KESK Gaziantep Şubeler Platformu ve sivil toplum kuruluşları Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinin ardından Kahramanmaraş’ta okullara düzenlenen silahlı saldırılar üzerine eylem yaptı. Diğer yanda yaşanan silahlı saldırılar aileler ve öğrencilerde de tedirginlik ve korku yarattığı için çocuklar okula gönderilmedi
KESK Dönem Sözcüsü Ömer Parlakçı, ‘’Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir hak. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereği’’ dedi.
Okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal
itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor
Okulların, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlar olduğunu kaydeden Parlakçı, ‘’Bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açık. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmeli. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkıyor. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor’’ açıklamasını yaptı.
Politikalar sürdükçe benzer acıların
yaşanma riski ortadan kalkmayacak
Yaşanan olayların, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha gösterdiğini söyleyen Parlakçı, ‘’Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunlu. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacak’’ ifadelerine yer verdi.
Elim hadiseler, sistemin derin çelişkilerini ve
çözülme halini açık biçimde ortaya koyuyor
Tek başına bir şiddet vakası olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadiselerin, içinde bulunulan sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koyduğunu kaydeden Parlakçı, ‘’Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine trajik olayların yeniden ve peş peşe yaşanması şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini gösteriyor’’ şeklinde konuştu.
Yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan
sorumlusu ve kamuoyu önünde hesap vermeli
Parlakçı, ‘’Eğitim sisteminin eşitsizliklerini derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar, tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusu ve kamuoyu önünde hesap vermeli. Bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel, laiklik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz’’ mesajını verdi. Haber Merkezi
