EYLÜL HÜZNÜ VE GENETİK MİRAS

YAYINLAMA: 10 Eylül 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 09 Eylül 2026 / 12.29

Eylül benim için yalnız sonbaharın gelişi değil; özlemle dolu bir yaprak dökümü. Annemi de babamı da eylülde kaybettim. Her eylül geldiğinde, hayatımdan iki koca çınarın eksilişini yeniden yaşıyorum. Dökülen her yaprakta, serin esen her rüzgarda kısalan günlerde eylül hüznü ve sözcüklere sığmayan bir özlem var. Yıllar hızla geçiyor ama ben hem annemi hem de babamı çok özlüyorum.

Hala elim telefona gidiyor, annemi aramak istiyorum. Bazen “Anneme uğrarım,” diye düşünüyorum. Sonra bir anda artık orada olmadığını, telefonun diğer ucunda sesini duyamayacağımı hatırlıyorum. Telefon kayıtlarımdan numarasını bir türlü çıkaramadım.

Herkesin annesi muhteşemdir. Ama benim annem gerçekten olağanüstü bir kadındı.

Yıllar önce babamla birlikte Gaziantep’in ilk özel hastanesini kurarken, Gaziantep’te iş kadını olmanın, ilkleri kabul ettirmenin ve güvenilir olmanın kurallarını o kadar net koymuştu ki... Mertliği, dürüstlüğü ve dimdik duruşuyla Gaziantep’in “ABLA”sı olmuştu.

İyi bir anne, iyi bir eş, başarılı bir iş kadını ve gerçek bir sosyal demokrattı. Ama her şeyden önce, dürüst olduğuna inandığı insanlara gerçek bir dosttu. Kendi doğrularını yüksek sesle savunur; yanlış olduğuna inandığı hiçbir şeyi kabul etmediği gibi görmezden de gelmezdi.

73 yıllık ömrüne kocaman sevgiler, inanılmaz dostluklar ve parayla ölçülmesi mümkün olmayan zenginlikler sığdırdı.

Onu uğurladığımız gün, sevginin insanları nasıl bir araya getirdiğini, ona olan hayranlık verici saygının boyutunu bir kez daha gördük. Cenaze töreni ona yakışan içtenlikte, güçlü ve sevgi doluydu.

Ufak tefek vücudu, kısacık beyaz saçları, dimdik Cumhuriyetçi kadını duruşu, kalın sesi ve kocaman kalbiyle benim “Minik Dev”imdi.

Cumartesi günü onu toprağa verdik. O gece gökyüzü hüngür hüngür ağladı.

Yıllar sonra, yapılan bilimsel araştırmalarda ortaya çıkmış şahane bir bilgiye denk geldim: Annemizin bize aktardığı genlerin yarısını ve anne soyundan gelen özel mitokondriyal DNA’yı hücrelerimizde taşıyormuşuz. Bu nedenle, genetik açıdan annemizden ve onun annesinden gelen gerçek bir biyolojik miras içimizde yaşamaya devam ediyormuş.

Bu düşünce gerçekten çok güzel: Herkesin içinde annesinden, anneannesinden gelen çok eski bir genetik zincir var, yani annemin genetik mirasını da taşıyorum. Her insan annesinden genlerinin bir bölümünü alıyor. Ama anne soyundan kuşaklar boyunca aktarılan özel bir genetik iz de var; annemden bana, onun annesinden ona ve daha önce yaşamış kadınlardan bugüne ulaşan muazzam bir zincir...

Benim Minik Dev’im, 12 Eylül 2008’de aramızdan ayrıldı, ama ondan kalan sadece fotoğraflar, videolar, ses kayıtları, anılar değil. Onun dünyalardan büyük sevgisi bende, dimdik duruşu, doğruları savunuşu bende. Bana ondan, onun annesinden ve daha önce ailemizin tüm yaşamış kadınlarından ulaşan o büyülü zincirin halkası bende devam ediyor.

Ben annemi sonsuzluğa yolcu ettim ama onu kalbimden hiç uğurlamadım.

Belki de bu yüzden elim hâlâ telefona gidiyor. Çünkü insan, annesini kaybettiğini biliyor; ama yüreği buna bir ömür boyunca alışamıyor.

Eğer anneleriniz hayattaysa, benim için de onlara sımsıkı sarılın. Kocaman öpün.

Artık Minik Dev’ime sarılamıyorum, ona dokunamıyor, onu göremiyorum ama biliyorum:

Bir zamanlar onun içinde yaşayan hayatın küçük bir parçası, bugün hâlâ benim içimde yaşıyor.

Ve bilim, bazen kalbin çoktan bildiği bir şeyi fısıldıyor:

Sevdiğimiz insanlar bizden tamamen gitmiyor.

 

EYLÜL HÜZNÜ VE GENETİK MİRAS
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *