Yüzleşmediğimizi Değiştiremeyiz

YAYINLAMA: 07 Ekim 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 06 Ekim 2026 / 12.51

En güzel şarkıları söyleyen duygularımız paramparça şimdi. Ufukları delip yayılan, neşeli ve bahar gibi bakan gözler artık daha yorgun. Çoğumuz zihnimizde ve yüreğimizde ne tutacağımızı bilemez hâle geldik.

Belki de bazı duygularımız “dünyaya” uymadı. Ve biz o karmaşadan çıkamıyoruz. Kim bilir, belki de iç dünyamız büyük bir mühendislikle ve ustalıkla manipüle ediliyordur.

Zaman ayaklarımızın altından kayıyor ve gerçeklikle hayal birbirini eziyor. Belki de görmek istemediklerimiz felaketimizi doğuruyor. Ya da üstümüzden gelip geçeni sorgulamadan başımızı sallayarak onaylıyor olmamız, çoklu yıkımlara davetiye veriyor.

Çünkü 21. yüzyıl modernitesi, insanın doğasına aykırı biçimde anlamsızlık yüklüyor. Hayata dikkatimizi vermeyi, birbirimize odaklanmayı, yaratıcılığımızı evrene aktarmayı engelliyor.

Belki de etrafa bakıyor gibi görünüyoruz ama yakınımızdaki hiçbir şeyi görmüyoruz. Ellerimiz bir şeylere değiyor gibi yapıyor ama asla hissetmiyoruz; sadece onunla selfie çekiyoruz.

Aslında muazzam sözler kuruyoruz, değil mi? Hayatın çoğu romanını biz yazmışız gibi büyük analizlere imza atıyoruz. Körelen her ilişkiye dair açılımlarımız da var.

Belki hâlâ çok uğraşıyoruz, durmadan koşturuyoruz. Yığınlarla kitabın kokusu bize değiyor, her alana yeni bir politik teori tahsis ediyoruz.

Ama bütün bunlar kişisel iddialarımıza yanıt olmuyor. Düşünsel etrafımız büyük bir kuşatma altında ve her an yeniden hiçleşiyor bildiklerimiz.

“Böyle yaşanmaz,” diyoruz. “Anı yaşamak gerekiyor, hayatı kaçırıyoruz,” diyen sözleri yüksek sesle birilerine duyuruyoruz. Oysa herkes gibi biz de parçalanıyoruz. Asıl zamanı ve anı kaybeden biziz.

Diğer taraftan herkesin olanlar karşısında bize karşı anlayışlı, sabırlı ve iyimser olmasını bekliyoruz. Ama bir kerecik bile kendimize dönüp “Karşı tarafa ne hissettiriyoruz?” diye dertlenmek aklımızın ucundan pek geçmiyor.

Oysa sevmediğimiz, hayatımız için değerli saymadığımız, uzak ya da yakındaki birilerine yapılan haksızlıklara sessiz kaldıkça başımıza gelen belalarla baş etmenin mümkün olamayacağı gerçeğini her seferinde göz ardı ediyoruz.

Yanı başımızdan dünyanın en uzak noktasına ve en köhne şeritteki canlıya kadar arızalı bir hayatın doğurduğu salgınlarla karşı karşıyayız. Hepimize yapılan şey aynı. İnsan eliyle çoğaltılan zorlukların, güçlüklerin, acıların ve ısıtılıp ısıtılıp üstümüze dökülenlerin farkında değil miyiz?

Bir terslik olduğunu herkes biliyor. Nasıl düzeltileceğine dair büyük fikirlerimiz de yok değil; ama olana karşı sorumluluk duyanlar azalıyor.

Çöküşle baş etmek, ancak sorunun kaynağını doğru görmekle ve birlikte kolektif sorumluluk almakla mümkündür.

Evet, dünyada egemen ve büyük, sistematik bir düzen var. Bu çark çoğumuzun kavrayamayacağı derecede muazzam işliyor ve hepimizi dizayn ediyor. Onun için sistematik sorunlarla karşı karşıyayız.

“Çok kuvvetli güçler” tarafından her şeyin yapıldığını iddia etsek de kişisel hatamız olmadığını söyleyerek kendimizi masumlaştırsak da olumsuz sonuçlar bizden bağımsız değil.

Toz kaplamış düşünceleri sağa sola sallamakla, öfkeyle bağıran kalbi öylece tutmakla hayatın canlı kıyılarına ulaşılmaz.

Kaybettiğimiz bağları yeniden kurabilmek için olduğumuz yerde yeniden birbirimize karışmak en doğru başlangıç.

Birbirimize umutlu gözlerle bakmak istiyorsak; zihnimizde özgürlüğü, ruhumuzda sevgiyi, dünyamızda ise adaleti inşa edeceğiz.

Emeğimizi, sevgimizi, birikimimizi ve dikkatimizi doğru şeylere vermemiz gerekiyor.

Doğru şeye yönelmediğimizde sadece kendimizi oyalamış oluruz; hayat hep eksik kalır, hayal dünyamız Keloğlan’ın Masalları’nı aşmaz, içimizdeki arızalı duygular iyileşmez.

Kötü olan ne varsa ilkin ondan uzaklaşmayı denemeliyiz.

Özgürlük aynı zamanda yüzleşmektir, derler.

“Belki yüzleştiğimiz her şeyi değiştiremeyiz ama yüzleşmeden hiçbir şeyi değiştiremeyiz.”

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Dönüş - Mehtap CEYRAN

Çalınan Dikkat – Johann Hari

Yüzleşmediğimizi Değiştiremeyiz
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *