NAFAKADA YENİ DÖNEM (SÜRESİZ NAFAKANIN SONU)

YAYINLAMA: 12 Haziran 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 11 Haziran 2026 / 14.49

Türk aile hukukunun en çok tartışılan kurumlarından biri olan yoksulluk nafakası, uzun yıllardır "süresiz nafaka" tartışmalarıyla kamuoyunun gündeminde yer almaktadır. Bugün gelinen noktada ise kanunkoyucu, Anayasa mahkemesinin iptal kararı ile birlikte evlilik süresini esas alan yeni bir modele yönelmektedir.

Türk Medeni Kanununun mevcut 175’nci maddesi uyarınca boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan taraf, mali gücü oranında diğer taraftan nafaka talep edebilmektedir. Kanundaki "süresiz" ibaresi yıllardır hem hukukî hem de toplumsal açıdan yoğun eleştirilere konu olmuştur.

Özellikle kısa süreli evliliklerde, nafaka yükümlülüğünün yıllarca devam etmesi hakkaniyet ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilirken, diğer taraftan evlilik boyunca çalışma hayatından uzak kalmış, ekonomik bağımsızlığını kaybetmiş eşlerin korunması gerektiği de güçlü şekilde savunulmuştur.

İptal kararı ile birlikte hazırlıkları devam eden yeni düzenleme bu iki hassas dengeyi kurmayı amaçlamaktadır. Kamuoyuna yansıyan taslaklara göre nafaka süresi artık evlilik süresiyle orantılı olarak belirlenecektir. Şu an için tartışılan modele göre;

3 yıl süren evliliklerde yaklaşık 5 yıl,

5 yıl süren evliliklerde yaklaşık 7 yıl,

10 yıl ve üzerindeki evliliklerde ise 12 ila 15 yıl arasında nafaka öngörülmektedir.

Ancak altını çizmek gerekir ki bu süreler henüz kanunlaşmış hükümler değildir. Meclis görüşmeleri sırasında değişmesi mümkündür. Kanaatimizce süreli nafaka sistemine geçilmesi tek başına adil bir düzenlemenin gerçekleşmesi için yeterli olmayacaktır. Mahkemelerin yaş, sağlık durumu, çalışma imkânı, çocukların bakımı, evlilik süresi ve tarafların ekonomik koşullarını birlikte değerlendirebileceği esnek bir sistem, ülkemiz için daha adil bir çözüm olacaktır.

Bu bağlamda uzun yıllar ev hanımlığı yapmış, meslek edinme imkânını kaybetmiş bir kişinin birkaç yıllık nafaka ile hayatını sürdürmesi beklenemeyeceği gibi birkaç ay veya birkaç yıl süren bir evlilik nedeniyle ömür boyu nafaka yükümlülüğü altında kalınması da hakkaniyet uygun bir

çözüm olmayacaktır. Bu sebeple evlilik süresine göre kademeli nafaka modeli, doğru istisnalarla desteklendiği takdirde Türk aile hukukunda önemli bir reform niteliği gerçekleştirebilecektir. Özellikle yaşlılık, engellilik, çalışma gücünün kaybı veya çocuk bakım yükümlülüğü gibi özel durumlarda hâkime geniş takdir yetkisi tanınması sosyal devlet ilkelerine daha uygun olacaktır. Süre bitti artık nafaka vermem anlayışının, suistimal edilmesine mâni olunacak düzenlemelerle istisnalarının getirilmesi bazı hadiseler için elzem olabilecektir.

Sonuç olarak nafaka tartışmasının merkezinde adalet ilkesi bulunmalıdır. Hukukun görevi taraflardan birini cezalandırmak değil boşanmanın doğurduğu ekonomik mağduriyetleri hakkaniyet çerçevesinde gidermektir. Yeni düzenlemenin de bu dengeyi sağlayacak şekilde şekillenmesi, toplumun adalet beklentisini karşılayacak en önemli unsur olacaktır.

NAFAKADA YENİ DÖNEM (SÜRESİZ NAFAKANIN SONU)
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *