TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilci Yardımcısı Onur Aydın, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin sanılanın aksine su zengini bir ülke olmadığını bir kez daha hatırlattı
Su sorunu ülke genelinde olduğu gibi Gaziantep özelinde de ciddi bir risk haline geldiğini vurgulayan Aydın, ‘’Gaziantep’in içme ve kullanma suyu ihtiyacı büyük ölçüde barajlar, yüzey suları ve yeraltı kuyularından sağlanmakta, kentte yılda yüz milyonlarca metreküp su kullanılıyor. Organize Sanayi Bölgesi başta olmak üzere sanayi tesislerinde kullanılan suyun önemli bir kısmı Kartalkaya Barajı ve yeraltı suyu kaynaklarından temin ediliyor. Gaziantep sanayisinde özellikle tekstil, gıda, kimya ve plastik sektörleri yüksek su tüketen sektörler arasında yer almakta, bu durum yeraltı ve yerüstü su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturuyor’’ dedi.
İlerleyen yıllarda kişi başına düşen su miktarı azalacak
Ülkemize düşen yıllık ortalama yağış miktarının yaklaşık 643 mm olduğunu ancak bu rakamın dünya ortalamasının altında yer aldığını kaydeden Aydın, bu yağışın önemli bir kısmının yüzey akışı ve buharlaşma ile kaybolduğunu o nedenle, kullanılabilir su miktarının sınırlı kaldığını belirtti. Aydın, nüfus artışı ve iklim değişikliğinin etkisiyle Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının önümüzdeki yıllarda daha da azalacağının öngörüldüğünü söyledi.
Suyun yaklaşık yüzde 75-79’u tarımsal sulamada kullanılıyor
‘Türkiye’de su kullanımının sektörel dağılımına bakıldığında en büyük payın tarıma ait olduğu görülüyor’ diyen Aydın, ‘’Güncel verilere göre ülkede kullanılan suyun yaklaşık yüzde 75-79’u tarımsal sulamada, yüzde 10-12’si sanayide, geri kalanı ise içme-kullanma suyu olarak tüketiliyor. Bu durum, su yönetiminde en kritik alanın tarımsal sulama olduğunu açıkça gösteriyor. Açık sulama kanalları ve vahşi sulama yöntemleri nedeniyle önemli miktarda tatlı su buharlaşma ve sızıntı yoluyla kaybediliyor’’ açıklamasını yaptı.
suyun planlı, bilimsel ve kamucu bir anlayışla yönetilmesi zorunlu
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde modern sulama sistemlerine geçişin henüz yeterli düzeyde olmadığını sözlerine ekleyen Aydın, ‘’Basınçlı ve damlama sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerekirken, birçok bölgede suyun kontrolsüz kullanıldığı geleneksel yöntemler devam ediyor. Bu durum hem su kaybına hem de enerji ve maliyet artışına neden olmaktadır. İklim değişikliği, kuraklık ve artan sanayi faaliyetleri dikkate alındığında, mevcut su politikalarının yetersiz olduğu açıkça görülüyor. Su, yalnızca bugünün değil geleceğin de en stratejik kaynağı. Gıda güvenliğinin sağlanması, sanayinin sürdürülebilirliği ve toplum sağlığının korunması için suyun planlı, bilimsel ve kamucu bir anlayışla yönetilmesi zorunlu’’ değerlendirmesinde bulundu. Haber Merkezi
