ANASAYFA arrow right Güncel

Ülkemizin büyük bölümü deprem tehlikesi altında

Ülkemizin büyük bölümü deprem tehlikesi altında
YAYINLAMA: 16 Nisan 2020 / 04.51
GÜNCELLEME: 16 Nisan 2020 / 04.51
Ülkemizin büyük bir kısmının deprem tehlikesi altında bulunduğunu ifade eden İnşaat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Gökhan Çeliktürk, “Yapı stokumuzun çok büyük bir kısmı deprem riski taşıyor. Kentlerimiz bilime aykırı bir şekilde büyüyor. Orman a
Ülkemizin büyük bir kısmının deprem tehlikesi altında bulunduğunu ifade eden İnşaat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Gökhan Çeliktürk, “Yapı stokumuzun çok büyük bir kısmı deprem riski taşıyor. Kentlerimiz bilime aykırı bir şekilde büyüyor. Orman alanları, su havzaları, yeşil alanlarımız kıyı bölgelerimiz hızlı bir şekilde yapılaşıyor. Kentlerimizde boş alan bırakılmıyor, kıyılar doldurularak veya var olan ağaçlar kesilerek çeşitli yapı ve tesisler yapılıyor. Bilim, bilgi ve mühendislik dışlanarak günübirlik çıkarlarına göre hareket ediliyor” dedi.

Yapı stokumuzun çok büyük
bir kısmı deprem riski taşıyor
Ülkemizde son zamanlarda doğa olaylarının sıkça yaşandığını ve yaşanmaya devam edileceğini belirten Çeliktürk, “İstanbul’da bir süre önce yağan yağmura teslim oldu. Evler su altında kaldı, alt geçitler, metro, yollar ve sokaklar su ile doldu. İnsanlar işyerlerine ulaşamadılar, yollarda kaldılar. Can kaybı yaşanmadı, fakat çok büyük sorunlar yaşandı. Öngörülebilen bir yağmur afete dönüştü, çok büyük maddi kayıplar oluştu. İnşaat Mühendisleri Odası olarak yıllardır ifade ediyoruz ki ülkemizin büyük bir kısmı deprem tehlikesi altında bulunuyor. Yapı stokumuzun çok büyük bir kısmı deprem riski taşıyor. Kentlerimiz bilime aykırı bir şekilde büyüyor. Orman alanları, su havzaları, yeşil alanlarımız kıyı bölgelerimiz hızlı bir şekilde yapılaşıyor. Kentlerimizde boş alan bırakılmıyor, kıyılar doldurularak veya var olan ağaçlar kesilerek çeşitli yapı ve tesisler yapılıyor. Bilim, bilgi ve mühendislik dışlanarak günübirlik çıkarlarına göre hareket ediliyor” şeklinde konuştu.

Depremler büyük bir
afete dönüştü
“1992 Erzincan, 1995 Dinar, 1998 Adana-Ceyhan, 1999m Marmara-Gölcük, 2003 Bingöl, 2011 Van depremlerini yaşadık” diyen Çelüktürk, “Bu depremler büyük bir afete dönüştü. Ayrıca, 2009 yılında yağan yağmur İstanbul’da büyük bir afet yarattı. 33 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Çok büyük maddi hasarlar oluştu. 2017 yılı içerisinde Çanakkale-Ayvacık, Manisa, Adıyaman ve İzmir Karaburun depremini yaşadık” diye konuştu.

Akdeniz ve Ege Denizi’nde
deprem ve tsunami tehlikesi var
Geçen hafta Ege Denizi’nde 6,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğinin altını çizen İnşaat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Gökhan Çeliktürk, konuşmasına şöyle devam etti: “Başta Bodrum olmak üzere Ege Kıyıları etkilendi. Alınan bilgilere göre 100’den fazla yurttaşımız yaralandı, iki kişi yaşamını yitirdi. Bilim bilgi ve mühendislik ilkeleri yok sayılarak yapılan yapı ve tesisler hasar gördü. Yıllardır “Akdeniz ve Ege Denizi’nde deprem ve tsunamitehlikesi var” hatta 8 büyüklüğüne kadar deprem yaşanabilir denmesine rağmen deniz kıyıları yapılaşmaya açılarak insan hayatları için risk oluşturmaya başlandı.”

Deprem değil, bina öldürür
Gaziantep ve çevresinin her zaman deprem riski altında olduğunu defalarca söylediklerini vurgulayan Çeliktürk, “Meslek Odaları, kamu kurumları bir araya gelerek depremle karşı karşıya geldiğimizde yapılacak stratejileri konuşma zamanı geldi, hatta geçiyor. “Deprem değil, bina öldürür” sloganını her yerde ve her zaman söylüyoruz. Bu stratejileri konuşmamız için Gaziantep’in yapı stokunu çıkarıp, onun üstünden hareket etmemiz gerekiyor. Biz İnşaat Mühendisleri olarak yapılabilecek yapı stoku çalışması için kamu kurum ve kuruluşlarına üstümüze düşen görevi yapacağız” ifadesini kullandı.

Depremde ilk başta yıkılabilecek yapılar
kontrolsüz, ruhsatsız, kaçak yapılar
Depremde ilk başta yıkılabilecek yapıların kontrolsüz, ruhsatsız, kaçak yapılar olduğuna dikkat çeken Çeliktürk, herhangi bir mühendislik hesabı yapılmadan üstünkörü denetimsiz projeye göre demir bağlayıp beton döken bu sistemin çağ dışı bir uygulama olduğunu kaydetti. “Beton teknolojilerinin mühendislik hesaplarının üst seviyelere çıktığı günümüzde ruhsatsız binaları kabul etmemiz söz konusu olamaz. İnşaata başlamanın ilk kuralı inşaat ruhsatıdır. Ruhsat alabilmek için mühendislerin ve mimarların bilimsel hesap ve çizim yöntemlerini toplum yararına kullanarak depreme dayanıklı bina projeleri üretmek suretiyle yapı denetim firmalarının kontrolü ile konut üretilmelidir. Kaçak ve kontrolsüz yapıyla her beraber mücadele etmeliyiz” şeklinde açıklama yaptı.

Bir kez daha kalın harflerle
çiziyoruz; sesimize kulak verin
Afet’in olayın kendisi değil, doğurduğu sonuçlar olduğunu söyleyen Çeliktürk, “Eğer yapılarınızı depreme dayanıklı olarak üretmişseniz, kıyılarınızı doldurup veya var olan ormanı yeşil alanı yok ederek yapılaşmaya açmışsanız, depremden korkmaya gerek yok. Yapılarımız mühendislik ilkeleri ve deprem yönetmelikleri dikkate alınarak üretilmediği için depremden kokuyoruz. Bu nedenle normal büyüklükte bir deprem bile afete dönüşür. Sonuç olarak bir kez daha kalın harflerle çiziyoruz; sesimize kulak verin. Mühendisliğin ilkeleri dikkate alınarak üretilen yapılardan korkmaya gerek yok” diye açıklamada bulundu.

Kaş yaparken göz
çıkarmamamız lazım
“Bugün üzülerek öğreniyoruz ki Gaziantep Üniversitesi’ndeki asırlık fıstık ağaçları inşaat yapılmak için kesilmiş” diyen İnşaat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Gökhan Çeliktürk, “Tabi ki Gaziantep için Çocuk Hastanesi elzem bir ihtiyaçtır, ama kaş yaparken göz çıkarmamamız lazım. Üniversite içerisinde boş alanlar mevcutken bu alana inşaat kararı almaları bizleri derinden yaraladı. Üniversite yönetiminin atalarımızın diktiği yetişmesi yıllar alan fıstık ağaçlarını korumalarını beklerdik, ama maalesef yapmadılar. İnşaat Mühendisleri olarak en azından kesilen fıstık ağaçları yerine üniversite içinde yeni ağaçlar dikmelerini bekliyoruz” şeklinde konuşmasını tamamladı. Hüseyin Karataş


Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *