12. YARGI PAKETİNE GENEL BİR BAKIŞ (II)
Yargı paketi ile getirilen yeniliklerin en hacimli kısmını hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmaya yönelik düzenlemeler oluşturmaktadır. Burada "gecikmiş adalet, adalet değildir" prensibinden yola çıkılmış ve usul hukuku üzerindeki bürokratik yüklerin azaltılması hedeflenmiştir.
- GÖREV ve YETKİYE İLİŞKİN DÜZENLEMELER: Mevcut sistemde en büyük gecikmelerden birisini de dosyaların görevsizlik veya yetkisizlik kararlarıyla mahkemeler arasında gidip gelmesi oluşturmaktadır. Bu sorun Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 20’nci maddesinde yapılması planlanan değişiklikle iyileştirilmeye çalışılmaktadır. Buna göre bir mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik konusunda bir karar vermesi üzerine tarafların talebine gerek kalmaksızın doğrudan ilgili mahkemeye gönderilmesi ve böyle yargılama sürecinin kesintiye uğramaması, zamanın bu tip usûlî işlemlere heba edilmemesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Yargıtayın ilk derece mahkemesi kararlarını sadece "görev" veya "yetki" gerekçesiyle bozması engellenerek, davanın esasına yönelik sürecin korunması hedeflenmektedir.
- İHTİYATİ TEDBİRE YÖNELİK DÜZENLEMELER: Mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahalelerin önüne geçmek için HMK 397nci maddesinde de kritik bir değişiklik öngörülmektedir. Buna göre görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemenin koyduğu ihtiyati tedbir kararları, dosya görevli mahkemeye geçip yeni bir karar verilene kadar geçerliliğini korumaya devam edecektir. Bu düzenleme, özellikle alacak davalarında borçlunun mal kaçırmasını engellemek ve davacının hakkını güvence altına almak bakımından hayati önem taşımaktadır.
- BELİRSİZ ALACAK DAVASI DÜZENLEMESİNİN KALDIRILMASI: Paket kapsamında, hukuk sisteminde tartışmalara, karışıklıklara yol açan, bunun sonucunda birçok yanlış kararların verilmesi neticesinde adaletin tecellisini uzatan "belirsiz alacak davası" müessesesinin kaldırılması, onun yerine kısmi dava müessesesine yönelik iyileştirilmeler öngörülmektedir. Ayrıca kısmi davada zamanaşımının kesilmesi imkânının daha geniş bir zemine oturtulması planlanmaktadır. Özellikle iş hukuku ve tazminat davalarında işçilerin ve hak sahiplerinin usûlî hatalar nedeniyle hak kaybına uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
- BOŞANMA DAVALARINDA ARABULUCULUK: Aile birliğinin korunması ve boşanma süreçlerinin oluşturduğu psikososyal yıkımın minimize edilmesi, 12’nci yargı paketinin en hassas başlıklarından biridir. Bakan Gürlek, çekişmeli boşanma davalarının 8-10 yıl sürmesinin kabul edilemez olduğunu, bu süreçte tarafların yeni bir hayat kuramadığını ve ekonomik olarak nafaka yükü altında ezildiğini haklı olarak belirtmiştir.
Bu bağlamda paketin getirmeyi planladığı en büyük yeniliklerden birisi de boşanma davalarının ekonomik ve belirli hukukî kısımlarında arabuluculuk hükümlerinin uygulanmasıdır. Her ne kadar kadına yönelik şiddet vakıaları arabuluculuk kapsamı dışında tutulsa da mal paylaşımı, tazminat ve nafaka gibi konularda tarafların mahkeme kapılarında yıllarca beklemeden el sıkışabilmesinin önü açılmaktadır.
- SOYBAĞI ve BABALIK DAVALARI YÖNÜNDEN: Soybağına ilişkin davalarda öngörülen hak düşürücü sürelerin biyolojik gerçeklik ve hak arama hürriyeti lehine revize edilmesi planlanmaktadır. Babalık davalarında sürenin kaçırılması nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, çocukların haklarının korunması ve aile yapısının hukukî öngörülebilirlik içinde kalması amaçlanmaktadır.
- İNFAZ HUKUKU: Kamuoyunda en çok merak edilen "12. Yargı Paketinde af var mı?" sorusuna Adalet Bakanlığı net bir cevap vermiştir: Taslakta genel af veya kapsamlı bir infaz indirimi yer almamaktadır. Ancak, infaz sistemindeki bazı eşitsizliklerin giderilmesi ve rehabilitasyon odaklı bir yaklaşım için iki ana model tartışılmaktadır.
Hükümlülerin topluma kazandırılması amacıyla, infaz süresinin dolmasına 3 yıl kalan kişilere denetimli serbestlik imkânının tanınması gündemdedir. Bu süreçte elektronik kelepçe, imza yükümlülüğü ve ev hapsi gibi teknolojik izleme araçlarının etkin kullanılması planlanmaktadır.
2004 Öncesi sisteme dönüş olarak nitelendirilen, cezaların yarısının (%50) infaz edilmesi modeli, özellikle adi suçlar ve malvarlığına karşı işlenen basit suçlar için değerlendirilmektedir. Ancak bu düzenleme, toplumda infial yaratan ağır suçları kesinlikle kapsamamaktadır.
|
Kategori |
Kapsam İçi (Tahliye Olabilir) |
Kapsam Dışı (Tahliye Yok) |
|
Suç Tipi |
Basit Dolandırıcılık |
Kasten Öldürme |
|
Suç Tipi |
Trafik Suçları |
Cinsel Saldırı ve İstismar |
|
Suç Tipi |
Basit Kasten Yaralama |
Terör ve Örgütlü Suçlar |
|
Suç Tipi |
Malvarlığına Karşı Hafif Suçlar |
Uyuşturucu Ticareti ve Yolsuzluk |
- CEZASIZLIK ALGISINI KIRMA: 1/10 KURALI: Toplumda "yapanın yanına kâr kalıyor" algısını yıkmak için çok kısa süreli hapis cezalarında dahi hükümlünün cezaevine girmesini sağlayacak düzenlemeler üzerinde çalışılmaktadır. Bu kapsamda, koşullu salıverilme süresinin en az 1/10'unun cezaevinde geçirilmesi zorunluluğu getirilmesi planlanmaktadır. Örneğin, 6 aylık bir ceza alan kişi, denetimli serbestlikten hemen yararlanamayacak ve belirli bir süreyi fiilen cezaevinde geçirecektir.
BAZI ÖNERİLER: Hâkimlerin verdikleri kararların mutlak surette nitelik noktasında değerlendirilecek bir puanlamanın hayata geçirilmesi, yargı kalitesi açısından büyük fayda sağlayacaktır.
Ayrıca hâkimlerin doğdukları coğrafyada hâkimlik yapabilmeleri için uzun bir sürenin geçmesine yönelik bir düzenlemenin faydalı olacağı düşüncesindeyim.
İlaveten Amerika’da 70’li yıllarda çocukların boşanma davalarında psikolojik olarak zarar görmemeleri için ortaya çıkan arabuluculuk müessesesinin ülkemizde de boşanmalar yönünde kabul edilmesi (arabulucu için kıdem şartı aranarak) faydalı olacaktır.
Son olarak arabuluculuk kalitesinin korunması bakımından, avukatlarda yaşanan enflasyonun bir benzerinin oluşmaması adına, noterler gibi sayı sınırlaması getirilmesi önem arz etmektedir.
