ATLAS ÇAĞLAYAN CİNAYETİ ve İDAM CEZASI

YAYINLAMA: 30 Ocak 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 29 Ocak 2026 / 18.20

Ülkemize ne oldu? Çete batağı, uyuşturucu batağı her yerde. Her gün yeni bir cinayet, her gün yeni bir acı. Şehit edilen çocuklara bakıyorsunuz hepsi pırıl pırıl çocuklar. Öldürenlere bakıyorsunuz birçoğu toplum için tehlike saçan, yüzlerinden şer akan tipten çocuklar. Ülke nasıl bu hâle geldi? Uyuşturucu, cinayet, dolandırıcılık ne isterseniz dünya standartlarının üstünde. Özellikle çeteler artık ülkemiz için milli güvenlik sorunu olmuştur. Bir an önce çok net kararlar ve uygulamalar yapılmazsa, sokağa çıkmak büyük bir cesaret işi olacaktır.

Kısa bir süre önce yüzünden nur akan Atlas ÇAĞLAYAN cinayeti hepimizi derinde sarstı. Katil Efe isimli varlık, güzeller güzeli Atlas’ı katlediyor. Ve kısa bir süre cezaevinde kalıp çıkacak. Katliam yetmiyor olacak ki bu katilin bağlı olduğu çete aileyi ölümle tehdit etmeye başlıyor. Bu olayda yeni çıktı! Son 5-6 yıldan bu yana cezasızlığını verdiği cesaretle katillerin bağlı olduğu çeteler, şehit ettikleri kişilerin ailelerini, yakınlarını kolayca ölümle tehdit edebilir bir hâle geldi. Hatta bu çeteler ellerini kollarını sallaya sallaya adliyelere girip duruşmalarda sloganlar atıp, aileleri tehdit edebilecek kadar rahat bir duruma gelmişlerdir. Çünkü hepsi de cezaevinde az bir süre kalıp infaz kanunu çerçevesinde dışarı çıkacaklarını çok iyi bilmektedir.

Cezasızlık gerçeği, infaz kanunundaki indirimler, Türkiye’nin ekonomik durumu, eğitim sistemi, suçu özendiren diziler, mide bulandırıcı sabah kuşakları gibi birçok değişken faktör, suç grafiğini yükselttiği tartışmasızdır. Bu faktörlerin tüm önemli olmakla birlikte en önemlisi kanaatimce cezasızlık bilincidir. Bu nokta böylesine alenen, kameralar önünde işlenen cinayetlerde idam cezasının gerekliliği insanın aklına gelmektedir. Şimdi kısaca ülkemizde neden idam cezasının olmadığını inceleyelim.

Türkiye'de idam cezasının kaldırılması hem hukuki reformlar hem de uluslararası standartlara uyum süreciyle doğrudan bağlantılıdır. Bu süreç tek bir günde değil, aşamalı bir şekilde gerçekleşmiştir. İşte Türkiye'de idam cezasının bulunmamasının temel nedenleri ve tarihsel süreci:

Avrupa Birliği uyum süreci ve uluslararası sözleşmeler, idam cezasının kaldırılmasındaki en büyük etkenlerdir. Türkiye, Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik hedefi doğrultusunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamında, Avrupa Konseyi üyesi olarak idam cezasını yasaklayan ek protokoller imzalamıştır. Örneğin 6’ncı Protokolle barış zamanında idam cezasının kaldırılmasını öngörülmüştür. Bunun gibi 13’ncü Protokolle, savaş dahil her türlü durumda idam cezasının tamamen kaldırılmasını hüküm altına alınarak idam tamamen hukuk sisteminden çıkarmıştır.

Ülkemizdeki idam cezasının tarihsel sürecine baktığımızda ise idam cezası, Türkiye'de en son 25 Ekim 1984 tarihinde Hıdır Aslan için uygulanmıştır. Bu tarihten 2004 yılına kadar geçen 20 yıllık süreçte mahkemeler idam kararı verse de TBMM bu kararları onaylamayarak "fiili bir moratoryum" (uygulamayı durdurma) ilan etmiştir. Anayasanın 38’nci maddesine, 2004 yılında yapılan değişiklikle getirilen "Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez" hükmü çerçevesinde idam cezası Türk hukuk sisteminden tamamen kalkmıştır.

Tüm bu süreçlerde tetikleyici ilke, cezanın infazından sonra hata durumunda telafi edilemezlik ilkesi olmuştur. Özellikle idam gibi cezalardaki yargı hatalarının telafi edilemez oluşu gerekçe olarak sunulmuştur. Masum bir insanın idam edilme riski "yaşam hakkı" kapsamında en büyük tehdit olarak görülmüştür.

Dikkat edilirse hep katil olmama ihtimali olan bir kişini yanlışlıkla idam edilmesi üzerine konu kurgulanmıştır. Öldürülen masum insanlar, aileleri, kısas kurumu, kamu vicdanı üzerinden olaya bakılmamıştır. Teknolojinin bu kadar ilerlediği, her köşe başında bir kameranın olduğu ve Atlas olayındaki gibi tüm gelişmenin kameralar önünde yaşandığı, katilin olayı itiraf ettiği bir vakıada “telafi edilemezlik” ilkesinin çiğnenmeyeceği aşikardır.

Cani herkesin önünde, kameralar önünde masum bir kişiyi katlediyor, bunu ifadesinde kabul ediyor ve sonra infaz kanunu, ceza indirimleri, yaş küçüklüğü ne kadar lehe düzenleme varsa uygulanıp kısa bir süre sonra elini kolunu sallayarak topluma ıslah dahi olmadan dönmesi mi, yoksa %100 suçlu olduğu ortada olan bir kişinin idam edilip, katledilen kişinin ailesinin, yakınlarının, toplum vicdanının dindirilmesi mi daha doğru? Ne dersiniz?

ATLAS ÇAĞLAYAN CİNAYETİ ve İDAM CEZASI
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *