Aziz Seman'ın yurdu

YAYINLAMA: 01 Ocak 1970 / 04.00 | GÜNCELLEME: 01 Ocak 1970 / 04.00

Nedim Kimyon Samandağlı. İskenderun’da Vitra nın bayisi. Zaman zaman Arsuz’daki evimize inşaat yaptırdığımız için tanıştık. Mülkiye mezunu, çok okuyan, gayet bilinçli, iyi gözlemci mükemmel bir insan. Her biraraya geldiğimizde dört saat filan konuşuyoruz. Ben, mest oluyorum. Zira benim dilimden konuşuyor. Bize, “sizi memleketim Samandağı’na götürüp gezdireceğim” demişti, sözünü tuttu.

                Nedim Bey önde, biz arkada düştük yollara... Yanımızda Samandağ kaymakamlığının rehberi İsmail Zubari... Samandağa’a yaklaşınca inşaat halindeki bir yola saptık. İşaret filan hakgetire... Biz, kendi başımıza olsak katiyen bulamazdık Aziz Seman manastırını.

                Efendim, büyük bir banka manastırın olduğu yere ve eteklerine rüzgar gülleri dikiyor. Ben de ilk kez rüzgar gülü inşaatı ve rüzgar güllerini yakından görüyorum. Pervaneleri taşıyan gövde neredeyse üç metre çapında, çok uzun. Pervaneler dört adet ve dev... Pervanelerin monte edildiği başlık ise neredeyse küçük bir gemi kadar! Muhteşem bir teknoloji... İnsanoğlu dağın başına, o devasa gülleri nasıl monte ediyor...

                Bozuk yolda gitmek zorunda kalan arabamıza acıyarak, yolda kaybolarak 480 metre rakımlı tepeye varıyoruz. Aziz Seman manastırı yıkılmış tabii ama müthiş bir yapı imiş zamanında... Hele o sütun başlıkları, aklımı başımdan aldı. Hasır gibi örülene mi bakarsınız, hasırın kenarlarındaki üzüm salkımı motiflerini mi seyrederseniz... Şahane, şahane...

                Günde en az bir kere isyan ederim ben! Dün de ettim! Canım memleketimin tarihini neden öğretmezler bize? Yerleşim yerlerinin isimlerini neden saçma sapan isimlerle değiştirirler? Birçok yerleşim biriminin asıl ismi, o yerin kimliği aslında... İşte size bir örnek: Seman kalesi olmuş size Samandağ... Hiç olur mu? Seman/Simon bir azizin ismi. 6. Yüzyılda yaşayan ve Hıristiyan olan Aziz Seman, yaşam stili olarak “Terk-i dünya ya da Stilit” denilen yöntemi benimsemiş. Kendi adına yapılmış manastırdaki bir sütun üzerinde çile çekerek/yaşayarak dünya nimetlerinden elini çekiyor. Hani derler ya “bir lokma, bir hırka”... Tüm hayatı boyunca, sütunun üzerinde, sadece karnı doyacak kadar beslenerek yaşamış.Yani, inzivaya çekilmiş, ama daha sonraki örneklerde olduğu gibi bir odada değil, sütunun üzerinde. Manastırın yapıldığı dağın ismi de Seman dağı... Seman dağı, Antakya’nın güneybatısına düşüyor.

                Aziz Seman manastırı 6. yüzyılda gönüllüler tarafından inşa edilmiş. Manastırın inşaat alanı 20 bin metre kare kadar. Doğal olarak, hemen inşa edilemiyor bu tür yapılar. Tamamlanması seneler sürüyor. Aziz Seman manastırı da öyle. İçerisinde zaman aralıklarıyla yapılmış çeşitli kiliseler barındırıyor. Manastırın orta kısmına isabet eden bölümde sekizgen  bir mekan bulunuyor. Sekizgenin ortasında Aziz Seman’ın üzerinde yaşadığı sütun var. Bugün, kayaya oturtulan sütunun kaidesi yerinde dururken, üzerinden kopan sütun parçaları etrafa yayılmış bulunuyor.

                Bugün ismi Samandağ olan Seman kalesi çok da stratejik bir yerde aslında. Asi nehrinin (antik ismi Orontes) denize kavuştuğu yerde kurulmuş. Seman dağından kentin muhteşem bir görünüşü var. Dümdüz bir ova ve heryerinde binalar... Bu arada verimli ovada sebzecilik ve mandıracılık da yapılıyor tabii... Hemen yakınında yükselen Amanos dağının eteklerinde de narenciyenin her türlüsü yetiştiriliyor.

                Nedim Bey’in söylediğine göre 20-25 bin kadar Samandağlı Arap ülkelerinde çalışıyormuş. Oradan kazandıkları paralarla, memleketlerinde çocuklarını okutuyorlar, ev, bahçe yapıyorlar. Yaşam düzeylerini yükseltiyorlar yani... ticaret de yapıyorlar.

                Yazının başında yazdım, Nedim Bey çok bilgili bir insan, o nedenle de müthiş analiz yapabiliyor. Ona, Antakya bölgesinde, Adana’da yani Kilikya’da yoğun olarak yaşayan ve bence çok da aydın olan“Nusayrılerin/Arap Alevilerinin dinini anlatır mısınız?” diye sordum. Çok güzel cevap verdi, kendi ağzından özetleyeyim:

                “Biz, Nusayri/Arap Alevisi olduğumuzu 12 Eylül ihtilalinden sonra öğrendik! O tarihe kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer vatandaşlarından farklı olduğumuzu bilmezdik! İnanış olarak Nusayriler, tüm dinleri kabul ederler, kitapları Kuran’dır ve kendilerini Müslüman olarak tanımlarlar. Yani, törelerimizde Yahudilikten, Hıristiyanlıktan ve Müslümanlık izler vardır. Yakın zamana kadar aile büyüklerinin bazıları Ramazan’da oruç da tutarlardı. Kurban Bayramını zaten kutlarız... Bunların yanısıra Aralık ayında Aziz Barbara gününü; 6 Ocak’ta ise Noeli kutlarız.“

Nedim Bey’den duyduklarımın devamı var: Nusayriler, bütün insanlığa hizmet eden ünlü büyükleri veli olarak kabul ediyorlar. Atatürk’de bu insanlardan birisi. Nitekim 1939’da Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’ne katılırken, Nusayriler/Arap Alevileri, oylarını Türkiye’den yana kullanmışlar. Nusayriler, hoşgörülü ve bulundukları çevreye kolay adapte olabilen insanlar. Toplum arasında adi suç oranı da düşük, kız kaçırma ve cinsel suçlar gibi olaylara da pek rastlanmıyor.

Samandağ/Seman Kalesi gezimi anlatmaya devam edeceğim.

               

 

Aziz Seman'ın yurdu