EMEKLİ SAĞLAM BİR TOKAT ATTI

YAYINLAMA: 04 Nisan 2024 / 00.00 | GÜNCELLEME: 03 Nisan 2024 / 21.37

ŞİMDİ ÖZLEDİĞİMİZ VE BEKLEDİĞİMİZ POLİTİK DİSİPLİN ZAMANI

1 Nisan her anlamda bahar dallarıyla geldi. Ülkeye sihirli bir değnek değmiş ve 22 yıllık korkunç bir kabustan uyanmışız gibi, umut ve huzurla yeni güne başladık.

Bitişten önceki son çıkışı fark eden, özellikle onurlu emekli kesim bu düzene sağlam bir tokat attı.

Tekke ve zaviyeler yasasına rağmen birçok bakanlığa çöreklenmiş tarikat mensuplarını yakalayıp cezalandırmaktan öte, adında “Milli “ olan eğitim yuvalarımızda bunların kuluçkaya yatmalarına devlet eliyle verilen desteğe,  cahil kesimde hurafelerle bezenmiş akıl dışı yaşama, keyfi olarak  ülke için potansiyel tehlike arz eden kurum kuruluşlara  verilen parasal desteklere, yandaşlara verilen tavizlere, arsızca , sorumsuzca, güç zehirlenmesiyle savrulan devlet kaynaklarına, son yıllarda derinleşen toplumsal bölünmelere ,takım tutar gibi taraf olmalara, etnik ve dini farklılıklar kullanılarak derinleştirilen ayrışmalara, toplumun farklı kesimlerinin birbirinden giderek uzaklaşmasına halk “ Dur” dedi.

31 Mart 2024 Pazar günü, bu çarpık iradeye anlayacakları dilde bir ikazda bulunduk.

Sıra şimdi özlediğimiz ve beklediğimiz politik disiplin zamanında. Devlet sorumluluğuyla birer birer sorun çözecek ve çağdaş dünyaya bizi taşıyacak yerel yönetimlere çok iş düşüyor.

Yıllarca, küçücük bir çocukken büyükbabam ve babamdan gördüğüm parti disiplinini CHP ve tüm partilere yeniden hatırlatmak ve bunları hayata geçirmek lazım. CHP genel başkanı Özgür Özel’in gözleri dolarak örgüte içten teşekkürü sırasındaki “Çocuklar gelir artık, çayı demleyelim” diyen örgüt görevlisinden tüm bireylere kadar hepimizin bu disiplinde gereken yeri almamızın vakti geldi. Yıllar önce partinin en zor zamanlarında, örgüt binasında oturacak sandalyenin olmadığını bilen CHP sevdalıları, kendi bütçeleriyle satın aldıkları sandalyeleri taşıtmak için, havanın kararmasını bekleyip, el ayak çekildikten sonra, kimsenin onurunu kırmadan, kimseler  görmeden alınan sandalyeleri parti binasına taşıtırlardı. Adının ön planda geçmesini şart koşmayı aklından bile geçirmeden tüm yoldaşlar karınca kararınca yaraları sararlardı. Belediye meclislerindeki oturum paraları her ay partinin mutemedince alınır ve o bütçe ile eksikler giderilirdi. Partiye gönül vermiş insanlarımıza kol kanat germeyi görev bilirdik. 15 yıllık meclis üyeliğim, belediye başkan vekilliğim boyunca, hiçbir komisyon ve meclis oturumundan ödeme almamanın gururunu hala taşıyorum. Parti grubumdaki arkadaşlarım da öyle…

Yıllar önce ofisime gelen bir hekim bana neden doktor olduğunu şöyle anlatmıştı:
“1970’li yıllarda CHP gençlik kolları üyesiydim. Gaziantep Lisesi’nde öğrenciydim. O karanlık günlerden birinde  polis okulu bastı. Çıkan arbedede ben polis kurşunuyla vurulduğumu hatırlıyorum. Gözlerimi Yılmazer Hastanesi’nde açtım. Olayı haber alan babam ve arkadaşlarım beni kucaklayıp hemen özel hastaneye, ne kadar ödemeleri gerektiğini düşünmeden, can havliyle getirmişler. Op. Dr Rauf Yılmazer beni hemen ameliyata almış. Kurşunu çıkarmış. Babama vermiş ve “Devletin polisi vatandaşa kurşun sıkamaz. Bu haddini bilmeyen polis,  devleti de zan altında bıraktı. Partili avukatlarımız dava açacak ve bu adam gerekli cezayı alacak. Hiç endişeniz olmasın” demiş.

Özel hastaneye para ödemesi gerektiğini bilen yoksul babam sürekli, “Doktorum size ne kadar ödeme yapmam lazım?” diye soruyormuş. Babanız, “Önce oğlumuz kendine gelsin, hayati tehlikeyi atlatalım, yarın sabah konuşuruz” demiş.

Babamın sabaha kadar gözüne uyku girmemiş. Sabah erkenden hastanenin yolunu tutup Doktor Rauf beyle konuşmuş. Aldığı cevap şu olmuş: Hiç merak etmeyin. CHP Gençlik Kolları tüm ödemeyi yaptı“.

Konuğum bunu anlattığında ikimiz de ağlıyorduk. “İşte ben bu yüzden hekimlik mesleğini seçtim” diye sözlerini bitirdi.

Bize işte bu ruh, bu disiplin lazım.

Şimdi, yıllardır özlediğimiz zaferi bize kazandıran, büyük bir başarıyla memleketimizi kırmızıya boyayan partimizin tüm görevlileri, şımarmadan, güç zehirlenmesine kapılmadan, yedi gün yirmidört saat özveriyle hizmet vermek zorundalar. Bu 101. Yaşını kutlayan ulu çınarımıza gönül borcumuz,Cumhuriyetimize vatan borcumuz..

Şimdi artık büyük ustanın dediği gibi:

İnanın güzel günler göreceğiz çocuklar
Güneşli günler göreceğiz.

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
Işıklı maviliklere süreceğiz…

 

 

EMEKLİ SAĞLAM BİR TOKAT ATTI
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *