Gaziantep Demokratik Kadın Platformu, çocukların ve kadınların en güvende olması gereken yer olarak sunulan ailenin, ataerkinin denetimsiz alanına dönüşerek bir şiddet mekânı haline geldiğine dikkat çekti
Geçtiğimiz günlerde 13 yaşındaki bir kız çocuğunun iki amcası ve iki ağabeyi tarafından istismara uğraması ülke genelinde büyük bir infiale yol açtı. İntihar girişiminde bulunan kız çocuğu tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Balıklı Meydanı’nda basın açıklaması yapan Gaziantep Demokratik Kadın Platformu, istismar olayına çok sert şekilde tepki gösterdi.
Çocukları koruyan mekanizmaların
güçlendirilmesi lazım
Nazife Koç Külekçi, ‘’Bu suça karışan faillerin en ağır şekilde cezalandırılması bir zorunluluk. Ancak biliyoruz ki yalnızca cezalandırma yeterli değil. Çocukları koruyan mekanizmaların güçlendirilmesi, bağımsız ve etkin sosyal hizmet ağlarının kurulması, istismar riskine karşı erken müdahale sistemlerinin hayata geçirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği temelli politikaların kararlılıkla uygulanması gerekiyor’’ dedi.
Çocukların beyanını esas alan, onları güçlendiren
ve koruyan bir toplumsal bilinç inşa edilmeli
Toplumun her kesimine sorumluluk düştüğünü ifade eden Külekçi, ‘’Şiddeti normalleştiren, suskunluğu teşvik eden, “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışıyla istismarı gizleyen kültürel kodlarla yüzleşmek zorundayız. Çocukların beyanını esas alan, onları güçlendiren ve koruyan bir toplumsal bilinç inşa edilmeden bu döngüyü kırmak mümkün değil. Bir kez daha haykırıyoruz; erkek şiddeti politiktir, istismar kader değildir. Sessizlik suç ortaklığıdır’’ ifadelerini kullandı.
Erkek şiddetine karşı mücadele
etmekten asla vazgeçmeyeceğiz
Külekçi, ‘’Tüm yetkilileri sorumluluk almaya, etkin, şeffaf ve bağımsız bir soruşturma yürütmeye; çocukları ve kadınları koruyan politikaları hayata geçirmeye çağırıyoruz. Toplumu ise bu şiddet düzenine karşı birlikte söz söylemeye, dayanışmayı büyütmeye ve yaşamdan yana saf tutmaya davet ediyoruz. Çocukların yaşam hakkını, beden bütünlüğünü ve özgürlüğünü savunmaktan; erkek şiddetine karşı mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz’’ mesajını verdi.
13 yaşında bir çocuğun, en yakınındaki erkekler tarafından, aile bireyleri tarafından sistematik cinsel şiddete maruz bırakılmasının erkek egemenliğinin, tahakküm ilişkilerinin ve kadın düşmanı zihniyetin en çıplak hali olduğunu kaydeden Külekçi, ‘’Bu olay münferit değil. Bu olay, yıllardır görmezden gelinen, üstü örtülen, “aile meselesi” denilerek kapatılan erkek şiddetinin bir sonucu. Her “istisna” diye sunulan vaka, aslında bu düzenin sürekliliğini ve örgütlü karakterini ortaya koyuyor’’ şeklinde konuştu.
Yürütülen politikaların kimin için
neyi koruduğunu sormak zorundayız
Külekçi, ‘’Kutsal aile” söylemiyle yüceltilen yapı, gerçekte çoğu zaman kadınların ve çocukların denetim altına alındığı, itaatin dayatıldığı ve şiddetin görünmez kılındığı bir alan haline getiriliyor. Bizlere dayatılan bu idealize edilmiş aile modeli; erkek şiddetini gizleyen, failleri koruyan, mağdurları susturan ve suskunluğu normalleştiren bir zırh işlevi görüyor. Aileyi sorgulanamaz bir kurum olarak konumlandıran her yaklaşım, istismarın üzerini örten bir perdeye dönüşüyor. Bu nedenle “aileyi koruma” adı altında yürütülen politikaların kimin için ve neyi koruduğunu sormak zorundayız’’ değerlendirmesini yaptı. Haber Merkezi
