ARABULUCULUK KAVRAMI VE HUKUKİ SÜREÇTEKİ KATKILARI

YAYINLAMA: 29 Aralık 2022 / 15.01 | GÜNCELLEME: 29 Aralık 2022 / 15.01

Bilindiği gibi, arabuluculuk artık birçok hukuki uyuşmazlıklarda karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle bu yazımızda, arabuluculuk kavramının ne olduğundan ne zaman uygulanmaya başlanıldığından, yasal dayanağından ve hedeflenen faydanın ne olduğundan bahsederek başlayalım isterseniz.

Arabuluculuk, ülkemizde 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile, bir alternatif uyuşmazlık çözümü yolu olarak uygulanmaya başlamıştır.

Kanunda da değinildiği gibi, arabuluculuk müessesesi, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Taraflar arasında ortaya çıkan bir hukuki uyuşmazlığın, dava aşamasına geçilmeden tarafsız ve uzman bilirkişilerce giderilmesine yönelik olarak ortaya çıkmış olan yöntemdir. Arabuluculuk ile tarafların menfaati ve hukuki sürecin daha kısa sürmesi amaçlanmıştır. Zamanla da görülmüştür ki, amaçlandığı gibi arabuluculuk yolu ile hızlı ve kesin sonuçlar alınmaktadır.

Arabuluculuk yoluna iki şekilde gidilebilmektedir, bunlar dava şartı olan arabuluculuk ve ihtiyari arabuluculuklardır. Dava şartı arabuluculuklarda dava yoğunluğu ve dava sürecinin çok fazla uzun sürmesinden dolayı tarafların uğradıkları hak kaybının en aza indirilmesi nedeniyle, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurunun zorunlu olması çoğu hukukçu bakımından haklı bir uygulama olduğu düşünülürken, bazı durumlarda tarafların arabuluculukta anlaşma ihtimali zaten mümkün olmamasının öngörülmesinden dolayı, arabuluculuğun bu durumlar bakımından zorunlu tutulmasının süreci uzatmaktan başka bir durum oluşturmayacağı yönünde görüşü olan hukukçular da azımsanamayacak kadar fazladır. 

Dava şartı zorunlu arabuluculuklar şu anda bazı hukuki uyuşmazlıklar bakımından uygulanıyor olsa da, ilerleyen süreçlerde hemen hemen bütün davalarda zorunlu hale getirileceği öngörülmektedir.

O halde zorunlu arabuluculuğun hangi davalar bakımından uygulandığını birlikte inceleyelim ve hukuki süreç ve hak kaybı yaşanmaması bakımından önemini beraber değerlendirelim. Dava şartı zorunlu arabuluculuklar; İşçi-işveren dava şartı, ticari dava şartı, tüketici dava şartı arabuluculuklardır.

-İşçi-işveren uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalarda; Alacak, iş, itirazın iptali, menfi tespit, tazminat ve işe iade istemli tespit konularındaki uyuşmazlıklar bakımından,

-Ticari uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalarda; Alacak, deniz ticaret, el atmanın önlenmesi, itirazın iptali, kira, menfi tespit, tazminat konularındaki uyuşmazlıklar bakımından,

-Tüketici uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalarda; 3. şahıs tarafından açılan menfi tespit, alacak, menfi tespit ve Tüketiciyi Koruma Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından zorunlu dava şartı arabuluculuk müessesesine başvurulmaktadır.

Arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu ve yukarıda genel hatlarını belirttiğimiz uyuşmazlıklara ilişkin açılacak davalarda, yapılan yanlış ya da eksik işlem sonrasında usulden ret gerçekleşir.

Arabuluculuk sistemi ile her ne kadar dava yoluna gidilmeden anlaşma yapılması amaçlansa da taraflar arabuluculuk aşamasında anlaşamayabilirler. Bu hallerde, arabulucu sisteminde uzlaşma sağlayamayan kişi, mahkeme yoluna başvurabilir. Fakat bunun için geçerli bir zamanaşımı süresi vardır. Kanun koyucunun belirlediği zamanaşımı süresi, hak düşürücü süredir. Yani süre dolduktan sonra, dava açılamaz. Bahse konu hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra dava açılabilmesi için yeniden bir arabuluculuk yoluna gidilmesi gerekir. Her konu hakkındaki zamanaşımı süresi farklı olmaktadır. Örneğin; İşe iade talepli davalarda arabuluculuk faaliyeti sonrasında anlaşmaya varılmaması halinde son tutanağın düzenlenme tarihinden itibaren 2 hafta süre içerisinde iş mahkemesinde dava açılması gerekmektedir. Arabuluculuk başvuru sürecinden kaynaklanan giderler ise, dava açıldıktan sonra, dava sonucunda haksız bulunan tarafça karşılanır.

Son olarak, her zaman bilinmesi gereken bir hususa değinmek isterim ki hukuki uyuşmazlıklar ne şekilde sonuçlanabileceği hiçbir zaman kesin bir öngörüyle bilinemezdir. Farklı yöntemlerle farklı sonuçlar elde edilebilir ve spesifik konulara gerçekten dikkat edilmelidir. Usuli işlemler doğru yapılmadığı takdirde büyük hak kayıplarıyla sonuçlanabilmektedir. “Usul esasa mukaddemdir” prensibiyle de usul işlemlerinin esastan önce geldiğinin önemi açıkça vurgulanmıştır. Zorunlu dava şartı arabuluculuklarda ise usuli işlemlere sürelere çokça dikkat edilmesi gerekmektedir. Zira arabuluculuğun, her ne kadar ülkemizde 10 yıllık bir geçmişi bulunuyor olsa da her dava kendine münhasırdır. Zorunlu dava şartı arabuluculuğun her geçen gün daha fazla davalarda uygulanılması yönünde çalışmalar sonucunda da arabuluculuğun süreceği zaman, arabuluculuk son tutanağı düzenlenilmesi ve dosyanın kapatılmasından sonra ne kadar süre içinde dava açılması gerektiği, dava açıldıktan sonra arabuluculuk son tutanağı aslının dosya içine eklenilmesi gibi usul işlemlerine çokça dikkat edilmesi gerekir.

Geniş hatlarıyla arabuluculuk kavramı ve hukuki süreçteki katkılarına kısaca değinmeye çalıştık, bir sonraki yazımızda başka bir hukuki konu ile görüşmek üzere..

ARABULUCULUK KAVRAMI VE HUKUKİ SÜREÇTEKİ KATKILARI