Eğitim Sen Gaziantep Şubesi, eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenlik için ayrılması gereken kamusal kaynaklar savaş politikalarına aktarıldığına dikkat çekti
NATO zirvesi öncesinde tutuklananların serbest bırakılmasına yönelik basın açıklaması yapan Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, ‘’İnsanları önce soyut suçlamalarla özgürlüklerinden mahrum bırakıp haftalar sonra serbest bırakmak adaletin işlediğini değil, tutuklamanın baştan itibaren bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü gösteriyor’’ dedi.
Çok sayıda üniversite
öğrencisi halen ceza evinde
Çok sayıda üniversite öğrencisinin halen ceza evinde olduğunu hatırlatan Parlakçı, ‘’Tutuklu öğrencilerin sendikamıza yazdığı mektuplar ve tutuklu avukatlarının aktardığına göre öğrencilere 1 Mayıs’a, ODTÜ Devrim Yürüyüşü’ne, basın açıklamalarına ve demokratik protestolara katılımları sorulmuş; soruşturma somut bir suç fiilinden çok, gelecekte eylem yapabilecekleri yönündeki varsayımlara dayandırılmış. Aradan haftalar geçmesine rağmen iddianamelerin hazırlanmaması, tutukluluğa yapılan itirazların gerekçesiz biçimde reddedilmesi ve öğrencilerin ilk duruşmaya kadar aylarca cezaevinde kalma ihtimali, tutuklamanın fiilî cezaya dönüştürüldüğünü ortaya koyuyor’’ ifadelerine yer verdi.
1 Mayıs’ta bulunmak ya da savaş
politikalarına karşı çıkmak suç delili değil
‘Henüz gerçekleşmemiş bir eylem ihtimalini suç sayan bu yaklaşımın hukukta yeri yoktur’ diyen Parlakçı, ‘’Toplantı ve gösteri hakkının kullanılması, bir basın açıklamasına katılmak, 1 Mayıs’ta bulunmak ya da savaş politikalarına karşı çıkmak suç delili değil. İnsanların dünya görüşlerini, sendikal ve siyasal faaliyetlerini, katıldıkları yasal etkinlikleri tutuklama gerekçesine dönüştürmek; suçun şahsiliği ve masumiyet karinesi başta olmak üzere hukukun temel ilkelerini ortadan kaldırıyor’’ açıklamasını yaptı.
Öğrencilerin tutuklanması aynı zaman
eğitim hakkın yönelmiş bir müdahale
Öğrencilerin tutuklanmasının yalnızca kişi özgürlüğünün ihlali değil aynı zamanda eğitim hakkına yönelmiş doğrudan bir müdahale olduğunu kaydeden Parlakçı, ‘’Cezaevinde geçirilen her gün öğrencilerin derslerinden, sınavlarından, bilimsel çalışmalarından ve üniversite yaşamından koparılması anlamına geliyor. Öğrencilerin akademik geleceklerinin, henüz hazırlanmış bir iddianame dahi bulunmayan dosyalarla karartılması kabul edilemez. Üniversiteler sessizliğin dayatıldığı kışlalar, öğrenciler de iktidarın makbul gördüğü düşünceleri tekrarlamakla yükümlü kişiler değil’’ diye konuştu.
Kamusal kaynaklar savaş
politikalarına aktarılıyor
Parlakçı, ‘’NATO Zirvesi’nde silahlanma harcamalarının artırılması ve milli gelirin yüzde 5’inin “savunma yatırımlarına” ayrılması hedefi öne çıkarılırken; eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenlik için ayrılması gereken kamusal kaynaklar savaş politikalarına aktarılıyor. Savaş politikaları ve silahlanmayı büyüten bu anlayış, kendisine itiraz edenleri susturmak için yasaklara, gözaltılara ve tutuklamalara başvuruyorlar. Militarizm ile demokratik hakların bastırılması aynı güvenlikçi politikanın birbirini tamamlayan iki yüzü’’ değerlendirmesini yaptı.
Bilimsel ve ifade özgürlüğü
sahip çıkmaya devam edeceğiz
Eğitim hakkını, akademik özgürlüğü, barışı ve halkların eşitliğini savunmanın suç olmadığını belirten Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Tutuklu öğrenciler ve NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek özgürlüğünden mahrum bırakılan herkes derhal serbest bırakılmalıdır. Ev hapsi ve benzeri adli kontrol tedbirleri kaldırılmalı; şafak baskınlarına, “önleyici tutuklama” uygulamalarına ve demokratik hakların suç delili sayılmasına son verilmeli. Üniversitelerin özgür düşünce ve demokratik mücadele alanları olmasını savunmaya; öğrencilerin eğitim hakkına, akademisyenlerin bilimsel ve ifade özgürlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz.’’ Haber Merkezi
