O'NUN HUZURUNDA “SAP GİBİ” DURMAK

YAYINLAMA: 05 Kasım 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 04 Kasım 2026 / 11.42

Yine bir 10 Kasım’a günler kaldı. Ulusumuzun kurucusu, ulu önder Atatürk’ümüzü bu yıl da derin bir özlem ve çok büyük bir sevgiyle anacağız. Halkımız, tüm dünyayı hayran bırakan bir coşkuyla yine sel olup Anıtkabir’e, Dolmabahçe Sarayı’na akacak.

Günümüzün cahil, ahlaki değerleri zayıf idarecilerinin Atatürk'ü neden kıskandıklarını  anlamaya çalışıyorum. Halkın tepkisinden o kadar korkuyorlar ki bunca yolsuzlukları, hırsızlıkları, hukuksuzlukları gözlerini kırpmadan müthiş bir arsızlıkla ve öz güvenle yaptıkları halde, O’nun huzurunda “sap gibi” durduklarını düşünmelerine rağmen, ellerinden daha başkası gelmiyor. Her 10 Kasım'da aynı görüntü. Başlar öne eğiliyor, sirenler çalıyor, saygı duruşuna geçiliyor. Herkes Atatürk'ü o kadar müthiş bir saygıyla selamlıyor ki onu şiddetle kıskananlar, yaptıklarını Türk toplumuna bir türlü unutturamayanlar “sap gibi” durmak zorunda kalıyorlar.

Onun kurduğu Cumhuriyet'in nimetlerinden yararlanıp, onun emanet ettiği değerleri aşındıranlar, bilimi değil cehaleti, liyakati değil sadakati, adaleti değil çıkar ilişkilerini önceleyenler, çağdaşlığı değil bağnazlığı dayatmaya çalışanlar, kamu kaynaklarını korumak yerine onları arsızca talan eden, çalan, çırpan, kendi çıkarını düşünenler, hukukun üstünlüğü yerine gücün üstünlüğünü tercih edenler, 88 yıl önce ebediyete göçmüş bir insanla, ellerindeki tüm güce rağmen, başa çıkamıyorlar.

Kurucu önderimiz makamın değil milletin büyüklüğüne inanıyordu. O, yöneticinin hesap vermesini bir zayıflık değil, devlet ahlakının gereği sayıyordu. Cehaletin karşısına bilimi, ayrıcalığın karşısına eşitliği, keyfî yönetimin karşısına hukuku koyuyordu.

Belki de onu kıskanmalarının tam nedeni tüm bu değerleri bu kadar iyi korumuş ve kollamış bir lideri bir türlü halkın gönlünden silememeleri. Atatürk bunca yıl geçmesine rağmen, hâlâ tüm dünyaya örnek olan öğretisiyle, gönüllerdeki yerini daha da büyüyerek koruyor.

Atatürk'ü çok kıskanıp, her fırsatta onu küçümsemeye çalışan bir grup insan, ölüm yıldönümünde "Niye orada sap gibi duruyoruz, bu ne gereksiz bir davranış" diyorlar. Atatürk'ü küçümsemeye, mirasını tartışmaya açmaya, adını ve hatırasını değersizleştirmeye çalışan bazı çevrelerin dilinden düşmeyen sözler bunlar.

Ne var ki 88 yıl önce ebediyete yürümüş bir insanın gölgesi bile onları titretmeye yetiyor, ölümünden 88 yıl sonra bile O’ndan, halkın onun aziz hatırasına toz kondurmamasından çekiniyorlar ve 88 yıllık nefret savaşlarını bir türlü kazanamıyorlar, kazanamayacaklar.

Atatürk, herhangi bir siyasi makamın, iktidarın ya da dönemin gücüyle ayakta duran bir isim değil. O, milletin hafızasına, tarihine ve gönlüne yerleşmiş bir değer.

Atatürk’ün Türk toplumuna armağan ettiği Cumhuriyet'in kazanımları, Atatürk'ün temsil ettiği çağdaş ve ahlaki değerler, kişisel çıkarların, siyasi hesapların, liyakatsizliğin, hukuksuzluğun ve ayrıcalık arayışının karşısında dimdik duruyor.

O; makamı milletin üzerinde görmeyen, devleti şahsi mülkü saymayan, yöneticiliği bir imtiyaz değil sorumluluk kabul eden bir anlayışın simgesi.

İşte tam da bu yüzden, onun mirasıyla barışamayanlar , aradan geçen 88 yıla  rağmen başaramıyorlar. Gençler onun ilkelerini, emanetini kocaman yüreklerine kazıdı. Küçücük bebeklere anneler, babalar Atatürk’ü, ilkelerini öğretiyor. O yüzden bugün hâlâ onun karşısında zorla saygı duruşuna geçmek zorunda kalanlar, en çok onun temsil ettiği millet iradesinden çekiniyorlar.

Milyonlarca insanın gönlünde kurulan, yıllar geçtikçe büyüyen, ululaşan bir kahramanın  tahtını  bir emirle, bir kararla, sinsi propagandalarla yıkamayacaklarını anlıyorlar.

88 yıl önce ebediyete yürüyen bir insanın fikirleri hâlâ dimdik ayakta. Onunla mücadele ettiğini sananların ise hâlâ aşamadığı bir gerçek var: Atatürk, onların iktidarından çok daha büyük bir tarihî mirasın sahibi.Her 10 Kasım'da bir kez daha anlıyoruz ki; Atatürk, bir dönemin değil, bir milletin tarihi.

Saygı, minnet, hayranlık  ve sonsuz özlemle…

 

O'NUN HUZURUNDA “SAP GİBİ” DURMAK
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *