, Konya, Antep ve Erzurum’daki devlet hastanelerinin büyük bölümünden ret yanıtı geldi. Bazı hastaneler bu durumu açıkça “kurum politikası” olarak gerekçelendirdi.

Türkiye’de 10. haftaya kadar yasal olan kürtaj, kamu hastanelerinde “doktor yok”, “etik değil”, “kurum politikası” gibi gerekçelerle fiilen uygulanmıyor.

Beş ilde, hem kamu hem özle kliniklerde yapılan görüşmeler kadının isteğe bağlı kürtaj olmasının zorluklarına dikkat çekiyor. Özel kliniklerde kürtaj olmanın ücreti 45 bin lirayı buluyor. Bu sayı, kente ve doktorun tecrübesine göre değişiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, dünyada her yıl yaklaşık 73 milyon kürtaj gerçekleşiyor ve bunların yüzde 45’i güvenli olmayan koşullarda yapılıyor. Bu nedenle her yıl yaklaşık 39 bin kadın hayatını kaybederken, milyonlarca kadın kalıcı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor.

Türkiye’de ise yasal bir hak olmasına rağmen kürtajın kamu hastanelerinde uygulanmadığı şikâyetleri sık sık gündeme geliyor. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2012'deki bir konuşmasında kürtajı cinayet olarak gördüğünü söylemesinin ardından, kürtaj karşıtı uygulamalar sistematik bir hal aldı. Bugüne kadar, fiili yasakla ilgili TBMM'ye soru önergeleri verildi, defalarca haber yapıldı. Yürüttüğümüz son çalışma, durumda bir değişiklik olmadığını ortaya koydu.

Kürtaj talebiyle iletişime geçtiğimiz İstanbul, Ankara, Konya, Aantep ve Erzurum’daki devlet hastanelerinin büyük bölümünden ret yanıtı geldi. Bazı hastaneler bu durumu açıkça “kurum politikası” olarak gerekçelendirdi.

Oysa Türkiye’de kürtaj, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu gereği evli kadınlarda eş rızasıyla ve 10. haftaya kadar yasal. Sağlık çalışanları, fiili yasak nedeniyle kadınların merdiven altı kürtaj yöntemlerine yöneldiğine dikkat çekiyor ve güvenli kürtajın her kadının temel sağlık hakkı olduğunu hatırlatıyor.

25 Aralık 2024’te Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde Nüfus Politikaları Kurulu kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki kurul, ilgili bakanlar ve kurum temsilcilerinden oluşuyor ve düşen doğum oranlarına yönelik politika ve projeler geliştirmeyi hedefliyor.

İktidar, 2025 yılını “Aile Yılı” ilan ederek bu politikaları sürdürdü. Bu kapsamda “Normal Doğum Eylem Planı” ve “Aile Enstitüleri” gibi adımlar atıldı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Nüfus artış hızında maalesef 1,7’deyiz. Bu bir intihardır… En az üç çocuk, niye dört ya da beş olmasın?” sözleri ise iktidarın kürtaja yaklaşımını daha da görünür kıldı.

Doktor: Kürtaj neredeyse yasaklandı

Sağlık Bakanlığı, 2010'dan bu yana kürtajın hangi gerekçelerle yapıldığına dair ayrıntılı verileri yayınlamıyor. Cinsel saldırı sonucu gerçekleşen gebelikler, isteğe bağlı kürtajlar ya da anne sağlığına ilişkin tıbbi zorunluluklara göre ayrıştırılmış güncel istatistikler, kamuoyuyla paylaşılmıyor. Ancak,  2016'da Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından yapılan bir araştırmada, Türkiye genelindeki 431 devlet hastanesinin yüzde 78’inde isteğe bağlı kürtaj hizmeti verilmediği, yüzde 11,8’inde ise herhangi bir kürtaj hizmetinin sunulmadığı tespit edilmişti.

İstanbul’daki bir devlet hastanesinde görüştüğümüz, adını iş güvenliği gerekçesiyle vermek istemeyen bir hekim, “Kürtaj neredeyse yasaklandı. Biz şu an spiral bile takamayacak durumdayız. Spiral, eskiden ücretsiz ve ulaşılabilir bir korunma yöntemiydi ama şimdi ücretli hale getirildi” dedi. Devlet hastanelerinde “aile planlaması” adı altında bazı birimlerin oluşturulduğuna dikkat çeken doktor, yasal düzenlemelere rağmen uygulamanın hastaneye göre farklılaştığını da anlattı: “Normalde 10 haftaya kadar isteğe bağlı kürtaj mümkün. Ancak pratikte bu hak çoğu zaman kullandırılmıyor. Kadının kürtaj yaptıracağı kurumda o gün hangi hekimin görevli olduğu ve hekimin kişisel yaklaşımı belirleyici oluyor. Bazı doktorlar ideolojik ya da kişisel gerekçelerle kürtaj yapmıyor.”

Yine İstanbul’da, ama özel klinikte çalışan bir başka hekim, 10 haftaya kadar kürtaj yapıldığını, ücretin semte, hastaneye, doktor tecrübesine göre değiştiğini söyledi.

Nakit öderseniz kayıt açmaz

Ankara’daki bir devlet hastanesinde görevli yetkili, birçok doktorun kürtaj yapmadığını doğruladı: “Kürtajın olup olamayacağına hekim karar verir. Hekimler yapmak istemiyor.”

Çankaya’daki bir özel klinikte görevli doktor ise, 10 haftaya kadar kürtaj yapılabildiğini, ancak hamileliğin 7. haftasından sonra ücretin riskler nedeniyle arttığını belirtti. Klinik, işlem ücretiyle ilgili şu bilgiyi de verdi: “Ödemeniz nakit olursa hasta kaydı yapmıyoruz, sisteme işlemiyoruz.”

Resmi nikah şart

Konya’daki devlet hastanesinde de durum pek farklı değil. Aldığımız cevap şöyle oldu: “Bu devlet hastanesinde kürtaj yapamıyoruz, isteğe bağlı kürtaj yapmıyoruz. Evli olsanız da yapmıyoruz.”

Şehirdeki bir diğer devlet hastanesinden gelen yanıt daha dikkat çekici: “Kürtaj için resmi nikah şartımız var. Yasada yazıyor biliyoruz ama bizim doktor isterse evlilik şartı koyar.” Konya’da görüşülen özel hastanede ise bir doktor olduğu, onun da kürtaj yapmayı tercih etmediği ifade edildi. Görüştüğümüz ikinci özel hastane, isteğe bağlı kürtaj hizmeti sunduklarını söyleyerek gizlilik için şu öneride bulundu: "Ödeme kredi kartıyla yapıldığında sisteme kaydediliyor ancak kayıtlara başka bir hastalık yazabiliriz.”

Antep’teki bir devlet hastanesi, isteğe bağlı kürtaj yapmadıklarını net bir ifadeyle belirtirken, özel bir kliniğin çalışanı, işlem ücretinin 40–45 bin lira arasında değiştiğini, dosya açılmadığını ve işlemin kayda geçirilmediğini söyledi.

Kars’ta da durum pek farklı değildi. Devlet hastanesinde kürtaj hizmeti verilmiyordu ve karar tamamen hekimin kanaatine bağlıydı. İldeki özel bir hastanenin yanıtı da benzerdi: “Hastanemizde isteğe bağlı kürtaj işlemi yapılmıyor. Prosedür bu şekilde. Evli olsanız ve eşiniz istese de yapmıyoruz. Yaşayan gebeliğe işlem yapmıyoruz, ölü gebeliğe yapıyoruz.”

"Kayıt altına alınmak endişe verici"

Kürtaj için başvuru yapan kadınların endişelerinden biri de kayıt altına alınmak. M.C o isimlerden biri. Bu nedenle devlet hastanesi yerine özel kliniği tercih etti: “Özele gittiğinizde sorgulamıyorlar. Devlet hastanesinde kadın olmak başlı başına bir sınav gibi. Kürtaj kaydımın olmasını ve başka bölümlerden doktorların bunu görmesini istemedim. ‘Kız mısın?’ gibi sorular  sorulması yeterince ağır zaten.”

Doğurup doğurmamanın son derece kişisel bir karar olduğunu vurgulayan M.C., bu konuda herkesin söz söyleme hakkını kendinde görmesine tepki gösterdi: “‘Çocuk doğurun’ demesi kolay. Siz mi büyüteceksiniz? Siz mi can güvenliğini sağlayacaksınız?” bianet

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *